Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
MAKALEMİ YAZARKEN YASİN SURESİ YAZACAĞIMA SECDE SURESİ YAZMIŞIM, ÇOK ÖZÜR DİLİYORUM. YÖNETİMİN EKLEYECEĞİM YAZIMLA DEĞİŞTİRMESİNİ RİCA EDİYORUM.

YASİN SURESİ 26-27. AYETLER. CENNETE VE CEHENNEME ŞİMDİDEN GİDEN VAR MI?

Bu makalemin konusu, şu anda cennet ve cehennem de insanlar var mı? YASİN suresi 26 ve 27. ayetlerde geçen sözleri nasıl anlamalıyız, konusu üzerine olacak. Önce bahse konu ayeti yazalım.
 
YASİN 26–27: (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): “CENNETE GİR!” denildi. O da, “Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenler den kıldığını bilseydi!” dedi. (Diyanet meali)
 
Eğer bu ayette geçen, CENNETE GİR sözünü, Kur’an bütünlüğünde düşünmediğimiz takdirde, demek ki bazı insanları Allah, Kur’an da bahsettiği hesap gününe sokmadan, cennetine gönderiyormuş diye anlayabil iriz. Ama Allah bir ayetinde apaçık verdiği bir hükmün tam tersini, bir başka ayetinde vermeyeceğine göre, bu ayette cennete gir sözünü, ne maksatla söylediğini doğru anlamalıyız. Aynı ayeti, bir başka mealin tercümesinden yazalım şimdide, konuyu daha doğru anlayabil mek için.
 
YASİN 26–27: (En sonunda) ona “SEN CENNETLİKSİN!” denildi. Dedi ki: “Ah, keşke kavmim bir bilseydi. (Mustafa İslamoğlu meali)
 
YASİN 26–27: “GİR CENNETE!” DENİLECEK. Bu adam dedi ki: “Âh, keşke kavmim, Rabbim'in beni affedip ikram edilenler den kıldığını bir bilebilse ydi!” (Bayraktar Bayraklı meali)
 
YASİN 26–27: [Ve] ona: “CENNETE GİR[ECEKSİN]!” DENİLDİĞİNDE  “Keşke” dedi, “kavmim bilseydi. (Muhammed Esed meali)
 
Bu tercümelerden de anladığımız gibi, ayette aslında cennete hemen alınacağı değil, CENNET İLE MÜJDELENDİĞİ ANLATILIY OR. Peki, ne zaman? Kur’an ın diğer ayetlerin den de anlaşılacağı gibi, hesap günü herkes diriltile cek ve ondan sonra herkesin yaptıkları önüne getirildi kten sonra, cennete ya da cehenneme gideceği belli olacak. ÜZERİNDE DÜŞÜNMEMİZ GEREKEN EN ÖNEMLİ KONU İSE, CENNETE YA DA CEHENNEME GİDECEĞİMİZ ZAMAN, DİRİLTİLMİŞ OLACAĞIZ. YANİ YALNIZ RUHUMUZ GİTMEYECEK. Onun içinde hiç kimse, tekrar diriliş günü olmadan, ne cennete nede cehenneme gidemeyec eğimiz çok açık anlaşılıyor. Bu konuda Kur’an dan örnek verelim.
 
Mutaffifi n 4–5–6: ONLAR, ÂLEMLERİN RABBİNİN HUZURUNDA DURACAKLA RI, BÜYÜK GÜN İÇİN, TEKRAR DİRİLECEKLERİNE İNANMIYORLAR MI? (Bayraktar Bayraklı meali)
 
Yasin suresi 26 ve 27. ayette bahsedile nlerin, bizlere neler anlattığını anlayabil memiz için, bu ayetlerin öncesine bakmalıyız. Önceki ayetlerde, anlatılan bir kıssadan hisseyi, elçisinin ümmetine hatırlatmasını istiyor Allah ve özet olarak şunlar anlatılıyor. Bir topluma Allah elçiler gönderdiğini ve o elçileri nasıl inkâr ettikleri örneği veriliyor . O toplum içinden bir kişi çıkıyor ve ben onlara uydum, onlar Allah ın elçileri, sizlerde o elçilere uyun diyor. Tabi bu kişiyi dinlemedi kleri anlaşılıyor. Allah da bu uyarıda bulunan ve elçilerine yardım eden kişi öldükten sonra, onu cennetlik olmakla müjdeliyor. İlginç olan bu kişi, keşke bunu kavmim bilseydi diyor. Belki o günkü kavmi bunu bilemedi ama Allah özellikle, böyle kullarının nasıl mükâfatlandırıldığını, bizlere özellikle bildiriyo r.
 
Bu ayetlerde anlatılan, Allah ın elçilerine yardım eden ve zorluklar la karşılaşmış iman eden Müslümanların, Allah tarafından ödüllendirileceği anlatılıyor. Böylece zor durumdaki Müslümanlara, bu örnekle moral veriliyor, elçisine yardım teşvik ediliyor. Çünkü devamındaki ayette yani 28. ayette Allah, iman etmeyen bu zalimleri cezalandırmak için, gökyüzünden bir ordu indirip cezalandırmadık, bunu da yapacak değiliz diyor. Bunu özellikle söylüyor, çünkü Kur’an cezalandırmak istediği toplumları, güçlü bir ses ve sarsıntıyla yerle bir ettiği örneklerini veriyordu bizlere. Bu ayette bizlere özellikle anlatılmak istenen, ALLAH IN DOĞRU YOLUNDA, AZİMLE YÜRÜYEN KULLARIM, ASLA KORKMASIN, ONLARI CENNETLE MÜJDELİYORUM DİYOR ALLAH.
 
Kur’an da bazı konular anlatılırken, gerçekleşmediği halde, sanki o gerçekleşmiş gibi anlatılır. Secde suresinde de aynı anlatım şekli var ve diyor ki Allah, sanki diriltilm iş,  hesap görülmüş ve yaptıklarından dolayı insanlara örnek gösterildikten sonra, haydi cennete gir deniyor. Ali İmran 142–143 ayetler bunun kanıtıdır. Buna benzer birçok örnek görebiliriz Kur’an da. Bakın Allah ne diyor.
 
Zümer 68: VE SÛRA ÜFLENMİŞTİR. Göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yıkılmıştır. Ancak Allah'ın dilediği müstesna. Sonra ona bir daha üflenmiştir. Bu defa da hep onlar kalkmışlar bakıyorlardır. (Elmalı meali)
 
Bakın kıyamet, o çetin gün sanki gelmiş gibi Allah, SÛRA ÜFLENMİŞTİR DİYOR.  Bu ayeti tercüme ederken, hiç kimse sûra nın üflendiğini anlamamış, gelecekte bunun vaat edildiğini anlamış, bunu iddia edende olmamış. Onun içinde, bazı tercümelerde. “Ve sura üflenecek.” “O gün sura üfürülür.” Diye tercüme edilmiş. Yani bu ayette Allah, sanki kıyamet borusu üflenmiş gibi söylendiği halde, aslında bu olay ileride mutlaka olacaktır anlamında söyleniyor. Secde suresinde de CENNETE GİR emri, senin günahlarını bağışladık, cennetimi ze daha sonra alacağız hükmünün verildiğini anlamalıyız. Bakın o çetin gün geldiğinde, insanların birbirine neler söyleyeceğinin örneğini Allah, şimdiden bizlere bildiriyo r.
 
Araf 50: Cehennem ehli, cennet ehline, “SUYUNUZDAN VEYA ALLAH'IN SİZE VERDİĞİ RIZIKTAN BİRAZ DA BİZE VERİNİZ!” diye seslenirl er. Onlar da, “Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır” derler.  (Bayraktar Bayraklı )
 
Şimdide hesabın görüleceği o çetin gün konusunda, Allah bakın neler söylüyor bizlere. Acaba bu hesap gününe, bazı kişiler katılmayacak mı? Yani daha önceden cennete ya da cehenneme giden var mı?
 
Duhan 40: ŞÜPHESİZ, HÜKÜM GÜNÜ, HEPSİNİN BİR ARADA BULUŞACAĞI ZAMANDIR. (Diyanet meali)
 
Tegabun 9: TOPLANMA VAKTİ İÇİN ALLAH'IN SİZİ TOPLAYACAĞI GÜNÜ DÜŞÜN. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakla rı cennetler e sokar. İşte bu büyük başarıdır. (Diyanet meali)
 
Maide 119: Allah buyurdu ki: "BU, SADIKLARA DOĞRULUKLARININ FAYDA SAĞLADIĞI GÜNDÜR. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakla rı cennetler vardır". Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur. (Elmalı meali)
 
Ali İmran 142–143: YOKSA ALLAH, İÇİNİZDEN CİHAD EDENLERİ BELLİ ETMEDEN, SABREDENL ERİ ORTAYA ÇIKARMADAN, CENNETE GİRECEĞİNİZİ Mİ SANDINIZ? Andolsun ki siz ölümle yüz yüze gelmeden önce, onu temenni ederdiniz . İşte şimdi onu kendi gözlerinizle görmektesiniz. (Bayraktar Bayraklı meali)
 
Casiye 28: O gün bütün insanları diz çökmüş görürsün. HERKES KENDİ KİTABINA ÇAĞRILIR. Onlara şöyle denir: “Bugün yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz.” (Bayraktar Bayraklı )
 
Kıyame 22–23–24–25: YÜZLER VARDIR O GÜN, PARILTILI, RABBİNDEN BEKLENTİ İÇİNDEDİR ve yüzler vardır o gün, asıktır. Bel kemikleri ni kıran bir felâkete uğrayacağını anlar. (Bayraktar Bayraklı)
 
Araf 8: O GÜN, İYİ VE KÖTÜYÜ AYIRAN ÖLÇÜ HAKTIR. Artık kimin ölçülüp tartılacak şeyleri ağır basarsa, kurtuluşa erenler onlar olacaktır. (Yaşar Nuri meali)
 
Sanırım bu ayetlerde n sonra, hiç birimiz bazı iman edenler ölünce hemen cennete gidecek, ya da kâfirler cehenneme gidecek diyemeyiz . Bazı kişilerde cennetin ve cehennemi n hazır olmadığını, o gün hazırlanacağını iddia edenler vardır. Bunun tartışmasını yapmak, bizlere düşmez. Bizler kendi işimize bakmalıyız. Kendi imtihanımıza hazırlanmalıyız. Bu konuda Allah çok fazla detaylı bilgi vermemiştir.
 
Allah açıkça Duhan 40. ayetinde, HÜKÜM GÜNÜ HERKESİN, ORADA BULUNACAĞI ZAMANDIR diyorsa, bunun tersini nasıl düşünürüz? Hesap günü aldanışın ve mükâfatın ortaya çıkacağı gündür diyen Rabbimize kulak verelim, batıl ve rivayet bilgilere değil. Ali İmran 142 ve 143.ayetl erinde; “YOKSA ALLAH, İÇİNİZDEN CİHAD EDENLERİ BELLİ ETMEDEN, SABREDENL ERİ ORTAYA ÇIKARMADAN, CENNETE GİRECEĞİNİZİ Mİ SANDINIZ” dediği halde, hesabın görüleceği o günden önce, nasıl olurda bazı kişilerin cennete gideceğini, ayete ilave etmeye çalışırız? Allah o çetin gün, HERKES KENDİ KİTABINA ÇAĞRILIR DİYOR, ama bizler bu ve benzeri ayetleri ne yazık ki görmezden gelebiliy oruz. Allah o gün için çok net hükmünü vermiş ve istisnasız herkesin katılacağını söyleyerek, bakın ne demişti tekrar hatırlayalım. “O GÜN, İYİ VE KÖTÜYÜ AYIRAN ÖLÇÜ HAKTIR”
 
Tüm bu ayetlere iman ettiğimizi söylüyorsak, lütfen hesabın görüleceği o çetin gün, hiçbir istisna olmadan, herkesin önce diriltile ceğine, daha sonrada tek tek yaptıklarımızın önümüze geleceğini bilelim. Daha sonra incir çekirdeği, hardal tanesi kadar yapılanlar, hassas teraziler le ölçülüp, cenneti hak eden cennete, cehennemi hak edenin de cehenneme gideceğini, lütfen unutmayalım. Bunlar Allah ın Kur’an da bizler için verdiği hükümleridir. Bu konuda farklı anlatılan hurafeler e de, lütfen inanmayalım.
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

 
2
Bu makalemin konusu, şu anda cennet ve cehennem de insanlar var mı? Secde suresi 26 ve 27. ayetlerde geçen sözleri nasıl anlamalıyız, konusu üzerine olacak. Önce bahse konu ayeti yazalım.

