Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Hikayeler / Kavuklu İle Pişekar Konuşmaları
« Son İleti Gönderen: Serdar102 19 Ağustos 2017, 15:34:28 »


KAVUKLU İLE PİŞEKAR: HAMAM

Pişekar: Söyle bakalım Kavuklu, gölgeden mi yoksa güneşten mi yürürsün?
Kavuklu: Yazın gölgeden, kışın güneşten yürürüm.
Pişekar: Ya baharda nasıl yürürsün?
Kavuklu: Şemsiye elimde yürürüm.
Pişekar: Evden çıkarken baktın ortalık günlük, güneşlik. Şemsiyeyi almadan çıktın. Yolda yağmura yakalandın. Ne yaparsın?
Kavuklu: Hemen bir evin saçak altına sığınırım.
Pişekar: Oralarda ev yok. İki tarafın çayır, çimen.
Kavuklu: Bir ağaç altına saklanırım.
Pişekar: Görünürde hiç ağaç yok.
Kavuklu: Pişekar, sen benim ıslanmamı istiyorsu n. O zaman çayırın orta yerine otururum. Cebimden çıkardığım sabunla bir güzel yıkanırım. Böylece bu haftaki hamam işini aradan çıkarırım. Oldu mu? Hoşuna gitti mi?
Pişekar: Bir de keselense ydin, bir ay hamama gitmesen de olurdu.

SON


KAVUKLU İLE PİŞEKAR: HARAÇ

Pişekar: Ne o kavuklu, neden öyle kavuğun elinde geziyorsu n?
Kavuklu: Adam benden bin kat çirkin, bana tipsiz diyor.
Pişekar: Yapma ya! Kim sana tipsiz diyor?
Kavuklu: Şu karşı sokakta oturan sırık boylu. Adı Adem midir, nedir?
Pişekar: He şu herkese kabaran. Alamadın mı paçasını aşağı?
Kavuklu: Almasına alırdım ama yanında iri kıyım iki adam vardı.
Pişekar: Ne olmuş yani dal aralarına bir ona, bir buna çak, düşür. Sonra yapış Adem'in yakasına. Nerde kalmıştık de.
Kavuklu: O iş o kadar kolay mı? Bana akıl verene bak! Geçen gün çıkmaz sokakta seni gördüm. Diz çökmüştün. Tepende 12-13 yaşlarında iki çocuk, sana abicim dedirtiyo rlardı.
Pişekar: Şu iki kara çocuk.. Aniden önüme çıktılar. Birinin elinde çakı vardı. Diz çök dediler. Çöktüm. Abicim de dediler. Dedim. Babaları gelir diye yani.
Kavuklu: Çocukların elinde çakı yoktu. Korkak seni. Babaları gelirmiş? Bu olayı kahvede anlatsam sokağa çıkamazsın.
Pişekar: Aman Kavuklu, etme eyleme. Sus payı olarak ne istersin?
Kavuklu: Şimdilik at bir beşlik. Bir hafta sonra bunun iki mislini isterim.
Pişekar: Al işte beşlik. Bir hafta sonraki yedi buçuk olsaydı.
Kavuklu: Pazarlık yok.
Pişekar: Tamam dediğin olsun.
Kavuklu beşliği alır gider. Pişekar arkasından söylenir: " Çocuklar gibi bu da beni haraca bağladı. Yine de Kavuklu insaflıymış. Çocuklar, onluk aldılar. Haftaya dört katı dediler. "

SON


KAVUKLU HİKAYE YAZIYOR

Pişekar: Vay Kavuklu, garanti hikaye yazıyorsundur.
Kavuklu: Üstüne bastın, kaldır ayağını.
Pişekar: Sağı mı, solu mu?
Kavuklu: İkisini de.
Pişekar: O zaman yere düşerim.
Kavuklu: Tamam işte, ben de senin yere düşmenı istiyorum .
Pişekar: Yazıyorsun, yazıyorsun da ne kazanıyorsun? Beş kuruş veren mi var? Sal ipin ucunu gitsin.
Kavuklu: Bilmem kaç yıl önce hikaye yazmaya başlarken, para diye bir şey aklımın ortasından geçmedi.
Pişekar: Onu bin kere söyledin ama istemez misin şimdi sana bu hikayeler için, çuvalla para versinler . Bak istemem deme bir küserim bir daha konuşmam.
Kavuklu: Bende yalan yok. Doğru oturur, doğru konuşurum. Kazandığım az bir para ne sana yeter, ne bana yeter. Şu hikayeler i satın alan olsa pek sevinirim . Benim hikayeler i kitabına alana, bundan para kazananla ra kırgınım. Konuştuklarım oldu: Bak kitap basmışsın. Şu hikayeler benim eserim. Hikayeler im lokomotif olmuş, yedi baskı yapmışsın. Ben zor geçiniyorum. Bu durum beni üzüyor. Bana da bir şeyler ver. Ben sana hiç yayınlanmamış hikayeler imden gönderirim, dedim. Sana para yok Kavuklu, sen git dağ başında ulu, dediler.
Pişekar: Hazıra konuyor, uyanık. Sıkıntısını sen çekiyorsun, kaymağını o yiyor. Çaresi yok mu bu işin?
Kavuklu: Çaresi yok. Ben hikaye yazarım, onlar paraya döndürürler.
Pişekar: Halktan yardım istesek. Bakın Kavuklu geçim zorluğu çekiyor, biraz yardım desek. Bağış kampanyası düzenlesek.
Kavuklu: Benimle eğlenme Pişekar. İnsanlar, hikayeler imi çok beğeniyor, alkışlıyor ama para, bir yardım deyince, bizden sana bir kuruş yok Kavuklu diyorlar.
Pişekar: Yapma ya, denedin mi bunu?
Kavuklu: Tabi denedim. Hikayeler imden okudum. Güzel dediler, övdüler. Geçinemiyorum, dedim, para, yardım, dedim. Kuruş veren olmadı.
Pişekar: Sanatkara bu yapılır mı? Üç beş kuruş verseler servetler i mi eksilecek?
Kavuklu: Sayın Pişekar Efendi, sen zenginsin . Eve ekmek götürmem gerek. Bir ekmek parası verebilir misin? Borç olarak. Gün gelir öderim.
Pişekar: Ben dilencile ri sevmem bilirsin. Sana borç verirdim ama bozuk yok, der ve yürüyüp gider. Pişekar'ın arkasından bakakalan Kavuklu'nun gözleri dolar. Daha sonra gözyaşlarını silen Kavuklu ekmek alamadan evinin yolunu tutar.

SON


KAVUKLU İLE PİŞEKAR: BAYRAM

Pişekar: Kavuklu, bugün bayram. Öp bakalım elimi.
Kavuklu: Bayram ama neden elini öpeyim?
Pişekar: Öp haydi çekinme. Al şu beşliği güle güle harca.
Kavuklu: Parayı cebine sok. İstemem senin paranı. Elini de öpmem.
Pişekar: Amma naza çektin be Kavuklu. Para az geldi galiba. Beşin yanına beş ekledim etti on. Öp elimi al onluğu.
Kavuklu: Elli de versen o iş olmaz. Senin önünde eğilmem. Ne demek bayrammış, el öpmekmiş? Egonu tatmin etmem için mi bana el öptürmeye çalışıyorsun? Gidiyorsu n orada burada çocuklara el öptürmeye uğraşıyorsun. Yaşın büyük, boyun büyük ama aklın küçük.
Pişekar: Sen istemedin diye ben el öptürmekten vazgeçmem.
Kavuklu: İstersen elini öptürmeye çalışma da tokalaşalım.
Pişekar: Tamam tokalaşalım ama beş liranı alırım.
Kavuklu: Ne beş lirası, bende beş kuruş yok.
Pişekar: O zaman tokalaşma da yok, bayramlaşma da yok.
Daha sonra Pişekar uzaklaşır gider.

