Gönderen Konu: ....lanetim...  (Okunma sayısı 1541 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı sacrife

  • Hizli Üye
  • ****
  • İleti: 295
  • ÜYENİN İTİBARI 190
  • Cinsiyet: Bayan
  • ....üstinsan....
....lanetim...
« : 02 Mayıs 2008, 17:41:08 »
Ah! Her şeyi anlamak, her şeyin sonunu hissedebi lmek, hiçbir zaman mutlu olamamak, her davranışın gerçek sonunu görebilmek… Keşke Dostoyevs ki okumasaydım; bir budala gibi küçücük şeylerle mutlu olabilsey dim. Bir sabun köpüğü benim için dünyalar olsaydı, hiçbir şekilde mantık kuramayıp anlık heveslerl e, zevklerle yaşasaydım. Ne kadar da mutlu ölürdüm değil mi?
 
Değil hiç de değil; hayatın dramını göremeyen insanlar; ah kör insanlar! Budala olmayıp da kör olanlar. Ne acı size! Bu dünyada olanlarda n en ufak bir haberiniz bile yok. Bu dünyanın parazitle ri; evet gerçekten birer parazitsi niz. Dünyayı kullanara k yaşayan ve ona zarar veren.

Ölene kadar acı çeksem de bu dramı seyretmey e devam edeceğim; asla sizler gibi gözlerimi kapayıp içkimi içmeyeceğim. Ve sizlere; kör baylar ve bayanlar acıyarak bakacağım. Eğer içinizden biri bir şeylerin farkına varırsa; ona şarap ikram edip; düşünme yaşa diyeceğim. Siz o lanetli kadehi içerken ben ne yapacağım biliyor musunuz? Size kıs kıs güleceğim sanıyorsunuz; yanıldınız kör baylar. –ah tabi kör biri nasıl yanılmaz ki!- Benim sizinle hiçbir işim olmaz. Sizin lanet zevklerin izden bana ne! Ben acınacak durumda olanlarda n zevk alsaydım; sizden ne farkım olurdu söyleyin bana. Belki bende içeceğim ama kesinlikl e keyiflenm eyeceğim. Her bardakta bardak dolusu yaş akıtacağım.

Peki bu dünya için niye mi bir şey yapmıyorum? Ah! Kör baylar siz gerçektende körmüşsünüz. Bu dünya için bir şey yapmak ha! Hah hah ha. İşte şuan gerçekten keyiflend im. Bu dünya için nasıl bir şey yapabilir im? Bu bayırdan aşağı kayan kamyonu bir çocuğun tutmaya çalışmasıdır. Ne olur biliyor musunuz? Tutamaz ve kamyonun altında ezilir gider. Çocuktan sonra kamyon ufacık dahi yavaşlamaz. Ama siz şimdi de gayret yada işin ucundan tutmuş olma diyeceksi niz –bu arada siz kimsiniz ki bana bir şey diyorsunu z-. İşte yine her şeyin sonunu görmek! Hiçbir şey değişmeyecek ve kahrolası ben ölmüş olacağım. Yani ölümden korkuyorm uşum. Şuan bunu düşünüyor o pas tutmuş beyinleri niz –hiç olmasa belki de ilk kez düşünüyor-.

Ölüm! Siz benim yerimde olsanız hangisini seçerdiniz? Bir yanda acıları görerek acı çekmek, diğer tarafta bir anlık acı ve yok oluş (öbür taraf yani öteki dünya konusunda sizi birazdan tatmin edeceğim zaten). Tabi ki ölüm değil mi? Ama baylar ben sizden farklıyım dedim ya en başında. Yani ben acıdan zevk alıyorum öyle mi? Bu dünyada acıdan zevk almayan tek bir canlı bile yoktur (bunun nedenin açıklamaya bile değmez; herkes farkındadır bunun). Ama kör bayanlar yine yanıldınız, benim ölümden kaçmam acıdan aldığım zevkle alakası bile yoktur. Ölüm yolunun sizin seçtiğiniz yoldan farkı ne bana söyler misiniz? Siz zevklerle kendinize bir kurtuluş yolu buluyorsu nuz, ben ise kaçarak! Ne oldu aynı olmasa da; ikimizde yasak kelimece bir yol seçmiş oluyoruz bu dünya da!

Hah ha! Abartıyorum ha? Siz abartma görmemişsiniz. Siz kendinizi uyutmayı ne kadar da seviyorsu nuz. Zihninizi içerek benim gibi bir anlık uyutmuyor sunuz. Siz beyninizi komple uyutuyors unuz; batıl şeyler kör inançlarla. Sizin hem batıl inançlarınız var, hem de sizce batıl gözükmeyen batıldan daha beter olan inançlarınız var. Bu kadar çaresiz misiniz ki; her şeyin arkasında dayanacak bir kavram arıyorsunuz. Ters giden her şeyi kötü talihe, iyi gelişen her olanları da şansa bağlıyorsunuz. Bunlar tamamen olası haller; niye mucize olsun ki. Her ihtimali düşünmeyip yada her neyse sonuçta mucize yoktur gündelik hayatta. Sizin acizliğiniz zamanı kavrayama yışınızdan. Size küçük bir örnek vereyim –pek yapmam aslında ama bugün iyiliğim üstümde-. 300 yıl önce siz ne biliyordu nuz dünya ve insan hakkında? O zamanlar sizin için tanrı olanlar; bugün güneş, ay yani somut şeyler. Bundan 300 yıl sonra sizin tanrınız ne olacak?
Ah ne yazık ki ben bunu göremeyeceğim, ama emin olunki; sizde beni yanarken göremeyeceksiniz…
Ah keşke sizi toprağa gömdükten sonra; bir fırsat verseler de sonra yok olsanız. O zaman hepiniz yok olmak için yalvarırdınız. Beyni tamamen kör olmuş biri nasıl yaşar gerçek dünyada. O kafesteki kuş…