Secde 26–27: (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): “CENNETE GİR!” denildi. O da, “Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenler den kıldığını bilseydi!” dedi. (Diyanet meali)

Eğer bu ayette geçen, CENNETE GİR sözünü, Kur’an bütünlüğünde düşünmediğimiz takdirde, demek ki bazı insanları Allah, Kur’an da bahsettiği hesap gününe sokmadan, cennetine gönderiyormuş diye anlayabil iriz. Ama Allah bir ayetinde apaçık verdiği bir hükmün tam tersini, bir başka ayetinde vermeyeceğine göre, bu ayette cennete gir sözünü, ne maksatla söylediğini doğru anlamalıyız. Aynı ayeti, bir başka mealin tercümesinden yazalım şimdide, konuyu daha doğru anlayabil mek için.

Secde 26–27: (En sonunda) ona “SEN CENNETLİKSİN!” denildi. Dedi ki: “Ah, keşke kavmim bir bilseydi. (Mustafa İslamoğlu meali)

Secde 26–27: “GİR CENNETE!” DENİLECEK. Bu adam dedi ki: “Âh, keşke kavmim, Rabbim'in beni affedip ikram edilenler den kıldığını bir bilebilse ydi!” (Bayraktar Bayraklı meali)

Secde 26–27: [Ve] ona: “CENNETE GİR[ECEKSİN]!” DENİLDİĞİNDE  “Keşke” dedi, “kavmim bilseydi. (Muhammed Esed meali)

Bu tercümelerden de anladığımız gibi, ayette aslında cennete hemen alınacağı değil, CENNET İLE MÜJDELENDİĞİ ANLATILIY OR. Peki, ne zaman? Kur’an ın diğer ayetlerin den de anlaşılacağı gibi, hesap günü herkes diriltile cek ve ondan sonra herkesin yaptıkları önüne getirildi kten sonra, cennete ya da cehenneme gideceği belli olacak. ÜZERİNDE DÜŞÜNMEMİZ GEREKEN EN ÖNEMLİ KONU İSE, CENNETE YA DA CEHENNEME GİDECEĞİMİZ ZAMAN, DİRİLTİLMİŞ OLACAĞIZ. YANİ YALNIZ RUHUMUZ GİTMEYECEK. Onun içinde hiç kimse, tekrar diriliş günü olmadan, ne cennete nede cehenneme gidemeyec eğimiz çok açık anlaşılıyor. Bu konuda Kur’an dan örnek verelim.

Mutaffifi n 4–5–6: ONLAR, ÂLEMLERİN RABBİNİN HUZURUNDA DURACAKLA RI, BÜYÜK GÜN İÇİN, TEKRAR DİRİLECEKLERİNE İNANMIYORLAR MI? (Bayraktar Bayraklı meali)

Secde suresi 26 ve 27. ayette bahsedile nlerin, bizlere neler anlattığını anlayabil memiz için, bu ayetlerin öncesine bakmalıyız. Önceki ayetlerde, anlatılan bir kıssadan hisseyi, elçisinin ümmetine hatırlatmasını istiyor Allah ve özet olarak şunlar anlatılıyor. Bir topluma Allah elçiler gönderdiğini ve o elçileri nasıl inkâr ettikleri örneği veriliyor . O toplum içinden bir kişi çıkıyor ve ben onlara uydum, onlar Allah ın elçileri, sizlerde o elçilere uyun diyor. Tabi bu kişiyi dinlemedi kleri anlaşılıyor. Allah da bu uyarıda bulunan ve elçilerine yardım eden kişi öldükten sonra, onu cennetlik olmakla müjdeliyor. İlginç olan bu kişi, keşke bunu kavmim bilseydi diyor. Belki o günkü kavmi bunu bilemedi ama Allah özellikle, böyle kullarının nasıl mükâfatlandırıldığını, bizlere özellikle bildiriyo r.

Bu ayetlerde anlatılan, Allah ın elçilerine yardım eden ve zorluklar la karşılaşmış iman eden Müslümanların, Allah tarafından ödüllendirileceği anlatılıyor. Böylece zor durumdaki Müslümanlara, bu örnekle moral veriliyor, elçisine yardım teşvik ediliyor. Çünkü devamındaki ayette yani 28. ayette Allah, iman etmeyen bu zalimleri cezalandırmak için, gökyüzünden bir ordu indirip cezalandırmadık, bunu da yapacak değiliz diyor. Bunu özellikle söylüyor, çünkü Kur’an cezalandırmak istediği toplumları, güçlü bir ses ve sarsıntıyla yerle bir ettiği örneklerini veriyordu bizlere. Bu ayette bizlere özellikle anlatılmak istenen, ALLAH IN DOĞRU YOLUNDA, AZİMLE YÜRÜYEN KULLARIM, ASLA KORKMASIN, ONLARI CENNETLE MÜJDELİYORUM DİYOR ALLAH.

Kur’an da bazı konular anlatılırken, gerçekleşmediği halde sanki o gerçekleşmiş gibi anlatılır. Secde suresinde de aynı anlatım şekli var ve diyor ki Allah, sanki diriltilm iş,  hesap görülmüş ve yaptıklarından dolayı insanlara örnek gösterildikten sonra, haydi cennete gir deniyor. Ali İmran 142–143 ayetler bunun kanıtıdır. Buna benzer birçok örnek görebiliriz Kur’an da. Bakın Allah ne diyor.

Zümer 68: VE SÛRA ÜFLENMİŞTİR. Göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yıkılmıştır. Ancak Allah'ın dilediği müstesna. Sonra ona bir daha üflenmiştir. Bu defa da hep onlar kalkmışlar bakıyorlardır. (Elmalı meali)

Bakın kıyamet, o çetin gün sanki gelmiş gibi Allah, SÛRA ÜFLENMİŞTİR DİYOR.  Bu ayeti tercüme ederken, hiç kimse sûra nın üflendiğini anlamamış, gelecekte bunun vaat edildiğini anlamış, bunu iddia edende olmamış. Onun içinde, bazı tercümelerde. “Ve sura üflenecek.” “O gün sura üfürülür.” Diye tercüme edilmiş. Yani bu ayette Allah, sanki kıyamet borusu üflenmiş gibi söylendiği halde, aslında bu olay ileride mutlaka olacaktır anlamında söyleniyor. Secde suresinde de CENNETE GİR emri, senin günahlarını bağışladık, cennetimi ze daha sonra alacağız hükmünün verildiğini anlamalıyız. Bakın o çetin gün geldiğinde, insanların birbirine neler söyleyeceğinin örneğini Allah, şimdiden bizlere bildiriyo r.

Araf 50: Cehennem ehli, cennet ehline, “SUYUNUZDAN VEYA ALLAH'IN SİZE VERDİĞİ RIZIKTAN BİRAZ DA BİZE VERİNİZ!” diye seslenirl er. Onlar da, “Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır” derler.  (Bayraktar Bayraklı )

Şimdide hesabın görüleceği o çetin gün konusunda, Allah bakın neler söylüyor bizlere. Acaba bu hesap gününe, bazı kişiler katılmayacak mı? Yani daha önceden cennete ya da cehenneme giden var mı?

Duhan 40: ŞÜPHESİZ, HÜKÜM GÜNÜ, HEPSİNİN BİR ARADA BULUŞACAĞI ZAMANDIR. (Diyanet meali)

Tegabun 9: TOPLANMA VAKTİ İÇİN ALLAH'IN SİZİ TOPLAYACAĞI GÜNÜ DÜŞÜN. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedî kalacakla rı cennetler e sokar. İşte bu büyük başarıdır. (Diyanet meali)

Maide 119: Allah buyurdu ki: "BU, SADIKLARA DOĞRULUKLARININ FAYDA SAĞLADIĞI GÜNDÜR. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakla rı cennetler vardır". Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur. (Elmalı meali)

Ali İmran 142–143: YOKSA ALLAH, İÇİNİZDEN CİHAD EDENLERİ BELLİ ETMEDEN, SABREDENL ERİ ORTAYA ÇIKARMADAN, CENNETE GİRECEĞİNİZİ Mİ SANDINIZ? Andolsun ki siz ölümle yüz yüze gelmeden önce, onu temenni ederdiniz . İşte şimdi onu kendi gözlerinizle görmektesiniz. (Bayraktar Bayraklı meali)

Casiye 28: O gün bütün insanları diz çökmüş görürsün. HERKES KENDİ KİTABINA ÇAĞRILIR. Onlara şöyle denir: “Bugün yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz.” (Bayraktar Bayraklı )

Kıyame 22–23–24–25: YÜZLER VARDIR O GÜN, PARILTILI, RABBİNDEN BEKLENTİ İÇİNDEDİR ve yüzler vardır o gün, asıktır. Bel kemikleri ni kıran bir felâkete uğrayacağını anlar. (Bayraktar Bayraklı)

Araf 8: O GÜN, İYİ VE KÖTÜYÜ AYIRAN ÖLÇÜ HAKTIR. Artık kimin ölçülüp tartılacak şeyleri ağır basarsa, kurtuluşa erenler onlar olacaktır. (Yaşar Nuri meali)

Sanırım bu ayetlerde n sonra, hiç birimiz bazı iman edenler ölünce hemen cennete gidecek, ya da kâfirler cehenneme gidecek diyemeyiz . Bazı kişilerde cennetin ve cehennemi n hazır olmadığını, o gün hazırlanacağını iddia edenler vardır. Bunun tartışmasını yapmak, bizlere düşmez. Bizler kendi işimize bakmalıyız. Kendi imtihanımıza hazırlanmalıyız. Bu konuda Allah çok fazla detaylı bilgi vermemiştir.

Allah açıkça Duhan 40. ayetinde, HÜKÜM GÜNÜ HERKESİN, ORADA BULUNACAĞI ZAMANDIR diyorsa, bunun tersini nasıl düşünürüz? Hesap günü aldanışın ve mükâfatın ortaya çıkacağı gündür diyen Rabbimize kulak verelim, batıl ve rivayet bilgilere değil. Ali İmran 142 ve 143.ayetl erinde; “YOKSA ALLAH, İÇİNİZDEN CİHAD EDENLERİ BELLİ ETMEDEN, SABREDENL ERİ ORTAYA ÇIKARMADAN, CENNETE GİRECEĞİNİZİ Mİ SANDINIZ” dediği halde, hesabın görüleceği o günden önce, nasıl olurda bazı kişilerin cennete gideceğini, ayete ilave etmeye çalışırız? Allah o çetin gün, HERKES KENDİ KİTABINA ÇAĞRILIR DİYOR, ama bizler bu ve benzeri ayetleri ne yazık ki görmezden gelebiliy oruz. Allah o gün için çok net hükmünü vermiş ve istisnasız herkesin katılacağını söyleyerek, bakın ne demişti tekrar hatırlayalım. “O GÜN, İYİ VE KÖTÜYÜ AYIRAN ÖLÇÜ HAKTIR”

Tüm bu ayetlere iman ettiğimizi söylüyorsak, lütfen hesabın görüleceği o çetin gün, hiçbir istisna olmadan, herkesin önce diriltile ceğine, daha sonrada tek tek yaptıklarımızın önümüze geleceğini bilelim. Daha sonra incir çekirdeği, hardal tanesi kadar yapılanlar, hassas teraziler le ölçülüp, cenneti hak eden cennete, cehennemi hak edeninde cehenneme gideceğini, lütfen unutmayalım. Bunlar Allah ın Kur’an da bizler için verdiği hükümleridir. Bu konuda farklı anlatılan hurafeler e de, lütfen inanmayalım.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
3
Bu makalemin konusu, Yasin suresi 69. ayet olacaktır. Allah ayetlerin de özellikle öyle dikkat çekici kelimeler kullanıyor ki, ancak düşünebilen, aklını kullanan ayette dikkat çekilenleri anlayabil iyor. Tabi bir Müslüman, Kur’an ı herkes anlayamaz diyor ve buna inanıyorsa, böyle bir insan zaten aklını devre dışı bırakmış, körü körüne inancını yaşıyor demektir ki, böyle insanların, nasıl büyük bir tehlikede olduğunu, kendileri nin fark etmeleri mümkün değildir. Önce ayeti yazalım, daha sonrada üzerinde birlikte düşünelim.

Yasin 69: Biz elçimize şiir öğretmedik. ZATEN ONA YARAŞMAZDI DA. O kitap, ancak Allah'tan gelmiş BİR ÖĞÜT VE APAÇIK BİR KUR'ÂN'DIR.

Ayetin ilk cümlesinde Allah, biz elçimize şiir öğretmedik diyor. Peki, neden söylüyor olabilir sizce bu sözü? Şiir kötü bir şey mi de bunu söylüyor Allah? Çünkü devamında, zaten elçimize bu yakışmazdı diye de özellikle belirtiyo r, açıklama yapıyor. Önce bu sözler üzerinde düşünelim. Şiir elbette kötü bir şey değil, hatta edebiyatt a çok önemli bir yer tutar. Ama İslam ı anlatırken, demek ki bu yöntemi kullanmanın doğru olmadığı, özellikle vurgulanıyor. Bu konuyu daha iyi anlayabil memiz için şiir nedir, özellikleri nelerdir gelin isterseni z önce ona bakalım.