SON


Yazan: Serdar Yıldırım
2


—Allah Kur’an da, nelerin haram olduğunu saymış ve bunların dışında her temiz şey sizler için helaldir demiştir. Bugün Allah ın saydığı haramların dışında, fıkıh inancının Müslüman toplumuna dayattığı, tek tırnaklı, çift tırnaklı, yırtıcı kuşlar, denizden çıkan kalamar, karides, midye, ıstakoz türü şeylerinde haram olduğu anlatılır. BU BİLGİLERİN TAMAMI, YAHUDİLERİN İNANÇLARINDAN BİZLERE GEÇMİŞTİR.

—Allah Kur’an da kadınların ay halinde, ibadet yapamayac ağını, oruç tutamayac ağına hükmetmemiştir. Bu yasak YAHUDİLERİN İNANCINDAN, BİZLERİN BEŞERİ FIKIH İNANCINA GEÇMİŞTİR.

—Allah kadın saçlarını örtmelidir, ya da çarşaf giymelidi r şeklinde asla bir emir Kur’an da vermemiştir. Bu inanç YAHUDİLERİN İNANÇLARINDA VARDIR VE ORADAN BİZLERE GEÇMİŞTİR. HATTA KADIN ÇARŞAF GİYMELİ VE PEÇE TAKMALIDI R DİYE İNANIRLAR.

—Hz. Âdem in eşinin ismi, HAVVA ismiyle Kur’an da geçmez. Daha doğrusu Allah ın elçilerinin eşlerinden, isim olarak bahsedilm ez. Onun içinde Hz. Âdem den bahsederk en, onun eşi diye geçer. İLGİNÇTİR BUGÜN NEREDEYSE HEPİMİZ, HZ ÂDEMDEN BAHSEDERK EN, EŞİNİN HAVVA OLDUĞUNU SÖYLERİZ. BU BİLGİDE YAHUDİLERİN ELLERİNDEKİ, TAHRİF EDİLMİŞ KİTAPLARINDA GEÇER. NEDEN BU BİLGİLERİ SORGULAMA GEREĞİ DUYMUYORU Z? YOKSA DİN VE İMAN ADINA, SORUMLU OLDUĞUMUZ KİTAPLARIMI KARIŞTIRDIK.

—Yahudi inancında dinin kaynağı, yalnız Tevrat değildir. Yazılı yani Tevrat, rivayet yoluyla sözlü kendileri ne ulaşmış inanç, fıkıh inançları olan TALMUD olduğu kabul edilir. Bu inanç sistemi de bizlere Yahudiler den geçmiş ve dinin ana kaynakları olarak, yalnız Kur’an yetersiz görülmüş ve sözlü rivayet yoluyla ulaşan bilgiler, yani FIKIH inancıda dinin temel ana kaynakları olarak kabul edilmiştir.

— Kur’an zina yapan erkek ya da kadın ayırmadan, nasıl bir ceza verileceğinden bahseder ve anlatır. Bu konuda apaçık ayet olduğu halde, hala zinanın cezası aslında Kur’an dada RECM EDİLMEKTİ AMA KUR’AN A GEÇMEDEN KAYBOLMUŞ, diyecek kadar Kur’an a saygısızlık yapıyoruz. ZİNANIN RECM, YANİ TAŞLANARAK ÖLDÜRME İNANCI, YAHUDİLERİN İNANÇLARIDIR VE NE YAZIK Kİ BU İNANÇ ONLARDAN BİZE GEÇMİŞTİR. TABİ AÇIKÇA KUR’AN A SAYGISIZL IK YAPARAK. Hâlbuki Allah, Kur’an ı biz koruyoruz ve hiçbir eksik yoktur dediği halde, Allah ın kelamını dinlemek yerine, Yahudi inançlarını, Kur’an ın önüne geçirmekten çekinmiyoruz.

—Erkeklerin sünnet olma konusu, Kur’an da tek kelime bile geçmez, bahsedilm ez. BU İNANÇTA MÜSLÜMAN TOPLUMLAR INA YAHUDİLERİN İNANÇLARINDAN GEÇMİŞTİR. İlginçtir, Müslüman olmak isteyen bir kişiye erkekse, önce Müslüman olmak istiyorsa n sünnet olmalısın denmekted ir. Ne kadar ilginç ve düşündürücü değil mi sizce. ALLAH IN BİZLERİ SORUMLU TUTTUĞU KUR’AN DA, TEK KELİME BİLE GEÇMEYEN BİR HÜKÜM, NASIL OLURDA MÜSLÜMAN OLMANIN İLK ŞARTI OLUR.

— Herhangi bir Müslüman a sorduğunuzda, insanların canını alan meleğin adı nedir deseniz, hiç düşünmeden AZRAİL diye cevap verir. Hâlbuki AZRAİL ismi Kur’an da hiç geçemez. Kur’an da insanların canını alan melek, ölüm meleği diye geçer. Ne yazık ki bu isimde, Yahudiler in FIKIH inancından, Yahudi din âlimlerinin/hahamların yazdığı kitaplard a geçer.

—Camilerde kadın ve erkekleri n, ayrı yerlerde ibadet etme geleneği de Yahudiler den bizlere geçmiştir. Yahudiler de sinagogla rda, ayrı yerlerde ibadet ederlerdi . Yahudiler de kadınlar ve erkekler bir arada oturmaz. Kadınların yeri genelde, arka bölümde yer alır. Erkek ve kadın arasında perde ile kapatılırdı. Günümüz Yahudiler i bu adaletsiz ve yanlış inancı terk etmiş, kadınlar ve erkekler kendileri ne ayrılan yerlerde oturmaya başlamışlardır. Bu inancında bizlere, Yahudiler den geçtiği çok açıktır. Çünkü Kur’an ın böyle bir emri asla yoktur.

— Hatim, baştan sona okunma anlamındadır. Allah Kur’an ı anlayarak ve yavaş yavaş okumamızı, üzerinde düşünmemizi ister. Kısa bir zaman içinde, baştan sonuna kadar okuyup bitirmek, yani hatim etmek, Kur’an ı okuma amacına uygun değildir. Kur’an ı okumamızdaki amaç, sindire sindire ayetlerin ne anlattığını kavramaktır asıl amaç. Onun için Kur’an bir seferde indirilme miştir.  İslam da “Kuranı hatmetme, hatim indirme âdeti gelenek ve anlayış olarak, Yahudilik ten alınmadır. YAHUDİLİKTE “SİMRA TARA” ADIYLA ANILAN BU GELENEK DE, TEVRAT HER YIL BİR KEZ HATMEDİLİR OKUNUR VE BUNUN SONUNDA’DA BAYRAM YAPILIRDI . “Abdurrahman Küçük-Günay Tümer–Dinler Tarihi.”

—Birlikte yaşayan iki erkek kardeşten birisi, oğlu olmadan ölürse, diğer kardeşin yengesiyl e evlenmesi gerektiği geleneği, hala bazı bölgelerimizde uygulanma ktadır. BU İNANÇTA YAHUDİ İNANCIDIR, KANIMIZA KADAR İŞLEMİŞ, AMA FARKINDA BİLE DEĞİLİZ. Bakın kendi kitaplarında bu konu ile ilgili ne diyor. 

“Yas.25: 5 "Birlikte oturan kardeşlerden biri oğlu olmadan ölürse, ölenin dulu aile dışından biriyle evlenmeme li. Ölenin kardeşi dul kalan kadına gidecek. Onu kendine karı olarak alacak, ona kayınbiraderlik görevini yapacak.” 