İşte baylar işin en tatlı kısmını yazıyorum. Beni iyi dinleyin. Siz pişman olamayaca ksınız! Mutlu ve inançlı öleceksiniz. Zaten dinin en akla yakın yanı bu; zincirle insanları ama asla zinciri çözme. Zindandan, toprağa mükemmel bir döngü. Ne mükemmel ama! Sakin bir koyun ve huzur. O yüzden inanın ve mutlu ölün! Yoksa bu zindandan kaçmak isterdini z –illa aranızdan bir iki tane çıkardı-. Ama zinciri koparmaya ne gerek sonunda var bir cennet. İşte böyle hiç ellemeyin prangalarınızı ki bu dünyanın kaymağına ortak olmayın. Zaten sizin içinizden birkaç serseriyi tuttuğu için; bu döngü bu kadar iyi tutmuş. İyi kurmuşlar valla helal olsun! Zengin, fakir ne fark eder önemli olan ebedi hayat. Kuru ekmekle parktaki bankın üstünde yatan birini başka hiçbir şekilde tutamazsınız; bu lanet dünyada. Bu arada intihar etmekte büyük günah! O kimsesiz zavallı cennete gittiğini sanarak –donarak- ölecek; o bankın üstünde ve hiçbir şey hatırlamayacak! Tam bir koyun; kesim haneye gitmeden önce ot yiyen bir koyun. Ama mutlu bir ölüm. Bence ne lanet olası bir ölüm. Bırakın rahat yaşasın, bırakın olmayan ruhu için değil de; yaşayan zihni için bir şeyler yapsın. Emin olunki o topluma zarar vermez. Toplumda suç islemek o kadar da kolay değildir. Zaten kolaysa sizin toplumunu zda bir sorun vardır ve size üç harfli bir afyon lazımdır. İşte bayanlar –güzel bayanlar hah hah ha- güçsüz toplumlar da dinin güçlü olmasının temel nedeni.

Galiba biraz beni anlamaya başladınız, eh zaten anlayın artık ben yorulmaya başladım. Peki ben yanılıyorsam mı? İşte yine başladığımız nokta; dayanacak dal dimi? Bir kerede şu boktan hayatınızda bir yere yaslanmad an dikilin. Elma şekerine kanan çocuk olmayın –hangi çocuk sevmez ki elma şekerini-. Ama size son bir şey daha söyleyeceğim. Alın size bir dal! Eğer cehennem denen yere benim yüzümden düşerseniz –ben kesinlikl e var demiyorum- ; şimdiye kadar hiç yalvarmadığım tanrınıza sizin adınıza yalvarmay a hazırım. Bırak bu garibanı yakma. Onun bir azap yılı yerine beni bin kez yak. Bırak O masum, benim kahrolası şeytan! İşte bunları gözümü kırpmadan haykıracağım. İnanın ki teklifime sıcak bakacaktır. O beni yakmaktan daha büyük zevk alacaktır. Sizin gibi bir garibanı yakmak onu mutlu etmez! Onun istediği o zaman ben olacağım. Siz gene cennete…

Peki ben niye sizin gibi bana göre beş para etmeyen insanlar için fazladan azap çekeceğim? Hayır kesinlikl e öyle bir şey olmayacak ben zaten ona böyle adaletsiz bir dünya yarattığı için hesap soracağım. Bu Onu zaten yeterince kızdıracak. Beş bin yıl yerine fazladan birkaç yıl koymaz bana. Anlaştık dimi sonunda…
Zaten emin olun ki; iş bu raddeye gelmeyece k ve siz öldükten sonra kalkıp bana teşekkür bile edemeyece ksiniz. Tamamen karşılıksız bir iyilik olacak bu benim ki….
ceketi gece rengi adamlar giriyor düşlerime
yüzleri yok adamlar giriyor başlıyor aynı sahne
alıp götürüyorlar seni benden birdenbir e sensiz kalıyorum
beyoğlu yanıyor çepeçevre ve siren sesleri
vuruyorla r gözümün önünde birdenbir e sensiz kalıyorum
avaz avaz bağırıyoruz kimseler duymuyor sesimizi
alıp götürüyorlar seni benden
beyoğlu yanıyor çepeçevre ve siren sesleri
vuruyorla r gözümün önünde çaresizliğimden utanıyorum
bedenin hiç olmadığı kadar çok titriyor elin-yüzün kan içinde
ne kadar çok vuruyorla r kimseler duymuyor sesimizi
ceketi gece rengi adamlar giriyor düşlerime
her defasında gözümün önünde sensiz kalıyorum
yüzleri yok adamlar giriyor başlıyor aynı sahne
vuruyorla r seni çaresizliğimden utanıyorum
beyoğlu yanıyor çepeçevre ve siren sesleri
korkuyoru m...

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 
Kısayollar
Gemlik Haberleri
Gemlik Haberleri
Gemlik Resimleri
Gemlik Ulaşım
Gemlik E-Randevu Gemlik Aile Hekim
Gemlik Video
Gemlik Şiirleri
Gemlik Tel Rehberi