Şiir duygu, hayal ve düşüncelerin coşkulu bir dille, bir düzene bağlı olarak, çekici/etkileyici bir dil ve ahenkli mısralar içinde aktarılmasıdır. Edebiyat türlerinin en eskisi şiirdir. Şiirin ne olduğunu anlatmaya çalışan ünlü şairler şiiri şöyle tarif ederler. "ŞİİR, SÖZCÜKLERLE GÜZEL ŞEKİLLER KURMA SANATIDIR ." “NESRE ÇEVRİLMESİ MÜMKÜN OLMAYAN NAZIM ' diye tanımlayanlarda vardır. “


Bu söylenenlere baktığımızda, hiç kimsenin itiraz etmeyeceği özellikleri görürüz şiirde. Şiirin çok önemli özelliğinin, insanda coşku uyandırıp, duygularına hitap etmesi aslında en önemli özelliğidir. Bu durumda Allah ayetinde, neden biz elçimize şiir öğretmedik, ona da zaten şiir yaraşmazdı diyor olabilir? Aslında bu gerçeği anlayamadıysak, bizleri din adına duygularımızla aldatanla rı da asla fark edemeyiz. Demek ki iyi bir şair kötü bir düşünceyi, güzel sözlerle süsleyerek, duygularımıza hitap ederek, topluma bu yöntemle iyi ve güzel diye kabul ettirebil ir.

Konuyu daha detaylı anlamaya çalışalım. Ayetin sonunda, aslında bu konuya açıklık getiriyor Allah ve diyor ki; “ALLAH'TAN GELMİŞ BİR ÖĞÜT VE APAÇIK BİR KUR'ÂN'DIR.” Bu açıklama aslında çok önemli. Şiir de duygu ve hayal âlemi çok baskın bir şekilde kullanılır. DEMEK Kİ KUR’AN AYETLERİ HAYAL ÂLEMİNDEN UZAK, GERÇEKLERDEN BAHSEDİYOR, AKLA HİTAP EDİYOR, SÜSLÜ SÖZLERE İHTİYACI YOK. Şiirin özelliğini tarif eden şair, aslında tek başına bu konuya açıklık getiriyor ve ne diyordu hatırlayalım. “NESRE ÇEVRİLMESİ MÜMKÜN OLMAYAN NAZIM.” Demek ki şiirde öyle konular işleniyor ki, bazen akıl devre dışı bile kalabiliy or. Kelimeler le izah edilemeye biliyor. Hemen konumuzda n örnek verelim. Kur’an şiir olmadığına göre, nasıl bir yazıdır? Elbette nesir yani düz yazı. NESİR YAZININ EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ, EN KÜÇÜK BİRİMİ, TEK BAŞINA BİR ANLAM İFADE ETMESİDİR.

Nesirde amaç, düşünceleri ya da verilmek istenen bilgiyi, doğru ve açık bir biçimde anlatmaktır. Bilimsel ve bilgi aktaran kitaplar nesir yani düz yazıdır, akla hitap eder yani BİLGİ VERİR. Nesir yazıda bir yargı, bir eylem, hüküm açık bir şekilde anlatılır. Nesir kelime anlamı olarak YAYMA, DAĞITMA anlamındadır. Allah elçisine özellikle şiir öğretmedik derken, onun söyledikleri herkes tarafından anlaşılabilecek apaçık sözlerdir diyor. Onun için Allah şiir ona yaraşmazdı demesinin nedeni, şiirde amaç karşınızdaki kişinin duygularına hitap ederek, onu etkileyer ek istediğiniz tarafa yönlendirmektir. ALLAH ELÇİMİN, BÖYLE BİR ŞEYE İHTİYACI YOKTUR, ÇÜNKÜ KUR’AN EŞİ BENZERİ OLMAYAN BİR NURDUR, KULLARIMI N GÖNÜL GÖZÜNÜ AÇAN BİR IŞIKTIR DİYOR.

Sanırım Allah Yasin suresi 69. ayetinde, neden elçimize şiir öğretmedik dediği, çok daha iyi anlaşılmıştır. Bu ayetten de anlaşılıyor ki, Kur’an da Allah kullarına, herkesin anlayacağı şekilde, çok açık hükümlerini bildiriyo r ve düşünmemizi istiyor bizlerden . Bizler Kur’an ı amacından saptırarak, bir makam eşliğinde adeta şiir okur gibi öyle bir okuyoruz ki, okuduğumuzun ne anlama geldiğini anlamadığımız halde duygulanıyoruz, hatta gözlerimizden yaşlar geliyor.  Bunları yaparak, toplumu aldatan zalimleri unutmadık. Bu yönteme başvuran din tacirleri nin, bizleri aldatmasını istemiyor sak, Kur’an ı duygularımıza hitap edecek şekliyle değil, ALLAH IN BİZLERE ÖNERDİĞİ GİBİ, anlayarak ve düşünerek okumanın yolunu seçmeliyiz. Duygular her zaman bizleri doğruya götürmeyebilir. Bizleri hakka götürecek aklımızdır, lütfen unutmayalım. Onun için Allah akla, düşünmeye çok fazla önem vermiştir Kur’an da. Hatta Kur’an, aklını kullanmay anları, hiç de iyi bir son beklemediği örneğini vermiştir.

İslam toplumu olarak, ne yazık ki duygularımızla bizleri aldatılıyorlar. Tasavvuf da bu yöntem çok güzel kullanılır ve halk istedikle ri gibi yönlendirilir. İslam dini tasavvufa izin vermez. Çünkü tasavvuf bir dergâhta şeyhin emrine girerek, İslam ı onun kuralları ile yaşamayı emreder. Tasavvuft a da din şiirsel ve duygulara hitap edecek şekilde anlatılır, yaşanır. İslam ın bunlara ihtiyacı yoktur. Peygamber imiz döneminde, böyle oluşumların hiç birisi yoktu.

Allah ile kulu arasında, İslam dininde hiç kimse yoktur. Lütfen bu ve benzeri tarikat, cemaatler in kurduğu, duygulara hitap eden tuzaklara düşmeyelim.  Allah bizler için Kur’an, apaçık bir öğüttür, yol göstericidir diyor da, bizleri Allah ile aldatanla r, Kur’an açık ve anlaşılır değildir, Kur’an ı herkes anlayamaz diyorsa, lütfen bu insanların kurduğu tuzaklara düşmeyelim. Allah sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim, sizlere yemin olsun ki kolaylaştırılmış bir kitap gönderdim diye de özellikle bir çok kez söylüyorsa, lütfen Allah ile aldatıcılara değil, ALLAH IN UYARILARI NA KULAK VERELİM.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/


4
Müslüman toplumlar olarak bizlere, Kur’an ı anlamadan özellikle okuttular . Çünkü ayetleri anlayarak ve düşünerek okuduğumuzda, bizlere anlatılan İslam ın, Allah n indirdiği İslam ile neredeyse hiçbir ilgisinin olmadığını toplumlar anlayacak tı. Peki, bu engeli koyanlar kimlerdi?

Cahiliye toplumund a kimler bu tuzağı toplumlarına kurdulars a, onlardan örnek alanlar, içimizde aynı yöntemi kullandılar. İslam dininde ruhban sınıfının olmadığını Kur’an açıkça yazdığı halde, bunun fark edilmesin i önlediler. Farklı isimlerde Allah ın yanında veliler, şeyhler, efendiler edinilmes ini sağladılar, onlar olmadan İslam ı yaşayamayız fikrini aşıladılar topluma. Böylece toplumu din adına istedikle ri gibi yönettiler, yönetmeye devam ediyorlar . Yani fark ettirmede n İslam dininde, RUHBAN SINIFINI KURDULAR. Günümüzde televizyo na çıkan böyle kişiler, “DİNİ KONULARDA KONUŞMAYI BİZE BIRAKIN, HERKES BU KONUDA KONUŞAMAZ” diyerek, kendileri ni dini Otorite ve ruhban yetkilisi ilan ettiler.

Bu makalemde sizleri, TEVBE SURESİ 31 ve BAKARA 171. ayetler üzerinde düşünmeye davet ediyorum. Bu ayetleri dikkatle düşündüğümüzde, günümüzde yaptığımız çok büyük yanlışımıza dikkat çekiyor.  Kur’an ın birçok ayeti, geçmiş toplumların yaptığı yanlışları bizlere bildirmes i ve o yanlışları bizlerin tekrar etmemesi adına, uyarılarla doludur. Önce ilk ayeti hatırlatmak istiyorum .

TEVBE 31: ALLAH'IN YANINDA HAHAMLARI NI VE RUHBANLAR INI DA RABLER EDİNDİLER. Meryem'in oğlu Mesih'i de öyle. Oysa kendileri ne, tek olan Allah'tan başkasına ibadet/kulluk etmemeler i emredilmişti. İlah yok o tek Allah'tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O. (Yaşar Nuri meali)

Ayete dikkatle baktığımızda,  cahiliye toplumunu n Allah ın yanında edindiği ruhban kişileri, yani dini konularda söz sahibi yaptığı insanları, Allah RAB edindiler diyor.  Lütfen yanlış anlaşılmasın, edindikle ri bu ruhban kişileri Allah, ilah kabul ediyorlar dı demiyor. Onlarda tek bir Allah a inanıyorlardı. Ama yaptıkları yanlış, ALLAH IN VASIFLARI NI, YETKİLERİNİ EDİNDİKLERİ RUHBAN KİŞİLERE VERDİKLERİ VE BÖYLECE ALLAH A ORTAK KOŞTUKLARI İÇİN ALLAH ONLARA, BU KİŞİLERİ RAB EDİNDİLER YANİ ADETA İLAH, TANRI EDİNMİŞ GİBİ OLDULAR DİYOR.

Sizlerde çok iyi bilirsini z, Papazların, hahamların istedikle ri kişileri dinden çıkarma yetkileri bile vardır. Biliyorsu nuz buna aforoz diyorlar. Hâlbuki bir insanın dinden çıkmış olacağına karar verecek, tek bir makam vardır oda Allah. Ruhban sınıfı kendileri nin, Allah ile aracılık yaptıklarını söyler, hatta günah çıkarabildiklerine inanılır. Cennet ya da cehennemi n anahtarının, adeta ellerinde olduklarını söyleyen bu ruhban sınıfı, dini konularda tek söz sahibi kendileri nin olduğunu söylerler. Hâlbuki tüm bunlar, Allah ın yetkisind edir.

Gelelim bizim günümüzde yaşadığımız İslam inancına. Bizlerde Yahudi ve Hıristiyanların yaptığı yanlışları yapıyoruz. İslam dininde ruhban sınıfı olmadığı halde, bizlerde onlardan farkı olmayan ruhbanlar edindik ve bunlara veli, şeyh, ulema adını verdik. Allah ın uyardığı gibi, bizlerde Ehli kitabın yaptığı yanlışları yaparak, bu kişilerin Allah dostu olduğuna inandık. Hâlbuki kimin Allah dostu olduğunu, kimin takvaca üstün olduğunu, yalnız Allah ben bilirim dediği halde, Kur’an ı anlamadan okuttukla rı için, bu gerçeklerin ne yazı ki farkında olamadık.

Bizler edindiğimiz veli, şeyh, ulema dediğimiz kişilere Allah ın asla vermediği, öyle yetkiler verdik ki, VELİSİ OLMAYAN CENNETE GİDEMEZ, EDİNDİĞİMİZ VELİLER, ŞEYHLER, ULEMALAR, BİZLER İÇİN ŞEFAATÇI OLACAKTIR, DEMEKTEN HİÇ KORKMADIK . Çünkü Kur’an da Allah bu konuda ne anlatıyor, hiç anlayarak okumadık, onun için ne söylenirse inandık. OKUMUŞ VE ANLAMIŞ OLSAYDIK, BU YETKİLERİN YALNIZ ALLAH IN OLDUĞUNU BİLİRDİK. Bu yetkileri yaratılmış bir beşere verdiğimizde, onları Allah ın uyardığı gibi RAB EDİNMİŞ OLDUĞUMUZUN FARKINA VARIRDIK. Ama bu gerçekleri, Kur’an ı anlamadan okuduğumuz için hiç fark edemedik. Fark etmememiz içinde edindiğimiz ruhbanlar, var güçleri ile çalıştılar. Hükümranlıklarını sürdürebilmeleri içinde, var güçleri ile çalışmaya, toplumu Allah ile aldatmaya devam ediyorlar .

ELLERİMİZLE YARATTIĞIMIZ BU RUHBANLAR A, ALLAH IN YETKİLERİNİ VERMEYE DEVAM ETTİĞİMİZ TAKDİRDE, ONLARI RABLAR EDİNMİŞ OLACAĞIMIZIN, LÜTFEN ARTIK FARKINDA OLALIM. BU BÜYÜK YANLIŞ BİZLERİ, CEHENNEMİN EBEDİ KALICILAR I YAPAR, LÜTFEN UNUTMAYAL IM.  Bakara suresi 171. ayette, Allah kâfirler, inkârcılar diye birilerin den bahsediyo r, acaba bu kâfirler, inkârcılar kimler gelin birlikte bakalım.