— Kur’an kadının ya da erkeğin, iffetli ve namuslu olmasının öneminden, birçok ayetinde bahseder. Ama kadının kızlık zarından ve evlenirke n kız olduğuna dair, bu zarın kanamasının gerektiğinden bahsetmez . Çünkü bazı kadınlarda bu zar kolay yırtılmaya bilir, doğumda yırtılabilir. Bu yüzden yeni evlilerin yuvalarının yıkıldığını hepimiz duyarız. İŞTE BU GERDEK GECESİ KANLI ÇARŞAF GELENEĞİDE, NE YAZIK Kİ YAHUDİLERDEN BİZLERİN İNANCINA GEÇMİŞTİR. Bakın kitaplarında ne yazar. 

“YASANIN TEKRARI 22:/16- Kadının babası ileri gelenlere, 'Kızımı bu adamla evlendird im ama o kızımdan hoşlanmıyor diyecek, 'Şimdi kızımı suçluyor, onun erden (kız) olmadığını söylüyor. İşte kızımın erden olduğunun kanıtı! SONRA ANNE-BABA KIZLARINI N ERDEN OLDUĞUNU KANITLAYA N YATAK ÇARŞAFINI İLERİ GELENLERİN ÖNÜNE SERİP GÖSTERECEKLER.”

—Loğusa kadın belli bir süre yalnız bırakılmaz. Çocuk bezleri dışarıya gündüz asılmaz, çocuk yalnız bırakılmaz. Doğumdan sonra 40 gün anne ve çocuk dışarı çıkmaz. Loğusanın bulunduğu yere süpürge, sopa, kesici aletler, soğan, sarımsak konur. Al karası, yani alkansı çocuklara zarar verir bunu önlemek için, bunlar yapılır diye inanılır. HÂLBUKİ BU İNANÇTA YAHUDİLERDEN, FARKLI ŞEKİLLERE BÜRÜNEREK, BİZLERİN İNANCINA GEÇMİŞTİR. Yahudiler Âdem in ilk eşinin Havva olmadığı, ilk eşinin LİLİTH diye birisi olduğu, ama Hz. Âdem ile anlaşamadığı için ayrıldığına inanırlar. Bu bilgiler Yahudiler in FIKIH kitaplarında geçer. Daha sonra Kur’an da ismi geçmeyen, bizlerind e inancına girmiş, Havva anamızla evlendiğine inanırlar. LİLİT de kıskançlığından, Âdem ve Havva nın soyundan doğacak çocukları, öldüreceğini söylediğine inanılır. Bu konudaki inançlarına bakalım şimdide.

“İnanışa göre kötü bir ifrit haline gelen Lilith, gece hava karanlıktan sonra, yeni doğum yapmış evlere girerek, loğusa kadınların bebekleri ni boğmaktadır. Bu sebeple günümüzde bazı Museviler arasında bir adet olarak, Loğusa kadın akşamları evde yalnız kalmaz ve akşamları çamaşır ipinde çocuk bezi bırakılmaz, çünkü bunları gören Lilith'in, o evde çocuk olduğunu anlamasından endişe edilir.”

— Kur’an, erkek ve kadının yaratılış olarak topraktan, balçıktan yaratıldığını söyler bizlere. Yani kadının yaratılışının, erkekten farkı olmadığını, özellikle kadının Âdem in yaratıldığı gibi yaratıldığını açıkça söylediği halde, bizler günümüzde Kur’an ın açıklamalarına değil, YAHUDİLERİN İNANCINDA OLAN, KADIN ÂDEMİN KABURGA KEMİNDEN YARATILMIŞTIR, SÖZLERİNE İNANIRIZ.

—Kur’an da, asla geleceği iddia edilen, MEHDİ VE DECCAL ile ilgili bir bilgi yoktur. Ama İslam toplumlarının genel çoğunluğu, Müslümanları kurtarıcı olarak MEHDİNİN GELECEĞİNE İNANDIRMIŞLARDIR. BU BİLGİYİ KUR’AN ASLA ONAYLAMAZ . ÇÜNKÜ MEHDİ VE DECCAL İNANCI, YAHUDİLERİN İNANCIDIR VE BİZLERİN İNANCINA SOKULMUŞTUR.
— İslam Fıkıh inancının öğretisinde, Allah Kur’an ın yanında, elçisine Kur’an gibi hükümler koyma yetkisini n verildiği anlatılır. Aslında bu inançta Yahudiler in Fıkıh inancı TALMUD DA GEÇER VE BU İNANÇ YAHUDİLERDEN BİZE GEÇMİŞTİR.

"Gayri matluv" vahiy inancı.( Peygamber e Tevrat dışından gelen vahiy) Hahamlara göre Musa'ya Tevrat'ın bir benzeri verilmiştir. O da Talmud'dadır.”

—İslam toplumund a farkında olmadığımız öyle inançlar vardır ki, Yahudiler in FIKIH inancı TALMUD da geçer. Yahudiler in bazı inançlarını sizlere yazmak istiyorum . Bazı inançlarımızın nereden geldiğini, o zaman çok daha iyi anlayacak sınız.

“Muska yapma inancı. Ayrıca el içinde göz biçiminde bir simge olan "hemse" de Yahudiler den geçmedir. Kâbe’nin çevresinde 7 kez dönmek. Hoşana Rabba töreninde havranın çevresinde 7 kez dönülür. Kutsal dil inancı. Tevrat gelenekse l olarak İbranice okunur. Kutsanan yalnızca İbranicesidir. Ezgili okuma. Tevrat ezgili okunur, sallanara k okunur. Tıpkı gelenekse l Kur an okumaları gibi. İbranicesinden Tevrat okumanın "sevap" olduğu inancı da aynen Yahudiler den bize geçmiştir.”

—Camilerde takılan takkede, namazdan sonra çekilen tespih, Kur’an ın emri değil, YAHUDİ İNANÇLARINDAN BİZLERE GEÇMİŞTİR.

—HAREM SELAMLIK OTURMA İNANCIDA, YAHUDİ FIKIH İNANCIDIR. Kur’an açıkça eş, dost, arkadaş ve akrabalarımızda birlikte oturmamızda, yemek yememizde bir sakınca yoktur diye açıkça bildirmiştir. Ne yazık ki Kur’an ın önüne, batıl Yahudi inançları geçirilmiştir, ama farkında olan bile yok.
 
—Ruhbanlık Yahudi geleneğidir. Dini ve Allah ın kitabını, yalnız HAHAMLARI N ANLAYABİLECEĞİNİ ve dinin onların tek elinde olduğuna inanırlar. İslam inancında ruhbanlık olmadığı halde, bu inanç bizlere de Yahudiler den geçmiş ve Kur’an ı herkesin anlayamay acağı, çok özel hocaların, şeyhlerin, efendiler in veli kişilerin anlayacağı söylenerek, Allah ın yasakladığı RUHBAN SINIFINI, İSLAM İNANCINA SOKMUŞLARDIR.

Bu konularda söylenecek çok şeyler var ama bizler, her şeyin Kur’an da olamayacağına inanmaya devam ettiğimiz sürece, inancımıza Yahudiler inde, Hıristiyanlarında inançlarının karışması önlenemez. Elimizde tertemiz, arı duru, berrak kolaylaştırılmış bir kitap var. Ona sarılacağımıza, ellerimiz le zorlaştırdığımız ve nereden geldiğinden emin olmadığımız bilgileri n ardına düşüyoruz.