Bakara 171: ALLAH'IN İNDİRDİĞİNE TÂBİ OLMA ÇAĞRISINA ALDIRIŞ ETMEYEN KÂFİRLERİN DURUMU, sadece çobanın bağırıp çağırmasını işiten hayvanların durumuna benzer. Çünkü onlar MANEN SAĞIR, DİLSİZ VE KÖRDÜRLER. Bu sebepten dolayı da düşünmezler. (Bayrakta Bayraklı meali)

Sizce kimlerden bahsediyo r olabilir Yaradan? Aslında ayetin son kısımlarında bunu açıklıyor.  Bu kişilerin manen SAĞIR, DİLSİZ VE KÖR OLDUĞUNU SÖYLÜYOR. Demek ki bu insanlara Allah ın tebliği gelmiş, ama bir şeyin etkisinde kalmışlar ki, Allah ın gerçeklerini görmemekte ısrar ediyorlar .  Bu insanların kimler olduğunu aslında bir ayet öncesinde açıklamış Rabbimiz, ona bakalım şimdide.

Bakara 170: Onlara: “ALLAH’IN İNDİRDİĞİNE TABİ OLUN” DENİLDİĞİNDE, ONLAR: “BABALARIMIZI ÜZERİNDE BULDUĞUMUZ ŞEYE TABİ OLURUZ” DERLER. Ya ataları bir şey bilmez ve doğru yolda olamasala r da mı (onlara tabi olacaklar?) (Bayraktar Bayraklı meali)

Sanırım her şey çok net anlaşılmıştır. Bu insanlara, yalnız Allah ın indirdiğine uyun dedikleri nde, onlara uyarız ama bizim atalarımızın inandıkları da var, onlara da uyarız diyorlar. AMA ALLAH BUNU ASLA KABUL ETMİYOR, ÇÜNKÜ YARADAN YALNIZ İNDİRDİĞİM KİTABA İMAN EDECEKSİNİZ, ÇÜNKÜ SİZLERİ YALNIZ İNDİRDİĞİM KİTAPTAN SORUMLU TUTUYORUM DİYOR KUR’AN DA. Bugün yaşanan İslam inancında, cahiliye toplumunu n yaptığı bu acı gerçek, günümüzde çok daha ileri derecede devam ediyor. Atalarının rivayet, batıl inançlarından kendileri ni kurtarama yanlar,  nefisleri nin etkisiyle Allah ın apaçık uyarılarına gözlerini yumarak kör olduklarını, Kur’an ın gerçeklerini duyamayac ak kadarda, sağır olduklarını ne yazık ki görüyoruz.

Böyle insanlar, Allah şefaat tümden bana aittir dedikçe, şefaat yetkisini edindikle ri velilere de vermekten çekinmiyorlar. Dinde sakın bölünmeyin diye uyaran Rabbimize inat, dinde bölünmekte zenginlik vardır diyecek kadar, Allah ın ayetlerin i duymuyorl ar. Allah güvenilecek veliniz benim, sakın veliler edinip ardı sıra gitmeyin dedikçe, adeta hem kör hem sağır olmuşçasına veliler, şeyhler edinmenın cennetin kapısını açacağını söylemekte kusur görmüyorlar. İşte Allah böyle davrananl ara Kâfir, inkârcı diyor. Lütfen hatırlatmak isterim, ben demiyorum . Kur’an da Allah diyor.

Bakara 105. ayette, Ehli kitabın bir kısmından bahsederk en Allah, kâfir ve müşrik diye bahsediyo r. Bu insanlar Allah a iman etmeyenle r değil, Allah ın ayetlerin in bir kısmını görmezden, duymazdan gelenlerd en bahsediyo r.  Bakara 159–160–161. ayetlerin de Allah, AYETLERİMİZİ TEBLİĞ ALIP, BİR KISMINI GÖRMEZDEN GELİP, ÜSTÜNÜ ÖRTÜP GİZLEMİŞ OLARAK ÖLENLER KÂFİR, İNKÂRCI OLARAK ÖLMÜŞTÜR DİYOR.  Böyle insanlar içinde Allah bakın ne diyor. ”ALLAH'IN, MELEKLERİN VE BÜTÜN İNSANLARIN LANETİ ONLARIN ÜZERİNEDİR.”

Değerli din kardeşlerim, hangimiz Allah ın ve melekleri n lanetinin üzerimize olmasını isteriz. Eğer Allah bizleri böyle bir hatadan korusun diyorsanız, Allah ın uyardığı gibi asla veliler, şeyhler, efendiler edinmeden, emin olamayacağımız bilgi ve sözlerin ardına düşmeden, YALNIZ ALLAH IN NURU KUR’AN IN İPİNE SARILMALI VE AYETLERİ DÜŞÜNEREK HAYATMIZA GEÇİRMELİYİZ.

ALİ İMRAN 64: De ki: “Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'NA HİÇBİR ŞEYİ EŞ TUTMAYALI M VE ALLAH'I BIRAKIP DA BİRBİRİMİZİ TANRILAŞTIRMAYALIM.” Eğer yüz çevirirlerse, de ki: “Şâhit olun, biz Müslümanlarız.” (Bayraktar Bayraklı meali)

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
5
Vizyondaki Fragmanlar / Bumblebee filmi
« Son İleti Gönderen: hasansen 20 Aralık 2018, 15:13:04 »
Abi izlerken dejavu oldum resmen gözümün önüne megan fox geldi zaten baya önce bumblebee nin hikayesin i yapacakla rını söylemişlerdi belki böyle tüm karakterl er için yaparlar bumblebee 21 aralık cuma vizyona girecekmiş kesinlikl e izliycem fragmanıda aşağıya koyuyorum
6
Kur’an ı anlayarak ve düşünerek her okuduğumda, çok farklı gerçekleri görüyorum, şükürler olun. Sanki ayetler günümüzde yaşanan olaylar için indirilmişçesine, bizlere rehberlik yapıyor. Kur’an ı okurken bir ayet özellikle dikkatimi çekti ve ayeti okurken, Atatürk ün mecliste yaptığı ve çok yanlış anlamlar yükledikleri, bir konuşma geldi aklıma. Ondan bahsetmed en önce okuduğum ve dikkatimi çeken ayeti önce sizlerle paylaşmak istiyorum .

Nisa 153: Ehlikitap, SENDEN KENDİLERİNE GÖKTEN BİR KİTAP İNDİRMENİ İSTİYOR. Zaten onlar Musa’dan da bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Allah'ı bize açıktan göster." Bunun üzerine zulümlerinden ötürü kendileri ni yıldırım çarpmıştı. Sonra kendileri ne açık-seçik kanıtların gelişi ardından buzağıya taptılar. Biz onların bu günahını da affettik. Biz Musa’ya apaçık bir kanıt/bir hükmetme gücü verdik. (Yaşar Nuri meali)

Dikkat ettiyseni z, Allah ın elçisi, kendisine gelen ayetleri bir bir tebliğ ederken, Peygamber imizden bir istekte bulunuyor lar ve diyorlar ki; GÖKTEN ALLAH KATINDAN SANA BİR KİTAP İNDİRİLSEYDİ YA. Daha önce ki Ehli kitapta, bundan daha büyük isteklerd e bulundukl arını, Musa Peygamber imizden Allah ı göstermesini istedikle ri örneğini veriyor. Peki bu ayette, Ehlikitap ın gökten bir kitap indirilme sini istemeler inden, ne kast ediliyor olabilir?

Önce şunu hatırlatmak isterim, Allah yalnız gökte değil, her yerdedir. Kur’an da Allah ın yalnız gökte olduğuna dair, tek bir bilgi yoktur. TAM TERSİNE GÖKTE VE YERDE YAŞAYANLARIN İLAHIDIR DER KUR’AN. ALLAH IN YALNIZ GÖKTE OLDUĞUNA İNANALAR, CAHİLİYE TOPLUMU İNANCI OLDUĞU GİBİ, BUGÜN İSLAM I TARİKAT EKSENLİ YAŞAYANLARIN BİR KISMI, ALLAH ARŞIN ÜSTÜNDE, YANİ KÂİNATIN TAVANINDA DIR DİYEBİLMEKTEDİRLER.

Ehli kitap her şeyiyle hazır, tüm ayetlerin içinde bulunduğu bir kitabın indirilme sini istiyorla rdı. Ama Allah ayetlerin i sindire sindire anlayıp, hayata geçirebilmeleri için ayetlerin i yavaş yavaş sözlü bir şekilde indiriyor ve elçisi de kayda alıyor, insanlara ezberleti yordu. Onların, gözleriyle Allah ı görmek istedikle ri gibi, Allah katından gelen bir kitap şeklini de görmek istemeler i nedeniyle, Allah dan uyarı alıyorlar. 

Ayete dikkat ettiyseni z, Ehli kitaba daha öncede ayetlerin i apaçık Allah gönderdiğimiz halde, onlar bu kanıtları göz ardı ederek, hayatlarına geçirmediklerini, hala atalarının yanlış inançlarını yaşamaya, bunlarda Allah katından gelmiştir demeye, yani ataların inancını yaşamaya devam ettikleri bilgisini, özellikle bizlere bildiriyo r. Tabi aralarından, iman edenlerin günahlarını affettiğini de söylüyor.

Şimdide Kur’an ın diğer ayetlerin den faydalana rak, bu konuda ehli kitabın yaptığı yanlışları düşünelim. Neler yapıyorlardı da, Allah onları uyarıyordu? Önce unutmamamız gereken bir gerçek var, bu uyarılar Allah ı inkâr edenlerde n bahsetmiy or. Tam tersine Allah ı tek ilah olarak kabul ettikleri halde, Allah ın yanına adeta ilahlaştırdıkları varlıkları ve onların kitaplarını koyanlard an bahsediyo r. Peki bu bilgileri, hangi kaynaklar dan almışlardı da, inançlarına geçirmişlerdi? Atalarının rivayetle r yoluyla kendileri ne ulaşmış bilgileri, BUNLARDA GÖKTEN, ALLAH IN KATINDAN İNDİRİLEN AYETLERİDİR demeleri, onları Allah ın yolundan saptırmıştı.

Ayetin sonunda Allah, bakın çok net bir hüküm veriyor ve diyor ki, biz Musa ya apaçık bir kanıt, yani kitabı indirdik ve bu kitapla kullarıma hükmetme yetkisini, gücünü verdik diyor. Peygamber imiz içinde, aynı hükümler zaten Kur’an da geçiyor ve ne diyordu Allah elçisine hatırlayalım. “SANA İNDİRDİĞİM KUR’AN İLE KULLARIMA HÜKMET.”

Kur’an da birçok ayette Allah, bizleri uyarıyor ve diyor ki, sakın emin olmadığınız bilgileri n ardına düşmeyin. Sizleri Allah ile aldatacak insanlar çıkacak ve Allah ın hükmü olmadığı halde, BUNLARDA ALLAH KATINDAN İNDİRİLEN AYETLERDİR DİYENLER ÇIKACAKTIR, SAKIN ONLARA İNANMAYIN UYARISINI YAPIYOR. Benim katımdan indirilen ve sizlerin sorumlu olduğunuz yalnız Kur’an dır diyerek, Zuhruf suresi 44. ayette, açıkça noktayı koymuştur Yaradan.

Onun içindir ki bizlere düşen, Allah ın bu uyarılarından yola çıkarak, Alak suresi 1. ayetinde olduğu gibi, “YARATAN RABBİNİN ADIYLA OKU” uyarısından yola çıkarak, önce Rabbimizi n yarattığı tabiat mucizeler inin ayetlerin i okuyup, onları aklımızda, nefsimizd e değerlendirip, hayatımıza geçirdiğimizde, Allah ın en doğru yolunda olabiliri z. Yani önce hayatın, tabiatın, yaşamın ayetlerin i gözlemleyerek okumalıyız ki, Allah ın indirdiği yazılı, sözlü vahyi doğru anlayabil elim.

Şimdide gelelim, Atatürk ün mecliste yaptığı konuşmasına. Bu konuşma ne yazık ki, bazı art niyetli kişiler tarafından farklı şekilde yorumlana rak, Atatürk dinsiz ilan edilmiştir. Sözlerini yazmadan önce şunu hatırlatmak isterim. Atatürk, İslam ı bilen ve batıldan ve hurafeden uzak, gereği gibi halkın İslam ı öğrenmesi içinde çaba harcayan bir liderdi.  Kur’an ı Türkçeye tercüme ettirmesi, bunun kanıtıdır. İnancı olmayan bir insan, Kur'an ın anlaşılması için çaba harcar mı? Lütfen unutmayalım, bu konuşmanın geçtiği mecliste, çok değerli din âlimleri vardı. İslam a saygısızlık adına söylenecek tek bir sözü kabul etmeyecek lerini lütfen unutmayalım. Bakın Atatürk konuşmasında ne söylüyor. Lütfen art niyetle değil, Kur’an bütünlüğünde, kimseye iftira atmadan söylenenleri anlamaya çalışın.

“Fakat bu prensiple ri, GÖKTEN İNDİĞİ SANILAN KİTAPLARIN DOĞMALARI ile asla bir tutmamalıdır. Biz İLHAMLARIMIZI gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyor uz.”

Bu sözleriyle Atatürk, gökten indirildiği sanılan kitaplar sözünden, eğer Kur’an ı kast etmiş olsaydı, bu konuşmasının sonunda, TÜM MECLİS, ALKIŞLAR MIYDI? Hepsi ayakta alkışladı. Lütfen bu konuyu göz ardı etmeyelim ve o meclistek i çok değerli insanları da, töhmet altında bırakmayalım.  Daha önce belirttiğim gibi, Allah gökyüzünde değil ki gökten Kur’an indirilsi n, O her yerde. Ama dine batıl ve hurafe karıştıran tüm ehli kitap, buna günümüzde yaşayan bir kısım Müslümanlar da dâhil, bu yanlışı yapıyor ve sanki Allah yalnız gökyüzündeymiş gibi anlatıyorlar. Bakın ayette, ilhamlarımızı gaipten almayız diyor. Gaip kaynağı bilinmeye n, emin olmadığımız demektir. Kur’an ın geldiği yer bellidir. Gaip yani bilinmez değildir. Ama Kur’an dışından, emin olmadığımız rivayetle rin kaynağı belli değildir. Adı üstünde rivayet.

O günkü toplumu düşünün lütfen. Atatürk hangi konularda çaba gösteriyordu İslam dini adına? Batıldan, hurafeden uzak, gerçek İslam ile toplumun buluşmasını istiyordu . İşte bu konuşmayı da, bu düşünce ekseninde lütfen düşünelim. DİNİ HURAFELER LE YAŞAYAN, TARİKATLAR, CEMAATLER, ATATÜRK ÜN SAYESİNDE UZUN BİR SÜRE, ZEHİRLERİNİ TOPLUMA AKITAMAMIŞLARDIR. Ama Atatürk düşmanlığını topluma, sinsice işte böyle yaymışlardır.

Atatürk, batılı ve hurafeyi din haline getirenle re, KUR’AN DIŞINDAN KİTAPLARI, BUNLARDA ALLAH KATINDAN İNDİRİLMİŞTİR DİYENLERE, CEVAP VERİYOR MECLİSTE BU KONUŞMASINDA. Bakın Atatürk bu sözlerini nasıl açıklıyor. Dikkat ederseniz, bir kitaptan yani Kur’an dan  bahsetmiy or, tam tersine gökten indiği sanılan KİTAPLAR diyor, birçok kitaptan bahsediyo r. Yani Kur’an ı yeterli görmeyen, bunlarda Allah katındandır diyen, ciltlerce dolusu mezhepler in ve FIKIH inancının dine ilave yaptığı kanun ve kuralların DOĞMASI, delilsiz dayatması yani, sorgulama dan kabul edilmesin e asla müsaade etmeyiz, Allah ın kanunları ile eş tutmayız diyor.

Devamında ise bizlerin, günümüzde hala anlayamadığı bir gerçeğe dikkat çekiyor Atatürk. Biz ilhamlarımızı, gaipten değil, yani emin olmadığımız kaynaklar dan değil, doğrudan doğruya hayattan, yani apaçık Allah ın yarattığı yaşamın gerçeklerinden alırız diyor. Bu söylediklerinin, Kur’an okumuş herkes ne anlama geldiğini çok iyi anlayacak tır. Allah, Rahman ve Rahim olan Allah ın adıyla oku emrini verirken, işte kullarının önce bu yaradılış gerçeğini tabiattan okumamızı istiyor bizlerden . Yoksa indirilen bir kitap ilk önce yok ki insanlar okusun. Allah da bizlere bu konuda, bakın bazı ayetlerin de neler söylüyor.

Allah, orada geniş yollar edinip dolaşabilesiniz diye, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır.”
(Nuh 19–20 :“

O Allah ki, yeryüzünü sizin için bir döşek, gökyüzünü bir bina yaptı. O, gökten su indirip onunla çeşit çeşit meyveleri size rızık olarak çıkardı. O halde, bile bile Allah'a eşler koşmayınız. (Bakara 22)

Allah'ın gökten yağmur yağdırdığını ve bu sebeple yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmez misin? Şüphesiz Allah, lütuf sahibidir; her şeyden haberdardır. (Hac 63)

Atatürk ün toplumları yönetmek için aldığı ilham, hayatın ta kendisidi r, yani yüce Rabbimizi n hepimizin gözleri önünde yarattığı ayetlerid ir diyor. Lütfen dikkat edelim söylenen söze. Atatürk bakın nereden ilham aldığını söylüyor. İlham, üstün bir örnek güçten alınır. ATATÜRK DE BİZLER EMİN OLAMAYACAĞIMIZ BİLGİLERDEN İLHAM ALMAYIZ, BİZLERİN İLHAMI ALLAH IN YARATTIĞI, BİZLER İÇİN ÖRNEK OLAN, HAYAT VE YAŞAMDIR DİYOR. Atatürk toplumun gerçek İslam ı öğrenebilmesi için, Diyanet İşleri Başkanlığını özellikle kurmuştur. Dinsiz bir insan bunu yapar mı? Camilerde hutbe veren bir insan, nasıl dinsiz olur.

İlk Diyanet işleri Başkanı Rifat Börekçi, bakın Atatürk ü nasıl anlatıyor. Bu sözler Diyanet arşivinden.

“Atanın huzuruna girdiğimde, beni ayakta karşılardı. Utanır ezilir, büzülür, ‘Paşam beni mahcup ediyorsun uz’ dediğim zaman, ‘ DİN ADAMLARIN A SAYGI GÖSTERMEK, MÜSLÜMANLIĞIN İCAPLARINDANDIR.’ buyururla rdı. Atatürk şahsi çıkarları için, kutsal dinimizi siyasete alet eden, cahil din adamlarını sevmezdi.” Not: Atatürk ve din eğitimi- Ahmet Gürtaş- Diyanet İşleri başkanları yayınları. S- 12

Bunun dışında, mecliste yapılan bu konuşmaya bir anlam veren kişi, ancak art niyetlidi r ve o mecliste bu konuşmayı alkışlayan tüm milletvek illerine, zerre kadar saygısı olmayan, aldatılmış insanlardır diyebilir im. Atatürk, bu ülkenin birliğini ve bütünlüğünü sağlamış bir liderdir.  Onun ya da herhangi bir kişinin, imanını yargılamak bizlere düşmez. Eğer din ve imanı adına bir yanlışı varsa, hesabını Allah a verecekti r. Kişileri inançları konusunda yargılamak, bizlerin haddi değildir. Lütfen emin olamayacağımız yalanlara, iftiralar a inanmayalım.  Elimizde Kur’an, onun ışığıyla aydınlanalım. Allah Hucurat 6. ayetinde bu konuda bizleri uyarıyor ve bakın ne diyor. Kur’an a iman eden bir Müslüman, asla emin olmadığı bir söze inanmaz ve bu sözü, bilgiyi topluma dağıtmaz.

“Ey inananlar! Eğer bir fâsık/yalan haber taşıyan size bir haber getirirse, onun doğruluğunu araştırınız. YOKSA BİLMEDEN BİR TOPLULUĞA KÖTÜLÜK EDERSİNİZ DE, SONRA YAPTIKLAR INIZA PİŞMAN OLURSUNUZ .” (Hucurat 6)

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
7
Bizler Kur’an ayetlerin i, eğer rivayet edilen hadisleri n ışığında anlamaya çalışırsak, doğru anlamamız asla mümkün olamaz. Çünkü Allah Kur’an ı biz açıkladık ve her şeyden nice örnekleri verdik ki anlayasınız diye bizleri uyarır. Peki, bizler bu uyarıları dinliyor muyuz? Elbette hayır. Tam tersine Kur’an her konuda detay vermez açıklamaz, özet bilgi verir diyerek, Kur’an ayetlerin i açıkladığını iddia ettikleri, rivayet hadislere toplumu yönlendirirler, araştırmadan Kur’an ın onayını almadan. Bu fikre inandığınızda zaten Kur’an ın onayı gerekmiyo r, çünkü Kur’an da her bilgi yoktur deniyor. Böyle olunca da bizler, ALLAH IN NE DEDİĞİNİ DEĞİL, ARAYA GİREN BAZI KİŞİLERİN RİVAYETLERİ İLE AYETLERDE N NE ANLADIKLA RINI ANLIYORUZ .

Bu makalemde sizleri düşünmeye davet etmek istediğim, çok önemli bir ayet var.  Maide suresi 51. ayet. Bu ayette geçen bir cümleden yola çıkarak, Kur’an dan araştırmadan, ayetler üzerinde düşünmeden, gerekli detayları almadan söyle deriz. Allah Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin diyor.  Önce ayeti yazalım, daha sonrada Kur’an dan yardım alarak, Allah bu ayette aslında ne anlatmak istiyor, onu anlayalım.

Maide 51: Ey inananlar! YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARI DOST EDİNMEYİN. Onlar birbirler inin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, ZALİMLER TOPLULUĞUNU DOĞRUYA İLETMEZ. (Diyanet meali) 

Ayete ilk baktığımızda, sanki Allah tüm Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin diyor gibi anlaşılıyor. Ayette dost diye çevrilen kelime EVLİYA. Kur’an da bu kelime, genelde DOST ya da VELİ diye çevrildiği için, bu ayette de DOST diye çevrilmiş. ASLINDA BU AYETTE GEÇEN BU KELİMENİN KİMLERDEN BAHSEDİLDİĞİNİ,  BİRAZ SONRA DAHA İYİ ANLAYACAĞIZ.
Bu ayette Allah ne demek istediğini, kimlerden bahsettiğini Kur’an dan birçok  ayetle açıklandığını göstermeden önce, bir örnek vermek istiyorum . Tevbe suresi 5. ayetinin başında şöyle bir cümle geçer. “HARAM AYLAR ÇIKINCA ALLAH’A ORTAK KOŞANLARI, ARTIK BULDUĞUNUZ YERDE ÖLDÜRÜN,” Eğer bu ayetin öncesini ve sonrasını okumazsanız, Allah Yahudi ve Hıristiyanları gördüğünüz yerde öldürün emrini verdiğini zanneders iniz. Hâlbuki diğer ayetlerde, size özellikle savaş açan, barış sözleşmesi yaptıkları halde, sözlerinden dönerek size saldıranlarla savaşın ve gerekirse öldürün diyor. Hatta bu konuda detaylı açıklama yaparken, onları esir alın, ya karşılıklı fidyeyle, ya da karşılıksız savaş bitiminde salı verin, diye de açıklama yapar. Gelelim Maide suresi 51. ayete. Bu ayetten birkaç ayet sonra, bakın Allah bu konuya nasıl açıklama getiriyor ve kimlerle dost olmayın diyor.

Maide 57: Ey iman edenler! SİZDEN ÖNCE KENDİLERİNE KİTAP VERİLENLERDEN DİNİNİZİ ALAYA ALIP OYUNCAK EDİNENLERİ VE ÖTEKİ KÂFİRLERİ DOST EDİNMEYİN. Eğer müminler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. (Diyanet meali) 

Maide 51 ve 57. ayette geçen kelime orijinal ayette aynı, EVLİYA yani dost anlamında. Demek ki tüm Ehli kitaptan bahsetmiy or. Bunların içinde bulunan, zalim olanları, dinimizi inancımızı alaya alıp bizlerle dalga geçenleri dost edinmemiz i Allah istemediğini bildiriyo r. Kur’an a bakmaya devam edelim.

Ali İmran 113–114: KİTAP EHLİNİN HEPSİ AYNI DEĞİLDİR. Onların arasında, gece boyunca Allah'ın ayetlerin i okuyan ve secdeye kapanan dosdoğru insanlar da vardır. Onlar, Allah'a ve âhiret gününe inanırlar; doğru olanı emreder, eğri olandan alıkoyarlar ve hayırlı işlerde birbirler iyle yarışırlar. İŞTE BUNLAR ERDEMLİ İNSANLARDANDIR. (Bayraktar Bayraklı meali)

Sanırım bu ayetten sonra, Allah ın Ehli kitap arasında kimlerden bahsettiği, daha doğrusu, dost edinmeyin derken, HEPSİNİ KAST ETMEDİĞİ ÇOK DAHA NET ANLAŞILIYOR. Dikkat derseniz bu ayet, hem Allah ın elçisine, hem de iman eden Müslümanlara hitaben söylüyor ve ehli kitapla, nasıl bir diyalog içinde olmamız gerektiğinin izahını yapıyor. Aynı konuda Kur’an dan bir başka örneğe bakalım.