Bizler aldanmak ve kandırılmak istemiyor sak, Allah ın uyarılarına dikkatle uymalıyız. Allah sizleri yalnız Kur’an dan hesaba çekeceğim diye hükmünü verdiyse, Allah sözünde durandır unutmayalım. Asla Kur’an da bahsetmed iği, hükmetmediği hiç bir şeyden hesap sormayacağını, aklımızdan çıkarmamalıyız.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
3
Sayın Ömer Tuğrul İnançer beyin, ben sadece Kur’an a bakarım, diyenlere cevap niteliğinde konuşmasını ibretle izledim.  Ne yazık ki bizler inançlarımızı Kur’an ile sorgulama k yerine, bizlere öğretilen beşeri fıkıh bilgileri ile inancımızı sorguladığımız için, inanılmaz büyük hatalara düşüyoruz. Ömer Bey, öncelikli olarak Kur’an a bakmalıyız, onun süzgecinden geçmeyen hiçbir bilgi bizleri bağlamaz diyenlere karşı, verdiği örnekler, gerçekten düşündürücüdür. Gelin Ömer Beyin konuşmalarından ve verdiği örneklerden bölümler alalım ve konuyu birlikte düşünelim.

“Kur’an açık ama ….. Bugünkü hukuk sistemini ben okusam, Türk hukuk sistemini anlar mıyım?  Mesela mahkemeye dilekçe yazmasını bilir miyim? Anayasa kitabı dilekçe yazmasını yazmaz ki. Veya anatomi kitabı okusam, tabip diye ortaya çıkabilir miyim? Bunları kabul ediyoruz da, KUR’AN I OKUDUĞUMUZDA, BEN DİNİMİ ÖĞRENİRİM DİYENLER NE YAPIYORLA R. Farkındalar mı ne yaptıklarının.”

Ne yazık ki verilen örnekler, Kur’an ı zerre kadar anlamadığımızı gösteriyor. KUR’AN BİZLERE MESLEK EDİNDİRME KİTABI DEĞİLDİR. Önce bunu doğru anlamalıyız. Kur’an doğru yolu gösteren, eşi benzeri olmayan, Allah katından indirilmiş bir NURDUR, IŞIKTIR. Onun içinde hiçbir beşeri kitapla karşılaştırılamaz. Örnek gösterilemez. Tur suresi 34. ayette, Allah açıkça bizlere meydan okuyarak bakın ne diyor. “HAYDİ, KUR'AN GİBİ BİR SÖZ GETİRSİNLER, EĞER DOĞRU SÖYLEYENLERSE...” Kur’an ın bir benzerini getirecek hiçbir kul yoksa nasıl olurda kulun, beşerin yazdığı kitaplarl a, Allah ın güneş gibi parlayan, eşi benzeri olmayan NURUYLA KARŞILAŞTIRIRIZ VE O BİLGİLERLE KUR’AN I ANLAYACAĞIMIZI SÖYLERİZ. Karşılaştırma aynı değerler arasında yapılır, lütfen unutmayalım. Alıntı yapamaya devam edelim.

“KUR’AN I KERİM BİR KERE SANA İNMEDİ. Habibulla h a indi. Karşısındaki soruyor. Hocam anlayasınız diye size indi Kur’an diyor ama. Cevaba bakalım. AMA ANLAMAK İÇİN ÖN ŞARTLARI ÖNCE YERİNE GETİR. OKUR OKUMAZ ANLAMAK… Bugün okuduğu gazete makalesin i 80 milyonda kaç kişi anlar. Havanda su dövüyorlar.”

KUR’AN IN YALNIZ ELÇİSİNE İNDİĞİNİ VE YALNIZ ELÇİSİNİN ANLADIĞINI SÖYLEMEK, İFTİRANIN VE GÜNAHLARIN, SAYGISIZL IĞIN EN BÜYÜĞÜDÜR. Bunu söyleyen kişi, acaba hiç düşünüyor mu? Madem Kur’an ı yalnız Allah ın elçisi anladı, neden bizlere naklederk en, anlaşılır şekliyle bizlere iletmedi, yazdırmadı. NEDEN ALLAH, YALNIZ ELÇİSİNİN ANLAYACAĞI ŞEKLİYLE GÖNDERSİN KUR’AN I? Hangi yazar çok geniş bir topluma hitap edecek bir yazı yazıyorsa, çok azınlık kişilerin anlayacağı üslupta yazar kitabını? Bu nasıl bir mantık böyle. Allah yalnız elçisinin anlayacağı şekliyle gönderecek ve daha sonra bizleri Kur’an dan mı sorumlu tutacak? Sizce yalnız peygamber imiz anladı, daha sonra tıpkı peygamber imiz gibi anlayanla r mı var aramızda da, onların kitaplarından mı okuyup anlayacağız? Kim bunlar, seçimi kim yapacak? Kur’an ı anlayabil memiz için, önce Allah ın değil lütfen dikkat, beşerin öğretisinden kaynaklan an, ÖN ŞARTLARI YERİNE GETİRMEMİZ GEREKTİĞİNİ SÖYLÜYOR. Acaba bu ön şartları kimlerden öğreneceğiz? Kimler garanti veriyor doğruluğu konusunda . Konuşmasına bakmaya devam edelim.

“Dünkü ekmek bugün yenir, dünkü gazete bugün okunmaz. Onu bile anlamakta n aciz. Kur’an ı kerimi sen….Tıp talebeler i ilk orta lise 12 sene okuyorlar mı? Sonra bir sene fizik, kimya, biyoloji okuyorlar mı? Sonra tıp da başlıyorlar. Ayrıca 6 senede bitirdile r fakülteyi. Sonra ne oldu hiç. Sonra Uzmanlık sınavı tus sınavına giriyorsu n, o zor imtihanı kazanıyorsun, senelerce kılıniklerde hocaların nezaretin de dersler görüyorsun, yaşın 40 a yaklaşırken, filanca mütehassısı oluyorsun . Bu bedeninle ilgili ihtisas.

Biz din konuşurken ne konuşuyoruz. Ebedi bir hayat konuşuyoruz. Ebedi hayata hizmet edecek ilimleri elde etmeden…. Senin dediğin söz batıl, evet anlaşılsın diye indirdik, ama cahillere değil. Peki, cahillik bir suç mudur? Evet suçtur. Cahil kalmak suçtur. Herkes mi âlim olacak, hayır. Herkes kendi kapasites ini dolduraca k kadar öğrenecek.”

Verdiği örnek çok ilginç. Dünkü ekmek bugün yenir diyor ama dünkü gazete bugün okunmayac ağını söylüyor. Bu örneği neden ve ne maksatla verir bir insan Kur’an ı, dini anlatırken doğrusu anlayamadım. Yoksa Kur’an çok eskide kaldı artık, onu günümüzde bizler anlayamayız, anlayan âlimlerden öğrenmeliyiz mantığını anlatabil mek için mi söyledi? Onu Allah bilir. Kur’an ı hiçbir beşeri ilimle, meslekle asla karşılaştıramayız örneğini bile veremeyiz, önce bunu aklımıza iyi sokalım. ÇÜNKÜ DİN, BİR MESLEK DEĞİLDİR. ALLAH IN YOL GÖSTERİCİ REHBERİDİR. ONUN İÇİN BU REHBERİNDE ANLAŞILMASI İÇİN, HİÇ KİMSEYE İHTİYACI OLMADIĞINI ALLAH SÖYLÜYOR VE NE DİYORDU BİRÇOK KEZ?