Maide 69:  İman edenlerle Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden ALLAH'A VE ÂHİRET GÜNÜNE İNANIP İYİ AMEL İŞLEYENLER ÜZERİNE ASLA KORKU YOKTUR, ONLAR ÜZÜLECEK DE DEĞİLLERDİR. (Bayraktar Bayraklı meali)

Ayete dikkat ettiyseni z, iman edenlerle diye başlıyor, kitap ehli olanları yani bunların içindende Allah ın doğru yolundan giden, Allah a ve ahiret gününe inanıp, iyi amel işleyenleri Allah ayırıyor ve onların korkmalarına gerek olmadığını, onların hesap günü üzülmeyeceğini bizlere bildiriyo r. Yani Allah bu özellikleri taşıyan Ehli kitapla asla dost olmayın demiyor, tam tersine onlarla dost olmamızı istiyor. Kur’an dan şimdi vereceğim örnek ayet, aslında Ehli kitap arasında hangileri ile dost olabileceğimize çok daha açık örnek veriyor. Şimdide ona bakalım.

Mümtehine 8–9: Allah, sizinle din konusunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara İYİLİK YAPMANIZI VE ADALETLİ DAVRANMAN IZI YASAKLAMA Z. Çünkü Allah, âdil olanları sever. Allah sadece, SİZİNLE DİN KONUSUNDA SAVAŞANLARI, SİZİ YURDUNUZD AN ÇIKARANLARI VE SİZİN ÇIKARILMANIZA YARDIMCI OLANLARI DOST EDİNMENİZİ YASAKLAR. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimleri n ta kendileri dir. (Bayraktar Bayraklı meali)

Sanırım bu ayetten sonra, her şey çok daha net anlaşılmıştır. Bizler ne yazık ki ayetlerde geçen bir cümleye, hatta bir kelimeye rivayet inançlarımızın ışığında öyle anlamlar yükleyip inanıyoruz ki,  Allah ın söylediğinin tam tersini anlıyor ve hayata geçiriyoruz.

Bakara 111 ve 112. ayetlerin de, YAHUDİ VE HIRİSTİYAN HARİÇ HİÇ KİMSE CENNETE GİREMEYECEK, dedikleri bilgisini veriyor. Allah da özellikle bu örneği Kur’an a iman eden Müslümanlara veriyor ve bakın nasıl bir cevap veriyor Allah, Ehli kitabın sözlerine.

“Sen de onlara de ki, “EĞER GERÇEKTEN DOĞRU SÖYLÜYORSANIZ, DELİLİNİZİ GETİRİNİZ.” BİLAKİS, KİM İYİLİK YAPARAK BÜTÜN BENLİĞİNİ ALLAH'A TESLİM EDERSE, ONUN ÖDÜLÜ RABBİNİN KATINDADI R. Öyleleri için ne bir korku vardır ne de üzüntü çekerler.”

Bu ayette Allah, hiç biriniz biz diğer Ehli kitaptan Allah huzurunda daha üstünüz, bizler cennete gireceğiz, sizler giremeyec eksiniz demeyin diyor. Ben sizin yaptıklarınıza bakarım, kendinizi temize çıkarıp, karşınızdaki kişileri suçlamayın diye açıklama getiriyor . Peki, bizler bu ve benzeri ayetlerde n ders aldık mı? Elbette hayır, bizlerde tıpkı Ehli kitabın yaptığı yanlışları yapıyoruz ve diyoruz ki; “MÜSLÜMAN OLMAYAN CENNETE GİREMEZ.” Buradan da anlaşılıyor ki, bizlerin rehberi ne yazık ki Kur’an değil, ardı sıra gittiğimiz emin olamadığımız sözler, rivayetle r olmuş. Konumuzla ilgili bir ayet örnek daha vermek istiyorum . Çünkü Allah bizlerden ismimizin ya da tabi olduğumuz toplumun ismi ile değil, yaptıklarımızın karşılığını huzuru mahşerde vereceğini, çok açık bakın nasıl anlatıyor bu ayette.

Ali İmran 75: Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ONA YÜKLERLE EMANET BIRAKSAN ONU SANA ÖDER. Onlardan öylesi de vardır ki ONA BİR DİNAR VERSEN, DEVAMLI OLARAK BAŞINA DİKİLMEDİKÇE ONU SANA ÖDEMEZ. Onlar, “Cahillere karşı bize bir sorumlulu k yoktur” dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah'a karşı bile bile yalan söylüyorlar. (Bayraktar Bayraklı meali)

Doğrusu bu kadar açık ayetten sonra, sanırım söyleyecek hiçbir şey yok. Konunun daha iyi anlaşılması ve Allah ın biz Müslümanların, Allah ın doğru yolunda giden ve Rabbimizi n istediği şartları taşıyan Ehli kitapla, nasıl dostlukla r kurmamızı istediği ayet üzerinde şimdide düşünelim.

Maide 5: Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. KENDİLERİNE KİTAP VERİLENLERİN YİYECEKLERİ SİZE HELÂL, SİZİN YİYECEKLERİNİZ DE ONLARA HELÂLDİR. Mümin kadınlardan iffetli olanlarla, DAHA ÖNCE KENDİLERİNE KİTAP VERİLENLERDEN OLAN İFFETLİ KADINLAR DA, MEHİRLERİNİ VERMENİZ KAYDIYLA; EVLENMEK, ZİNA ETMEMEK VE GİZLİ DOST TUTMAMAK ÜZERE SİZE HELÂLDİR. Her kim de inanılması gerekenle ri inkâr ederse, bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır. (Diyanet meali)

Sanırım bu ayet son noktayı koydu. Allah kitap ehli arasında, Allah ın şartlarını taşıyan, doğru ve dürüst olanlar ile çok iyi dostlukla r kurmamızı özellikle istiyor ki, ONLARLA YEMELİ İÇMELİ DOST OLMAMIZI İSTİYOR. Yetmiyor,  Mümin kadınlardan yani iman etmiş Müslüman olmuş kadınlardan iffetli olanlar sizler için helaldir dedikten sonra, daha da ileri giderek bakın ne diyor tekrar hatırlayalım.

“DAHA ÖNCE KENDİLERİNE KİTAP VERİLENLERDEN OLAN İFFETLİ KADINLAR DA, MEHİRLERİNİ VERMENİZ KAYDIYLA EVLENMEK, ZİNA ETMEMEK VE GİZLİ DOST TUTMAMAK ÜZERE SİZE HELÂLDİR.”

Ayetin sonunda bir cümle var. “Her kim de inanılması gerekenle ri inkâr ederse, bütün işlediği boşa gider” Burada bahsedile n, Allah ı bolca anan, onu yücelten ve ona karşı kulluk görevini yerine getirip,  Allah'a ve âhiret gününe inananlar, doğru olanı emredip, eğri olandan uzak duranlar ve hayırlı işlerde birbirler iyle yarışanlar olarak anlamamız gerektiğini ayetlerde n anlıyoruz. Bunun tersini yapanın yaptıkları boşa gidecekti r.

Bizler karşımızdaki insanların, Allah katında imanlarını asla ölçemeyiz, değerlendirme yapamayız. Allah Necm 32. ayetinde bakın ne diyor.” ÖYLEYSE KENDİNİZİ TEMİZE ÇIKARMAYINIZ. O, ALLAH'A SAYGI DUYANI EN İYİ BİLENDİR.” Yine Maide 105. ayetinde şöyle uyarıyor bizleri.” EY İMAN EDENLER! SİZ, KENDİNİZİ DÜZELTMEYE BAKIN” Yine İsra 84. ayetinde: “YOLCA DAHA DOĞRU GİDENİN KİM OLDUĞUNU, RABBİNİZ DAHA İYİ BİLİR.

Bazı art niyetli kişiler, Bakara 107. ayetinde, Allah dan başka dostunuz yoktur diye geçiyor, Maide 55. ayetinde de, sizin dostunuz Allah tır, elçisidir ve Allah a boyun eğenlerdir diye geçiyor. Bu iki ayette tezatlık yok mu diye, Kur’an da çelişki aramaya çalışanları görürüz. Halbuki ayete daha dikkatle baktığımızda ve diğer ayetlerle karşılaştırdığımızda, Bakara 107. ayette, özellikle dikkat çeken, ALLAH DAN BAŞKA BİZLERE YARDIMCI OLMADIĞINI ANLATIYOR . Yani din ve imanımız adına bizlere yardım edecek, ardı sıra gideceğimiz, şefaat dileyeceğimiz yalnız Allah olduğu anlatılıyor. Maide 55. ayette ise, yaşadığımız normal hayatımızda gerçek dostlarımız sayılıyor ve özellikle Allah a boyun eğen, onun emirlerin i yerine getirenle r diye de açıklık getiriyor . Bu makalemde bu şartları taşıyan, azınlık olsa da Ehli kitabın içinde, böyle insanları da dost edinin diye ayetlerde geçtiğini açıkça gördük. Ayetlere Kur’an bütünlüğünde bakmadığımız takdirde, Allah ın ne anlattığını da doğru anlamamız mümkün olmayacak tır.

Sizlere üzerinde dikkatle düşünmenızi istediğim, bir örnek vermek istiyorum . Yahudi ve Hıristiyanlar inançlarını öyle batıl ve hurafeler le karıştırmışlardı ki, Allah göndereceği elçiyi, bunların arasından seçmedi ve hiçbir inanca sahip olmayan ÜMMİ olan Hz. Muhammedi seçti. Hatta hatırlayınız Allah peygamber imizden bahsederk en, sen daha önce DİN İMAN NEDİR BİLMEZDİN, seni doğru yola biz ilettik diye özellikle bizlere bildiriyo rdu. Buradan şunu çok açık anlıyoruz, Allah katında önemli olan doğruların ve hakkın arayışında olmak ve batıldan hurafeden uzak durmaktır.

Lütfen biz Müslüman’ız, onun için biz cennete gideceğiz Yahudi ve Hıristiyanlar gitmeyece k diye, kendimizi kandırmayalım, pişman oluruz. Unutmayalım, Allah mahşer günü elçisinin şahitliğinde söyleyeceği o acı gerçeği şimdiden bizlere bildiriyo r ve diyecek ki peygamber imiz; BENİM ÜMMETİM KUR’AN I TERK ETTİ. Ne dersiniz hala hiç korkmadan, kendimizd en emin bir şekilde, biz Müslüman olduk, Allah ın en doğru yolunda gidiyoruz, onun için biz cennetliğiz, Yahudi ve Hıristiyanların hepsi cehenneml ik, deme cesaretin i hala gösterebiliyor muyuz? Karar sizin, imtihan sizin imtihanınız.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
8
Astroloji / Ynt: Arkadaş olarak burçlarımızın devamı
« Son İleti Gönderen: angelika39 02 Aralık 2018, 20:56:22 »
großartige Lektüre, danke
 love astrology things
9
Bir Hanım okurumun, benim yazdığım Nisa 78 ve 79. ayetlerde n bahsettiğim makaleme verdiği cevaplar, çok ilgimi çekti. Kendisini n daha önce Müslüman olduğunu, fakat İslam dan çıkıp ateist olduktan sonra, yine araştırmaları sonucunda, kendisini n YEHOVA ŞAHİDİ olduğunu söyledi. Aramızda facebook da geçen bazı konuşmalardan size bahsetmed en önce, Yahova şahitleri kimlerdir, kısaca ondan bahsetmek ve bilgi vermek istiyorum . Çünkü bu insanların düşünceleri ve din adına fikirleri nin nasıl ortaya çıktığını ve toplumlar da ve inançlarında, nasıl tahrifatl ar yaptığına güzel bir örnek olduğu için yazmak istiyorum ki, onların tuzaklarına düşmeyelim. Önce Yahova şahitleri kimlermiş onu anlayalım.

“Yehova şahitleri, Protestan Hıristiyanların, bir alt grubu olduğunu söyleyenler olduğu gibi, Yahudiler in, Hıristiyanlar arasında kurduğu bir mezhep olduğunu da söyleyenler vardır. 1852’de ABD’nin Pennsylva nia Eyaleti’nde ortaya çıkmış. Kurucusu, CHARLES TAZE RUSSELL’DIR. Kendileri ni ne Hıristiyan ne de Yahudi olarak tanımlarlar. Kendileri ni Tanrının şahitleri olarak kabul ederler. Kutsal kitapları Tevrat, Zebur ve İncil’i içine alan Kitab-ı Mukaddes adını verdikler i kitaptır. İlk olarak, kilisenin yüzyıllardır Kutsal Kitap diye okudukları İncil i, değiştirip bozduğunu iddia ederler. Bu yüzden de İncil i, YENİDÜNYA ÇEVİRİSİ ADINI VERDİKLERİ, YENİ BİR ŞEKİLDE TERCÜME ETMİŞLERDİR.

Bazı metinleri yeniden yorumlama ları, Hıristiyanların tepkisini çekmiştir. Bu yüzden Hıristiyan dünyası, Yehova Şahitleri’ni KUTSAL KİTAPLARINDA TAHRİBAT YAPMAKLA SUÇLUYOR. Ayrıca Yehova Şahitleri azizleri ve Papa’yı kabul etmez. Bu kitapta Allah’ın adı olarak TEVRAT’TA GEÇEN YEHOVA’YI KULLANMAL ARI DA YAHUDİLERİ KIZDIRIYO R. Çünkü Yahudiler “Allah’ın adını boş yere anmayın” ayeti üzerine Allah’ın en büyük ismi olan Yehova’yı kullanmaz lar.

Eski Ahit ve Yeni Ahit’te adı geçen peygamber lere inanırlar. Kan vermezler, başkalarından da almazlar. Gerektiğinde kendi kanlarını kullanırlar. Zaten yanlarında bir belge vardır, kendileri ne kesinlikl e kan verilmeye ceğini belirtir. Yehova Şahitleri için bayrak, sancak, vatan gibi bizim kutsal kabul ettiğimiz hiçbir milli değer yoktur. Onlar dünya vatandaşı olduklarına inanırlar. İnanışlarında kilise ve papaz gibi kavramlar da yoktur. Din, sadece Yehova Şahitlerininkidir. Diğerleri sahtedir.

İnanışlarına göre Armageddo n adını verdikler i büyük bir dünya savaşı çıkacak ve dünya birbirine girecek. GERİYE SADECE YEHOVA ŞAHİTLERİ KALACAK. İSA MESİH DÜNYAYA İNECEK, YEHOVA ŞAHİDİ OLMAYAN İNSANLARI YARGILAYA CAK VE YARGILAMA DAN SONRA BU İNSANLARIN HEPSİ TOPRAK OLACAK. Yani tekrar dirilemey ecek. Ardından dünya cennete dönüşecek ve Yehova Şahitleri bu cennette yaşayacak. Yehova Şahitlerinden başka geride insan kalmayacağı için de, cehennem olmayacak . Bu nedenle YEHOVA ŞAHİTLERİ ARALARINA, YENİ İNSANLARI KATMAK İÇİN ÇOK AKTİF ŞEKİLDE ÇALIŞIRLAR.

YEHOVA ŞAHİTLERİ, İSA’NIN YARATILMIŞ EN YÜKSEK VARLIK OLAN BAŞ MELEK MİKAİL OLDUĞUNA İNANIRLAR. Bu da, İsa’nın Tanrı olduğunu çok açık bir şekilde bildiren, birçok Kutsal Kitap ayetinin tersidir. Charles Russell in kim olduğunu, nasıl kehanetle rde bulunduğuna bir örnek vermek gerekirse . Bu kişi,  Hz. İsa nın 1874 de geleceğini iddia etmiş ama tutmayınca, 1914 yılını işaret etmiştir. Lütfen internett en bu kişinin hayat hikâyesini, nasıl bir insan olduğunu araştırın, ne demek istediği o zaman daha iyi anlayacak sınız.”

Gelelim bayan okurumla aramızda geçen konuya. Bu konu hakkında makale yazmamın nedeni, toplumu bu konuda bilinçlendirmek ve dikkatli olmalarına vesile olmak adınadır. Yoksa ben tüm inançlara karşı saygılıyım. Çünkü herkes kendi yaptıklarından sorumludu r. Yahova şahidi olduğunu söyleyen hanım, Nisa suresi 78–79. ayetlerin de Allah, sana ne iyilik gelirse Allah dandır, sana ne kötülük gelirse kendinden dir yani senin ellerinle yaptığın yanlışların karşılığı Allah ın sana verdiği cezadır ayetlerin e itiraz eden, bu hanım okurum bana şöyle bir cevap vermiş.

“İslam dan çıkmamın bir sebebi de KÖTÜLÜĞÜN ALLAH TAN gelmesi inancıdır. Deist olduktan sonra Yehova Şahidi olmamda ki etken ise yüreğimdeki ve beynimdek i EVET 'i Yaratıcımızın tüm İYİLİKLERİN, SEVGİNİN... ADALETİN kaynağı olması olduğunu anlatan Mukaddes Kitapta (Tevrat-zebur-incil) inceleyip görmemdir.”

Yazımın başında bu kişilerin nasıl bir inanca tabi olduklarını yazdığımda, bu kişilerin kendileri ne tabi olmayanla rın, hiçbir hesabı sorulmada n, Hz. İsa nın gelişiyle Yahova şahidi olmayanla rı yargılayıp, bu insanların toprak olacağına inanmaları, cehennemi n olmadığı böylece yapılanlarında tek tek hesabının sorulmaya cağına inanıyorlar. Böylece Allah cezalandırmaz diye inanıyorlar, ama Hz. İsa Yahova şahidi olmayanla rı, yargısız infaz mantığıyla, yok ederek cezalandırdığı gerçeğini, her nedense göz ardı edebiliyo rlar. Çok ilginç bir düşünce ve mantık değil mi? Hâlbuki inançlarının, Yahudiler e ve Hıristiyanlara indirilen kitaplar olduğunu da söyleyebiliyorlar. Bu kitaplard a bahsedile n inanca tamamen ters düşüyor, çünkü ehli kitap inancında, cehennem inancı vardır. BU İNANCA SAHİP KİŞİLERİN, KUTSAL KİTAP DEDİKLERİ HALDE, KENDİ İNANÇLARI DOĞRULTUSUNDA BU KİTAPLARI KENDİLERİNCE YORUMLAYA RAK, ADETA YENİ BİR DİN YARATTIKL ARI ANLAŞILIYOR. Yine bana verdiği cevapta, çok ilginç bulduğum konularda n, alıntı yapmak istiyorum .

“İncil e gelince İSA Mesih 3.5 yıl görev yapmış ve kalem eline almamış yada yazı yazdırmamıştır..işi bu değildi çünkü.. O Tanrısal ilkeleri öğretmiş ...İYİ HABERİ VERMİŞ....Fidye düzenlemesini yerine getirmiş ...Bunları yaparken de etrafında tüm olan bitene TANIKLIK EDEN eğittiği öğrenciler Toplamıştır... Yani İncil=Müjde=İYİ HABER tektir. TANIKLIĞI BİRDEN FAZLADIR. YAHUDİLER TEVRAT I UYGULASAL ARDI İSA MESİHE İNANIRLARDI HALUK BEY. Ben Yehova'nın Şahidiyim.”

Çok ilginçtir, Hz. İsa nın eline kalem bile almadığını, yani kendisine herhangi bir kitap indirilme diğini, ya da kayda aldırmadığını söylüyor. Yalnız iyi güzel haberler ilettiğini, tanrısal ilkeleri öğrettiğinden bahsediyo r.  Çok daha ilginci bu anlatılanlara, tanıkların olduğunu, onları eğittiğini kanıt göstererek, tanıkların birden fazla olduğunu da özellikle yazmış. Bu satırları okuduğunuzda, sanırım biz Müslümanların yaptığı yanlışlar geldi aklınıza. Allah sakın Kur’an ın sınırlarını aşmayın, Kur’an ın ipine sarılın, tanığınız kanıtınız yalnız Kur’an olmalıdır dedikçe, Peygamber imizin en yakınındaki kişilerin rivayet ettiği iddia edilen onca sözün/hadisin dinde hüküm koyacak kanıtlar olduğunu da söylemiyorlar mıydı? Peygamber imizin veda hutbesini düşünün lütfen. Yüz bine yakın topluma hitap ettiği rivayet edilir. Ama günümüze yaklaşık 6–7 farklı veda hutbesini görebilirsiniz. İşte Allah ın indirdiği kitaplar, dinler hep aynı yolu izleyenle r tarafından, işte böyle yolundan saptırıldı. TANIK, YA DA KANIT BEŞERİN RİVAYET ZİNCİRİ ASLA OLAMAZ. Allah gelecek kullarını sorumlu tutacağı bilgileri, asla böyle bir yolla ulaşmasına izin vermez ve vermediğini de söylüyor. TANIK VE KANIT YALNIZ ALLAH IN BİZZAT TEBLİĞ ETTİĞİ SÖZLER OLUR Kİ, BUDA APAÇIK KİTABIDIR. Onun içindir ki Allah ın elçisi, peygamber imiz Hz. Muhammed sağlığında, Kur’an ın dışında hiçbir sözü, bilgiyi yazdırmamıştır.

Çok ilginçtir sözlerinin son kısmında ise, Yahudiler Tevrat ı uygulasay dılar, İsa Mesih e inanırlardı diyor. Çok doğru, tüm bunlardan Kur’an bahseder ve derki, biz elçilerin geleceğini önceden haber veririz. Çok ilginçtir, bende aynı düşünceden yola çıkarak, bu arkadaşımıza şöyle hatırlatmıştım. Hıristiyanlarda ellerinde ki Yuhanna İncilin de geçen, Hz. İsa nın benden sonra, beni tasdik edecek ÖVÜLEN BİR ELÇİNİN, habercini n geleceğini bildiriyo r, eğer Hıristiyanlar ona uysalardı, Peygamber imiz Hz. Muhammed in geleceğine de inanırlardı. Yine arkadaşımız inandığı düşünceleri anlatırken, şöyle cevap vermiş.

“Bazen Melek direk dikte verir..Be zen Vahiy olarak ...Bazen rüyet görür..bazen Rüya şeklinde olur... İSA MESİHE TANIKLIK EDENLERE YAZICI GÖREVİ VERİLMİŞTİR...kim verdi ..Yaratıcımız.. Tanrısal İlham ve RUHULKUDDÜS yönlendirmesi olmasa yazamazla r. Bu kadar şeyi ayrıntılı hatırlayamazlar...çocuk oyuncağı insan işi değil. YARATICIM IZDAN BAHSEDİYORUZ.”

Bu ve buna benzer düşünceleri, inançları ne yazık ki İslam toplumund a da görüyoruz. Gelenekse l İslam anlayışını dine sokmaya çalışanların yönteminde de, bu yol kabul görür. Onun içindir ki diğer dinlerde olduğu gibi, İslam toplumu da bu yolla bölünmüş ve parçalanmış, Allah ın kitabından uzaklaşmışlardır. Allah vahyinin Cebrail ya da kendisini n vahyettiğinden bahseder, ama rüyada vahiy geldiği konusunda bilgi yoktur. Çünkü Allah rüya konusunu anlatırken, rüyada gördüklerimizin hangisini n, gerçek olduğu konusunda emin olamayacağımız örneklerini verir.

Arkadaşımızın söyledikleri, aklın ve mantığım kabul etmeyeceği düşüncelerin ürünüdür. İsa Peygamber imize tanıklık edenlere, koşulsuz güvenerek, yazıcı görevi verilmiştir dediğimiz andan itibaren, kendi nefsimizd e kararlar almış ve uygulamış oluruz. Bu görevi Allah dan başka kimse veremez. Allah emirlerin i kayda aldıracaksa ki elbette kayıt ettirmesi gerekir, bu görevi bizzat elçisine verir. İster kendisi yazar, ya da bizzat onun denetimin de yazılır. Tıpkı Kur’an gibi. Eğer bu görevi Allah vermiş olsaydı, yüzlerce İncil günümüze ulaşıp, toplanara k bu İnciller dörde indirilme zdi. Demek ki bu düşünce ve inanç kendi nefsimizi aldatmakt an başka bir şey değilmiş. Hz. İsa nın 12 havarisin den birisinin, kendisine ihanet etmesi, Yahudiler le birlik olup Hz. İsa ya karşı tanıklık yapması, konuyu daha iyi anlamak adına, aslında ibretlik ve düşündürücüdür. Bir başka cevabı üzerinde düşünelim şimdide.

“Kur'an BİLGİ bakımından beni bağlar Sizi İMAN bakımından bağlar. YANİ YAPBOZ TAHTASIMI DIR KUTSAL KİTAP .. Gönderdi bozdular, gönderdi bozdular, en son kuran geldi... Nasıl bir anlayış bunu kabul edebiliyo r.”

Arkadaşımız Kur’an bilgi bakımından kendisini bağladığını, beni de bir Müslüman olarak iman bakımından bağladığını söylemiş. Aslında bu sözlerin tutarlılığı yok, karşısındakine hoş görünmek amacıyla söylenmiş sözlerdir. Çünkü Kur’an a inanmayan bir insanı, neden bilgi bakından Kur’an bağlasın? Çünkü arkadaşımız Allah ın gönderdiği Kur’an ın içeriğine inanmayıp, yapboz tahtası mı kutsal kitap, gönderdi bozuldu diyerek adeta küçümsüyor. Beni bağladığı doğrudur, çünkü Kur’an a, şükürler olsun iman ediyorum. Yine ilginç olan, bayan okurum Hz. İsa nın tekrar geleceğini, anlam saptırması yaparak, tıpkı İslam ı tarikat ve cemaat eksenli yaşayanların yaptığı gibi, kelimeler e farklı anlamlar vererek, Kur’an dan ayet örnek vermeye ve Hz. İsa nın geleceği, bakın Kur’an da yazıyor demeye çalışıyor. İnanmadığı bir kitaptan örnek verip delil göstermesi, çok ilginç değil mi?

Çok daha ilginci, Kur’an için bunu söyleyen arkadaşımız Zebur, Tevrat ve İncil için aynı şeyi söylemiyor. Madem Allah tek kitap gönderdi, kitaplar arasında hiçbir değişiklik yapmadı, neden o kitaplar hakkında aynı düşünceleri söylemiyor da, yalnız Kur’an için söylüyor. Buda art niyetle söylediğinin açık kanıtıdır.