PEYGAMBER E DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. (Ankebut 18)  BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILA R OLARAK GÖNDERİRİZ.  (Kehf 56) SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. (Rad 40)  BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYI M. (Ahkaf 9 )

Ebedi hayata hizmet edecek ilimler, beşeri kitaplard a değil, yalnız ve yalnız Allah ın yemin olsun ki, anlayasınız diye kolaylaştırdık dediği, Kur’an da yazmaktadır, beşerin kitaplarında değil. Düşünebiliyor musunuz cahilleri n Kur’an ı anlayamay acağını söylüyor. İyide bir konuda cahil olan insan, nereden giderecek cahilliğini de, bilgi sahibi alacak?  Hangi kaynaktan okuyacak? Bu sözleri söyleyene göre, kendisi Kur’an ı okuyunca anlayamaz? Peki neden? HÂŞÂ ALLAH KULLARINA ANLATAMIY OR, İZAH EDEMİYOR DA, BİRİLERİMİ BAŞARIYOR KUR’AN I AÇIKLAMAYI, ANLATMAYI? Bu nasıl bir saygısızlık böyle.

“Şimdi hiç bir şey okumamış, Kur’an okumuş. Şimdi ben sorayım öyle diyenlere . Öğle namazı kaç rekât. Cevap veriyor karşısındaki 4 rekât. Sabah namazı 2. Nerede yazıyor. Cevap veremeyin ce sunucu. Ne oldu yüzün soldu diye övünüyor ve gülüyor.

O kitap kime geldi. Cebrail, gerek peygamber imiz gerek diğer peygamber ler arasında, Allah arasında ne yapıyor? Allah kullarına isteseydi şöyle yapın, şöyle yapın diye kalplerim ize veremez miydi? Niye insandan peygamber gönderiyor.

Cebrail peygamber imize, diyelim ortalama yüz defa gözüktüyse, bunun yüzde 99 unda insan şeklinde gözüktü. Neden? Niçin cenabı Musa ya ateşten dağın parçalanmasından, tecelli eden hak, aleyhives salatüvesselama, insan şeklindeki Cebrail den tecelli etti. Cevabı basit. ALLAH İNSANDAN İNSANA TECELLİ EDER. KİTAPTAN DEĞİL. Hangi kitaptan bahsettiğimizin farkındayım. Kitabulla htan bahsediyo rum. ORADAN TECELLİ ETMEZ. İNSANDAN TECELLİ EDER.

Ne yazık ki, buna benzer örnekler çok veriliyor . Toplumda FIKIH inancının öğretisini, dinin gereği zannettiği için tereddüde düşüyor ve bu kişilere inanıyor. Hiç bir şey okumamış, yalnız Kur’an ı okumuş kişilerin söyledikleri şeyleri bilemeyec eğini, Kur’an da göremeyeceğini söylüyor. Bunu söyleyen kişi aslında Kur’an ile İslam ı yaşayamazsın demiş oluyor. BUDA KUR’AN A ŞİRKTİR. KUR’AN I TERK ETMEKTİR.

Allah biz kitapla hiçbir eksik bırakmadık, her şeyden nice örnekleri verdik ki anlayasınız, sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğiz, onun için yalnız Kur’an ın ipine sarılın, sakın veliler edinip ardı sıra gitmeyin, sizlerin güveneceğiniz veliniz yalnız benim diyecek, ondan sonrada namaz kılın, oruç tutun, zekat verin diye emir verip detaylarını vermeyece k Allah öylemi? Allah namazın kısaltılmış tarifini yapıp, normal zamanda bir sınırlama koymadıysa rekât sayısı olarak, nasıl olurda bunu bir eksiklik gibi görebilirsiniz.

Yine çok ilginç ve Kur’an ayetlerin den çok uzak bir örnek. Allah elçisini özellikle bir insandan seçmesini örnek verip, isteseydi Kur’an ı kullarının kalplerin e indirebil irdi diyor ve verdiği örnek, Kur’an ın öğretisinden uzak, nereye gittiği belli olmayan bir yola götürür insanı, Allah korusun.

Söylenenlere bakar mısınız lütfen. ALLAH, İNSANDAN İNSANA BİLGİLERİNİ AKTARIR, KİTAPTAN DEĞİL DİYOR. TABİ BÖYLECE KUR’AN, TAMAMEN DEVRE DIŞI KALMIŞ OLUYOR. Bu sözler Kur’an ın yüzlerce ayetine aykırıdır. Peygamber imizin mahşer günü söyleyeceği o üzücü gerçeğin mayasını atan, ne yazık ki bu zihniyet. Ne diyecek Allah ın elçisi? “BENİM ÜMMETYİM, KUR’AN I DEVRE DIŞI BIRAKTILA R.”

İlginçtir Allah ayetinde; “Söz bakımından Allah'tan daha doğru kim vardır!”. “O halde Kur'ân'dan sonra hangi söze inanacakl ar?”,  Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Diyecek, daha sonrada Allah ın sözü olan Kur’an ın muhkem ayetleri, okuyan her kulu tarafından anlaşılamayacak, öylemi? Karar sizin. İslam dininde ruhban sınıfı olmadığı halde, kendileri ni ruhban sınıfından ilan edenleri, lütfen dikkatle takip edelim, yoksa mahşer günü çok üzülenlerin safında oluruz. Konuşmacının sözlerine devam edelim.

 “Karşısındaki sunucu cevap veriyor. Oradan tecelli etseydi, herkesin kalbine ilham ederdi.  SİZ HİÇ KİTAP OKUYARAK YÜZME ÖĞRENEN GÖRDÜNÜZ MÜ? Görmedim diye cevap alıyor……… SUYA GİRMEDEN YÜZME ÖĞRENİLMİYOR.  Yahu yüzmeyi bile kitap okuyarak öğrenemiyorsun da, dinimi kitap okuyarak öğreneceksin.

Şimdi diyecek olanlar vardır. O ALLAH IN KİTABI. İYİDE AYNI ZAMANDA KİTABI KERİM BİR MEKTUP MUDUR? MEKTUP, ARASI İYİ OLANLAR ARASINDA ANLAŞILIR. ALLAH İLE ARAYI İYİ EDENLER KUR’AN I KERİMİ ANLAR.”

Ne yazık ki batıl inançlarımızı aklayabil mek için, öyle yanlış örnekleri veriyoruz ki, aklını zerre kadar kullanan, bu örnekleri asla kabul etmez. Hele biraz Kur’an ı anlayarak ve üzerinde düşünerek okuyorsa bir Müslüman, bu sözlerin yanlışlığının farkına varır. Onun için Kur’an ı anlayarak ve düşünerek okunmasını istemiyor lar. Allah bizlerin düşünerek, aklımızı kullanara k Kur’an ı okumamızı istiyorsa, aklı başında her kulunun Kur’an ın muhkem ayetlerin i anlamaması mümkün değildir. Allah okuyun ve düşünün emrini birçok kez veriyor. Ama birileri çıkıyor, siz anlayamaz sınız diyor. Allah herkesin anlayamay acağı bir kitap gönderip, daha sonra asla hesap sormaz. LÜTFEN ALLAHIN ADALETİNİ KÜÇÜMSEMEYELİM, ADALETİNE SAYGISIZL IK YAPMAYALI M.

KUR’AN BİR MEKTUP DEĞİLDİR. MEKTUP AYNI DEĞERDE KİŞİLER ARASINDA GÖNDERİLİR. KUR’AN BİR BİLDİRİDİR, MESAJDIR, TEBLİĞDİR. ONUN İÇİNDE TEBLİĞİ, MESAJI OKUYAN TARAFINDA N ANLAŞILACAK ÜSLUPTA GÖNDERİLİR Kİ MESAJ, TEBLİĞ YERİNİ BULSUN ANLAŞILSIN.