Bizler inancımız konusunda, her nedense rüzgâr da savrulup gidiyoruz, bir o yana bir bu yana. Çünkü Kur’an ın sınırlarını aştıkta ondan. Tüm Ehli kitabın, buna bizde dâhiliz, aynı derdi ve sorunlarının olduğunu anlamak zor olmasa gerek. Yahova şahitlerine, dinleri karma yaparak oluşturdukları yeni bir din mi deriz, tarikat mı deriz, mezhep mi fark etmez. Tüm bu ve buna benzer bölünmeler, beşeri oluşumlardır. Allah ın istediği orta yoldan uzak, nefsi sapma ve guruplaşmalardır. Bizde de benzer örneklerini görüyoruz. Hepside kendileri nin doğru yolda olduklarını söyleyip, kendileri nden olmayanla rı suçluyorlar.

Bu inancın, kendisine tabi olmayanla rın, Hz. İsa tarafından hiçbir hesaba çekilmeden, yaptıklarının karşılığı verilmede n sırf bu cemaate uymadıkları için, yok edilerek toprak olacağına inanması, aklın ve mantığın kabul etmeyeceği bir düşünce olduğu gibi, hiç bir beşeri adalet anlayışına ve Allah ın adalet anlayışına asla uymaz.

Bu fikre inananlar, Allah ın geleceği bildiği için, insanların imtihanda n geçirilmeyeceğine inandıklarından dolayı, cehennemi nde olmadığına inanıyorlar. Onun içindir ki insanlara, ya YEHOVA ŞAHİDİ OLACAKSIN, YA DA YOK OLACAKSIN ZİHNİYETİ AŞILANMAKTA VE BÖYLECE BU TOPLUM, KENDİLERİNİ ÜSTÜN BİR İNANÇ, TOPLUM OLARAK GÖRMEKTEDİRLER. Bu zihniyeti n, Yahudiler den esinlendi klerini rahatlıkla söyleyebilirim.

İlginç olan ve tezat teşkil eden, Allah geleceği bildiği halde, kullarının yaptıkları yanlıştan dönmeleri için elçi ve kitaplar göndermesidir. Bu zihniyete sormak isterim.  Allah geleceği bildiği halde, neden zaman zaman elçi ve uyarıcı kitaplar göndermiş ve kullarını doğru yola davet etmiştir? Bunu düşünebilen, zaten böyle yalan yanlış düşüncelere asla inanmaz. Din ve iman, nefsin ve aklın birlikte kullanılması ile oluşur.  İstediğin kadar oku, araştır. Eğer nefsini terbiye etmeden, aklı devre dışı bıraktıysan, okuduklarının arasında en doğru seçimi asla yapamazsın. Allah, iyi niyetle gerçeklerin arayışında olan kulunun, gönül gözünü açarım diyor. Gönül gözünü önce açmanın yolunu bulmalıyız, YOKSA HAKKI BATIL, BATILI HAK ZANNEDERİZ.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
10
Allah İman eden bir Müslüman olarak, bizlerin her konuda düşünerek, araştırarak hareket etmemizi, emin olmadığımız hiçbir konuda, kesin bir kanıt olmadan bir işi yapmamamız gerektiği konusunda, birçok ayetinde uyarır. Araştırma ve kesin kanıt arama konusu yalnız din ve iman konusunda değil, yaşadığımız her konuda araştırmamız gerektiğini, Allah bizlere ayetlerin de bildirmiştir.

Bizler özel hayatımızda buna çok dikkat ederiz, zarara uğramamak için. Alacağımız en küçük eşyada bile yapabilec eğimiz en detaylı araştırmayı yaparız ki zarara uğramayalım. Peki aynı titizliği, araştırmayı dini inancımızda yapıyor muyuz? İşte bu soruya üzülerek, ne yazık ki araştırmıyoruz diyebilir im. Neden araştırmıyoruz? Çünkü din adına yaptıklarımızın hemen karşılığını alamıyoruz sabırsız, aceleci tabiatta yaratılmamız, aklı çok fazla devreye sokmadığımız için, bizlerin nefsi duygularında etkili olmuyor. Ama bir ev ya da araba alırken, inanılmaz titiz, dikkatli ve araştırmacı oluyoruz. Çünkü tüm bunlar anlık nefisleri mize, çok fazla hitap ediyor da ondan.

Dikkat ederseniz, din söz konusu olunca, bu konuları hepimiz başkalarından bekleriz. Sanki onlar dini anlatmakt a, Allah tarafından görevlendirilmiş kişiler gibi görürüz. Sanırım dikkatle Kur’an ı okumadığımızdan olsa gerek, İslam dininde ruhban sınıfının olmadığını, bilmiyorm uş gibi yaşarız adeta. Bunun en büyük nedeni, dine çok büyük önem verdiğimizi söylediğimiz halde, ASLINDA PRATİKTE ÇOK FAZLA ÖNEM VERMEDİĞİMİZİ GÖSTERMEKTEDİR. En azından kendimize alacağımız bir araba konusunda gösterdiğimiz titizliği, araştırmayı, din konusunda göstermeyiz. Din konusunda Lafa gelince de, mangalda kül bırakmayız, tabi yalan yanlış sözlerle konuştuğumuzun da farkında bile olmayız. Allah araştırma konusunda bakın bizleri nasıl uyarıyor.

Hucurat 6: Ey iman edenler! Size bir FASIK bir haber getirirse, bilmeyere k bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o HABERİN DOĞRULUĞUNU ARAŞTIRIN. (Diyanet meali)

Bakın Allah sizlere herhangi bir konuda bir haber, bilgi getiren kişiye karşı nasıl dikkatle davranın diyor. Ayette geçen FASIK kelimesi tercüme edilirken aynen korunmuş. Peki, fasık ne anlama geliyor, ona bakalım.

FASIK: Özü sözü bir olmayan, Hak yolundan batıla sapmış, Allah ın hükümlerine riayet etmeyen, Kur’an ın sınırlarını tanımayan.

Bakın ayette geçen fasık kelimesi kâfir, yani iman etmeyen anlamında değil, onu hatırlatmak isterim. Belki de aramızda farkında olmadan birçok fasık insan vardır, ama bizler onun fasık olduğunu bilemeyiz . Çünkü din konusunda günümüzde, ne yazık ki her şey bir birine karışmış. HAK OLAN BATIL, BATIL OLAN HAK KABUL EDİLİR OLMUŞ TOPLUMDA. Günümüzde neredeyse genel çoğunluğumuz, Kur’an ın sınırlarını din adına tanımıyor ve diyor ki, Kur’an özet bilgidir, Kur’an da her bilgi yazmaz. Bu durumda neye inanacağımız Allah a değil, beşerin eline kalmış demektir. Buda çok büyük bir tehlikedi r. Onun için Allah araştır her söylenene inanma diyor. Bu dini konularda da olabilir, özel yaşamımızda her hangi bir konuda da olabilir.

Allah ayetinde uyarıyor ve ne diyordu? Siz kendinizi temize çıkarmadan, karşınızdaki kişileri suçlamadan kendinizi düzeltmeye çalışın. Kimin en doğru yolda gittiğini yalnız ben bilirim. Bu durumda hiç birimiz yanımızdaki kişi hakkında bir hüküm veremeyiz kolay kolay.

Bakın bu durumda Allah bizi uyarıyor ve size gelen haberin doğruluğunu mutlaka araştırın diyor. Araştırmadan, söylenen habere göre hareket edersen, bilmeyere k istemeden karşınızdaki topluma ya da kişilere zarar verebilir sin ve pişmanlık duyabilir sin diyor. AYETTE DİKKAT ÇEKİLEN, HER SÖYLENENE HEMEN İNANMA, ARAŞTIR DOĞRULUĞUNA EMİN OLDUKTAN SONRA GEREĞİNİ YAP. Zaten Rabbimiz bir ayetinde, nasıl uyarıyordu bizleri hatırlayalım.

İsra 36: HAKKINDA KESİN BİLGİ SAHİBİ OLMADIĞIN ŞEYİN PEŞİNE DÜŞME. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludu r. (Diyanet meali)

Acaba bizler İmanımızı yaşarken, Allah ın bu uyarılarını, sizce dikkate alıyor muyuz? Din adına Kur’an ın dışından söylenen her sözü araştırıp, Kur’an ın yani Allah ın hükümlerinden onay alıyor muyuz? Ne yazık ki almıyoruz. Daha da ileri giderek, ALLAH IN KORUMASIN DAKİ KUR’AN I, DİNİ YAŞAMAK ADINA YETERLİ GÖRMÜYORUZ. Peygamber imizin sözleri olduğunu iddia ettiğimiz hadisleri n, Kur’an ı yani Allah ın kelamını açığa çıkardığını, anlaşılır hale getirdiğini söyleyip, hadisler olmasaydı, Kur’an anlaşılmaz kapalı kalırdı diyerek, ne yazık ki çok üzülerek söylüyorum, Kur’an ın önüne hadisler konmuş, Kur’an ikinci plana itilmiştir.

Halbuki Allah biz Kur’an ı anlayasınız, hiç kimseye muhtaç olmayasınız diye, biz nice örneklerle açıkladık diyor ve daha da ileri giderek, SİZLERİ KUR’AN DAN SORUMLU TUTUYORUM, DİYEDE HÜKMÜNÜ VERİYOR. Ne yazık ki bizler Allah ın korumasındaki kesin ve en emin bilgi olan Kur’an ı okuyup anlamamız gerekirke n, doğruluğunu hiç araştırıp düşünmeden söylenenlere inanmakta hiçbir sakınca görmüyoruz. Bu yanlış bilgilere inanır ve araştırmadan doğru diye topluma anlatırsak, hem kendimizi hem de toplumu aldatmış oluruz. Bu her konu da geçerlidir, yalnız dini konularda değil.

Kur’an ın dışındaki söz ve bilgileri, ne yazık ki araştırma gereği duymuyoru z. ÇÜNKÜ KUR’AN KESİN VE AÇIK KANIT OLMAKTAN, NE YAZIK Kİ ÇIKARTILMIŞTA ONDAN. KUR’AN KESİN KANIT OLMAYINCA, RİVAYET EDİLEN HERHANGİ BİR SÖZÜ, NEYLE KARŞILAŞTIRACAĞIZ DOĞRU OLUP OLMADIĞINI? Bakın İslam toplumu, öyle bir bataklığa çekilmiş ki, tutunacak tek dal olan Kur’an, adeta gerekli bilgi vermeyen, hatta herkesin anlayamay acağı bir kitap olunca, insanlar inanılmaz bir boşlukta kalmış. Bakın kendileri ne, Allah ın gönderdiği kitabın dışından kitaplar edinenler i nasıl uyarıyor Allah.

Kalem 36–37–38–39–40: Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsu nuz? YOKSA SİZE AİT BİR KİTAP VAR DA, BEĞENDİĞİNİZ HER ŞEYİN SİZİN İÇİN OLACAĞINI ONDA MI OKUYORSUN UZ? Yoksa “Ne hükmederseniz mutlaka sizindir” diye, sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli, kesin sözler mi var? Sor onlara: “BU İDDİAYI ONLARIN HANGİSİ SAVUNACAK?” (Bayraktar Bayraklı meali)

Aslında Kur’an, verdiği örneklerle bizleri çok açık uyarıyor ama düşünüp, araştırıp, Kur’an ile iman edenlere, gereken en doğru yolu Allah gösteriyor. Bakın Allah ın kitabında bahsetmed iği onca konuları, din ve Allah adına savunanla ra karşı, Allah ne söylüyor, tekrar hatırlayalım.

“YOKSA SİZE AİT BİR KİTAP VAR DA, BEĞENDİĞİNİZ HER ŞEYİN SİZİN İÇİN OLACAĞINI ONDA MI OKUYORSUN UZ?”

Çok daha ilginç ve dikkat çekici olanı ayetin sonunda veriyor. Sor onlara diyor Allah, bu iddiayı mahşer günü, hesabın sorulacağı o çetin gün HANGİSİ SAVUNACAK? Elbette o gün hiç kimse savunamay acak, bunları savunanla rın nasıl köşe bucak kaçtıklarını görecekte ondan. Sormak isterim, Kur’an ı din ve iman adına yeterli görmeyip, rivayet edilen ama Kur’an ın asla onaylamadığı onca sözleri, nerelerde n alıyorsunuz. YOKSA KUR’AN DAN BAŞKA, SİZE AİT BİR KİTABINIZ VARDA, SÖYLEDİKLERİNİZİ ORADAN MI OKUYORSUN UZ?

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://hakyolkuran1.blogspot.com/
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
Kısayollar
Gemlik Haberleri
Gemlik Haberleri
Gemlik Resimleri
Gemlik Ulaşım
Gemlik E-Randevu Gemlik Aile Hekim
Gemlik Video
Gemlik Şiirleri
Gemlik Tel Rehberi