İbrahim 52: Bu Kur’an; kendisiyl e uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilâh olduğunu bilsinler ve AKIL SAHİPLERİ DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALSINLAR DİYE İNSANLARA BİR BİLDİRİDİR. (Diyanet meali)

Maide 99: PEYGAMBERİN ÜZERİNE DÜŞEN ANCAK TEBLİĞDİR. Allah, sizin açıkladığınızı da, gizlediğinizi de bilir. (Diyanet meali)

Allah ile arasını iyi eden, Kur’an ı iyi anlayacağını söyleyen Ömer Beye sormak isterim. Acaba siz Allah ile arası iyi olan kişileri biliyorsu nuz da, onların sözlerine mi inanıyorsunuz. Bu kişiler mi size Kur’an ı açıklıyor ve anlatıyor. Yoksa size HÂŞÂ, Rabbim mi bildirdi bu kişileri.

İsra 84: De ki: “Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. BU DURUMDA KİMİN DOĞRU BİR YOL TUTTUĞUNU, RABBİNİZ EN İYİ BİLENDİR.”

Söyleyecek, anlatacak çok şeyler var. Sayın Ömer Tuğrul Bey, dini anlatacak kişilerin din adına eğitimlerinin yalnız Kur’an olmadığını söylüyor. Acaba dini öğrendiği diğer kaynakların doğruluğuna, Kur’an gibi garanti veren bir kaynak var mı? Sayın Ömer Beyin, bir avukat ve iyi bir müzisyen olduğunu okudum biyografi sinden. Bakın kendisi dini anlamış ve bir şekilde kendince anlatıyor. Diğer insanların bunu yapamayac ağını, neye göre bu ayrımı yaptığını, doğrusu çok merak ettim.

Değerli din kardeşlerim. Kur’an peygamber imizin aracılığıyla bizlere iletilmiş bir tebliğdir, lütfen bu tebliği aracısız okuyun ve üzerinde düşünün. Tebliğ, mesaj göndericisi tarafından, asla anlaşılmaz olamaz. Böyle olsaydı tebliğ ve mesaj ulaşması gereken yere ulaştığında, anlaşılamazdı. Tabi böylece AMACINADA ULAŞMAZDI. Lütfen Allah ın kelamı ile oynamayalım. Ebedi hayatımızı mahvederi z. Peygamber imiz elçiydi unutmayalım. Elçi aldığı mesajı, asla değiştirmeden ileten, tebliğ eden demektir. SİZLERİ ALLAH IN TEBLİĞİNE, MESAJINA DAVET EDİYORUM.

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/











4
ÇOCUKLAR İÇİN EĞLENCELİ KONULAR / Karagöz İle Hacivat Konuşmaları
« Son İleti Gönderen: Serdar102 07 Ağustos 2017, 16:44:22 »
KARAGÖZ İLE HACİVAT:  AYAKLI KÜTÜPHANE

Karagöz ile Hacivat yolda karşılaşırlar.
Karagöz:  "Hacivat, evi taşımışsın? "
Hacivat: " Doğru taşıdım. "
Karagöz: " Nereye taşıdın. "
Hacivat: " Şu kilisenin beş ev yukarısına. "
Karagöz:  " Kilis'e mi taşındın? "
Hacivat: " Kilis demedim Karagözüm. Kilise dedim. "
Karagöz:  " Kilis'e taşındığına göre Konya'yı görmüşsündür. "
Hacivat: " Konya da nereden çıktı? "
Karagöz:  " Kilis'e giderken kervan Konya'dan geçer. "
Hacivat: " Ne Konya'sı, ne kervanı? "
Karagöz:  " Mervan dayım Konya'da otururdu. Çocukken gitmiştik. "
Hacivat: " Dayının adı Mervan mıydı? "
Karagöz: " Van daha ilerde Acem sınırında. "
Hacivat:   " Eee? "
Karagöz: " Orada bir göl varmış. Deniz kadar büyükmüş. "
Hacivat: " Göl  deniz kadar büyük olur mu? Deniz gölden büyüktür. "
Karagöz:  " Marmara Denizi, Ege Denizi. "
Hacivat: " .... "
Karagöz:  " Karadeniz, Akdeniz. "
Hacivat: " Bunları niye sayıyorsun? "
Karagöz:  " Saymayı bilirim, bir, iki, üç. "
Hacivat: " Sonra. "
Karagöz:  " Üç, iki, bir. "
Hacivat: " Sonrası yok mu? Sen kaça kadar okudun? "
Karagöz:  " Üçe kadar. Matematik te birinciyd im. "
Hacivat: " Belli, sondan birinci. "
Karagöz:  " Okumam da iyidir. "
Hacivat: " Şu dükkanın levhasını oku bakalım. "
Karagöz:  " Kem küm. "
Hacivat: " Sonra. "
Karagöz:  " Ham hum. "
Hacivat: " Senin neden üçe gidemediğin belli. "
Karagöz:  " Üçe gidecekti m ama evden göndermediler. "
Hacivat: " Neden? "
Karagöz:  " Çok şey öğrenmiştim, beynim dolmuştu. "
Hacivat: " Yapma ya? "
Karagöz:  " Bana ayaklı kütüphane diyorlardı. "
Hacivat: " Ayaklı kütüphane ha? "
Karagöz:  " Sen de bir şey bilmiyors un Hacivat? Sen kaça kadar okudun? "
Hacivat: " Beşi bitirdim. "
Karagöz:  " Beşİ  mi? Ben senden çok okumuşum. "
Hacivat: " Vay  vay! Üç mü büyük, beş mi? "
Karagöz:  " Sen de amma cahilsin be Hacivat. Tabi ki üç büyük. "

SON



KARAGÖZ İLE HACİVAT: KOCA KAFALI BİR KELEŞ

Hacivat: " Gökyüzünde yıldız var, ay var. "
Karagöz: " Yeryüzünde baldızımın yaptığı çay var. "
Hacivat: " Gökyüzünde bulut var, güneş var. "
Karagöz:  " Yeryüzünde unutma keleş var. "
Hacivat: " Karagözüm, keleş mi var? "
Karagöz:  " Var tabi, koca kafalı bir keleş var. "
Hacivat: " Acaba kim ki bu keleş? "
Karagöz:  " Kim olacak tabi ki sen. "
Hacivat: " Aman Karagözüm, kafan benimkind en büyüktür. "
Karagöz:  " Çaresiz kaldığın için, şu attığın çığlıktır. "
Hacivat: " Senin denizin bitmiş, çırpındığın sığlıktır. "
Karagöz: " Sığır sana derler, benden fışkıran sağlıktır. "
Hacivat:   " Sığır bana mı derler? Ben sığır falan değilim. "
Karagöz: " Sağır değilsin ama sığır olduğun muhakkak. "

Bana nasıl sığır dersin diyen Hacivat, Karagöz'ün yüzüne sert bir tokat vurur. Karagöz yere yuvarlanır, ayağa kalkar. Sol eli sol yanağının üstündedir.
Karagöz:  " Aman Hacivat, bana vurdun. "
Hacivat: " Sen de dayak istedin durdun. "
Karagöz:  " Zalim Hacivat, bana vurma. "
Hacivat: " Senin uçarken gördüğün telli turna. "
Karagöz:  " Hamama gittim, yoktu boş kurna. "
Hacivat: " Ben seni bilirim, çalar durursun zurna. "
Karagöz:  " De git Hacivat, alırım seni ayağımın altına. "
Hacivat: " O biraz zor, bugün üzüm şerbeti içtim. "
Karagöz:  " Tarlada buğday, başak mı biçtin? "
Hacivat: " Karagözüm, bugün çok saçmaladın. "
Karagöz:  " Hacivatım, seçmeyi bilemedin . "
Hacivat: " Yanlışta olan ben değilim, sensin Karagözüm. "
Karagöz:  " Tepeni delerim, budur son sözüm. "
Hacivat: " Karagözüm, barış yapalım, sun bana bir salkım üzüm. "
Karagöz:  " İki karış uzakta dur, bir bardak zıkkım çözüm. "
Hacivat: " Nasıl olur, bir bardak zıkkım çözüm? "
Karagöz:  " İç zıkkımın kökünü, titrerken gör  çözümü. "
Hacivat: " Aman Karagözüm, zıkkım zehir olmasın? "
Karagöz:  " Zehir,  tehir olmasın, bardağa dolsun. "
Hacivat: " Dur Karagözüm, zehir bardağa dolmasın. "
Karagöz:  " O zaman Hacivat sessiz kalsın. "
Hacivat: " Ağzıma fermuarı çektim, işte bak sustum. "

SON





KARAGÖZ İLE HACİVAT: GÜBRE

Hacivat Karagöz'ün evinin önünden geçerken, Karagöz pencerede n Hacivat'ın üstüne atlar, boğuşmaya başlarlar. Yoldan geçen adamlar ikiliyi ayırırlar, bunlar sakinleşince adamlar gider. Yalnız kalınca Hacivat sorar: " Aman Karagözüm, bana neden saldırdın? Ben sana ne yaptım? "
Karagöz: " Şuna bak, bir de ne yaptım diye soruyor. "
Hacivat: " Söyle canım efendim, bir suçum varsa bileyim. "
Karagöz: " Cenabetti n Bey yalıya bahçıvan arıyormuş. Zoti'yi göndermişsin. "
Hacivat: " Doğrudur. Zoti iyi bahçıvandır "
Karagöz: " Ben kötü bahçıvan mıyım? "
Hacivat: " Hayır, kötü bahçıvan değilsin. "
Karagöz: " O zaman beni gönderseydin. "
Hacivat: " Geçen defa seni gönderdiydim. Bahçedeki güllerin altına insan gübresi dökmüşsün. O kadar gül soldu. "
Karagöz: " Eee Cenabetti n Bey geldi, Karagöz gülleri gübrele dedi. "
Hacivat: " Ama olmaz ki, insan gübresi dökülmez ki. "
Karagöz: " Ne gübresi dökülür? "
Hacivat: " Hayvan gübresi dökülür. "
Karagöz: " Kedi, köpek gübresi. "
Hacivat: " Olmaz. "
Karagöz: " Kuş, fare gübresi. "

Hacivat: " Olmaz Karagözüm, olmaz. "
Karagöz: " Bunlar hayvan değil mi? "
Hacivat: " Hayvan ama gübreleri bahçede kullanılmaz. "
Karagöz: " Kullanılırsa ne olur? "
Hacivat: " Topraktak i bitkiyi öldürür. Tarla, bahçe bozulur. "
Karagöz: " .... "
Hacivat: " Bir de Cenabetti n Bey'i sokakta kovalamışsın. "
Karagöz: " Kovalarım tabi. Bana kızdı, bağırdı. "
Hacivat: " Kızar, bağırır. Yalının bahçesini tümden bitirdin. Bahçeyi temizlett i, yeniden gül ektiriyor . "
Karagöz: " Keşke ben ekseydim gülleri. "
Hacivat: " Artık sana orası yasak. "
Karagöz: " Gülleri eksinler de sonra ben bakımını yaparım. "
Hacivat: " Karagözüm, söyle bakalım ne gübresi kullanırsın? "
Karagöz: " Sen söyle. "
Hacivat: " Ahır hayvanlarının gübresi. Say bakalım. "
Karagöz: " İnek, öküz gübresi. "
Hacivat: " Başka. "
Karagöz: " Boğa, tosun gübresi. "
Hacivat: " Başka. "
Karagöz: " At, eşek gübresi. "
Hacivat: " Başka, başka. "
Karagöz: " Koyun, keçi gübresi. "
Hacivat: " Değil mi ya? İşte bunları kullanmalısın? "
Karagöz: " Bak hepsini bildim. Zoti'yi kov, beni işe al. "
Hacivat: " Zoti'yi kovmam ama seni işe alırım. Yeni bir iş. "
Karagöz: " Yeni bir iş mi? Ne işi bu? "
Hacivat: " Yük taşıyacaksın. Sandık sandık domates. "

Karagöz: " Gündelik ne kadar? "
Hacivat: " Gündelikler hep aynı. Bu işin bir de ayrıcalığı var."
Karagöz: " Ayrıcalık mı? Neymiş o çabuk söyle. "
Hacivat: " İstediğin kadar domates yiyebilir sin. "
Karagöz: " İstediğim kadar mı? Desene yaşadım. Midem bayram edecek. "


SON



KARAGÖZ İLE HACİVAT: MATİZ

Hacivat'ı gece uyku tutmaz. Sabah erkenden kalkar, giyinip dışarı çıkar. Karagöz'ün evinin kapısını çalar. Bir daha çalar. Karagöz uykulu gözlerle pencereye çıkar. Bakar kapıyı çalan Hacivat'tır:

" Hacivat, sabahın seher vakti neden kapıyı çalarsın? " diye sorar.
Hacivat: " İn aşağı Karagözüm, yarenlik edelim. Ben söyleyeyim, sen dinle. Sen söyle ben dinleyeyi m. "
Karagöz: " De git Hacivat, başka işin yok mu senin? Alırım ayağımın altına. "
Hacivat: " Gel aşağı Karagözüm, gece uyku tutmadı. "
Karagöz: " Seni uyku tutmadı ama benim uykumu kaçırdın. "
Hacivat: " Uykunu mu kaçırdım? Uykun nereye kaçtı? "
" Uykum sana kaçtı, " diyen Karagöz, pencerede n Hacivat'ın üstüne atlar. Boğuşmaya başlarlar. Karagöz'ün elinden kurtulan Hacivat: " Dur Karagözüm, sana bir hesap sorusu sorayım, bilirsen hemen giderim. " der.
Karagöz: " Sor bakayım, benim hesabım kuvvetlid ir. "
Hacivat: " İki iki daha kaç eder? "
Karagöz: " Hı.. "
Hacivat: " Yani ikiyle ikiyi toplasan kaç olur? "
Karagöz: " Kaç mı olur? İkiyle ikiyi toplasan kaç olur? "
Hacivat: " Tamam işte Karagözüm, ben sana soruyorum . İkiyle ikiyi topla kaç buldun? "
Karagöz: " Sen kaç buldun? "
Hacivat: " Ben sorduğum sorunun cevabını biliyorum . Sen biliyor musun? "
Karagöz: " Ben biliyorum . Sen bilmiyor musun? "
Hacivat: " Ben biliyorum . Sen biliyorsa n söyle? "
Karagöz: " İki iki daha şey eder. Ya Hacivat, bu soru kolay, daha zorunu sor. "
Hacivat: " Sen bunu bil, daha zorunu sorarım. "
Karagöz düşünürken, aradan zaman geçer. Sağa sola bakınıp bir kurtarıcı ararken, Tuzsuz Deli Bekir çıkagelir. Hacivat'tan çok Karagöz'le haşır neşirliği vardır: " Vay Karagöz, arpacık kumrusu gibi ne düşünürsün? Karadeniz'de gemilerin batamaz, kayığın olsa Marmara'da batardı. Bilmem anladın mı? "

Karagöz bu matizden oldum olası hoşlanmamıştır. Onun olduğu ortamda dut yemiş bülbüle döner. Matize korkuyla karışık saygı duyar. Her zaman, matizin belindeki bıçak olmasa ben bilirim yapacağımı, der. Ama ufaktan da olsa racon kesmeden duramaz: " Ya matiz, Hacivat beni gece rüyasında görmüş. Sabah erkenden kapıma üşüştü. Soru soracağım, dedi. Şimdi sen söyle: İki iki daha kaç eder, ben bilemem mi? "
Matiz: " Bilemezsi n. Bilirsen seni sokak sokak sırtımda gezdiriri m. " Der ve belinden bıçağını çıkarır, aha bak şuraya yazıyorum, diyerek çömelip toprağı eşeler.

Bunun üzerine Karagöz sadece küçük değil, büyük dilini de yutar. Sus pus olur ve gözlerini aşağı indirir. İçinden, matiz geldi, beni Hacivat'ın elinden kurtardı ama rezil etmese bari, diye düşünür.

Karagöz'ün süngüsünün düştüğünü gören matiz Hacivat'a döner: "Bak Hacivat, ben ilk mektebin birinci sınıfına giderken, sınıfın en tembeliyd im. Arap hoca bize dua öğretirdi. Evde kitaptan iyice çalışın, ezberleyi n, gelin. İşte şu, şu duaları okutucam, derdi. Ben evde tastamam duaları ezberlerd im ama arap hoca karşıma dikilince duaları unutuveri rdim. Bana kızardı, bağırırdı. Senenin ortasına doğru bu Karagöz bizim sınıfa geldi. Arap hoca beni bıraktı, buna yöneldi. Karagöz araptan çok azar işitti. Üçe gitmedi. Daha sonra başka mahalleye taşındılar, bu da araptan kurtuldu. Arap hoca tekrardan bana döndü. Bir sene sonra ben de araptan kurtuldum, dörde gitmedim. "

Matiz derin bir iç geçirir, hal ve gidiş böyle Hacivat kardeş. Haydi, kalın sağlıcakla, der ve yürüyüp gider. Karagöz ile Hacivat ise, az sonra selamlaşıp dostça ayrışırlar.

SON



Yazan: Serdar Yıldırım - Bursa
5
İSLAMİ BİLGİLER / ALLAH BİZDEN ÖZELLİKLE, NASIL BİR İNSAN OLMAMIZI İSTİYOR.
« Son İleti Gönderen: halukgta 01 Ağustos 2017, 17:15:41 »

Bu makalemde, sizleri üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim konu, “ALLAH BİZLERDEN BİR KUL OLARAK, NASIL BİR İNSAN OLMAMIZI İSTİYOR.” Allah ın bu dünyada ilk olarak bizlerden istediği, kendisine ibadet etmemiz mi? Yoksa……? Gelin bu konuyu birlikte, Kur’an dan araştırmaya, anlamaya çalışalım. Bakın Allah bizleri, ne için yaratmış.

Mülk 2: O, HANGİNİZİN DAHA GÜZEL İŞ YAPACAĞINIZI DENEMEK İÇİN ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır. ( Elmalı meali)

Buradan da anlıyoruz ki, Allah ın bizleri yaratmasındaki asıl amacı, hangimizi n bu dünyada güzel işler yapacağı, insanlara faydalı olup, güzel davranışlarda bulunup bulunmaya cağını görebilmek için yarattığını söylüyor. Bunu başka bir ayetinde de açıklıyor ve sizleri, bu konuda imtihan ediyorum, hiç biriniz bu dünyadan, imtihan olmadan gitmeyece ksiniz diyor.

Ankebut 2: İnsanlar, “İnandık” demekle İMTİHAN EDİLMEDEN BIRAKILAC AKLARINI MI ZANNEDERL ER.( Diyanet meali)

Yani bu dünyada Allah ın katında, onun sevgili kulu olmak istiyorsa k, önce iyi, güzel ameller, davranışlar sergileme liyiz ki, Allah ın huzurunda yüzleri gülen kullarından olalım. Dikkat ederseniz Allah, bana en çok namaz kılan, oruç tutan benim en sevdiğim kulum olacaktır demiyor Kur’an da. BİRİNCİ ÖNCELİK, GÜZEL DAVRANIŞLARDA BULUNMAK OLDUĞUNU, ÜSTÜNE BASA BASA SÖYLÜYOR.

Bu satırları okuyan bazı kardeşlerimiz, namazın hiç önemli olmadığını söylüyor bu kişi, iyilik yap gerisini boş ver diyor, şeklinde yorumlaya bilir. Bunu aklı başında hiç kimse söylemez. Kur’an ın emrettiği salât/namaz/dua, insanın yaratıcısı ile bağlantısıdır. Bu kapıyı kim kapalı tutar, açmak istemez. Allah ın Kur’an da geçen emirlerin i, doğru yerine getiren bir insan, yaşamında da her zaman, Allah ın bizlerden öncelikle istediği, adaletli, güzel davranışlarda bulunan örnek bir insan olmaya çalışır. BÖYLE BİR İNSANIN, ALLAH IN HUZURUNA NAMAZA DURUP, ALLAH IM İSTEDİKLERİNİ YERİNE GETİRDİM, DİYECEK YÜZÜ DE OLACAKTIR .

Allah ın bizlerden öncelikli istediği konuları, gereği gibi öğrenememiş bir Müslüman ise, namazını istediği kadar kılsın, amacına asla ulaşmayacaktır. Bu namaz gösterişten öte gidemez. Onun için Allah önce istediğim doğru bir kul ol, ondan sonra BANA SAYGINI GÖSTER DİYE EMREDİYOR.  Maun suresinde, bu konuda Allah ın uyarılarını hatırlayınız lütfen, ne diyordu Rabbimiz.

“İŞTE O, YETİMİ İTİP KAKAR. YOKSULU DOYURMAYA TEŞVİK ETMEZ. YAZIKLAR OLSUN O NAMAZ KILANLARA Kİ, ONLAR NAMAZLARI NI CİDDİYE ALMAZLAR.”

Demek ki namazdan önce yapmamız gerekenle r var. Eğer bizler Allah ın istediği doğru, adaletli ve hayırda yarışan, ahlaklı bir insan olamadıysak, kıldığımız namazında ne hayrını görebiliriz, nede faydasını. Müslüman toplumlarının acıklı hali, bizlere çok şey anlatıyor. Önce ahlaklı ve topluma faydalı şeyleri yapmayı amaç edinmeliy iz. Bu konuda dikkat çekici bir örnek vermek istiyorum Kur’an dan. Maide suresi 8. ayetinde, bizlerin dikkatini çekiyor ve bakın ne diyor Allah.

“EY İMAN EDENLER! ALLAH İÇİN HAKKI TİTİZLİKLE AYAKTA TUTAN, ADALET İLE ŞAHİTLİK EDEN KİMSELER OLUN. BİR TOPLUMA OLAN KİNİNİZ, SAKIN HA SİZİ ADALETSİZLİĞE İTMESİN. ÂDİL OLUN.”

Bu ayeti okudunuz. Günümüzde dindarlıklarıyla ön plana çıkan, camilerde boy boy poz vererek resim çektiren cemaatler in, tarikatla rın ya da kişilerin davranışlarına, adalet anlayışlarına da şahit oldunuz, oluyorsun uz da. Sizce bu işte bir gariplik yok mu? Bizler Allah ın Kur’an da istediği, uyarıları ışığında mı yaşıyoruz? Bizden olmayana, bizim gibi düşünmeyene adaleti layık görmeyenler, sizce Allah ın maun süresinde, YAZIKLAR OLSUN O NAMAZ KILANLARA dedikleri nden farkı var mı?

Bizler bir işe başlarken, eğer baştan doğru başlamadıysak, yaptığımız hiçbir işten verim alamayız, doğru bir sonuca ulaşamayız. Önce imtihanımız gereği, dosdoğru bir insan olmalıyız, topluma faydalı işler yapmalıyız ki, Allah ın hoşnutluğunu kazanabil elim.

Eğer adalet adına, işimize gelmeyen, nefsimizi n hoşnut olmadığı şeyleri yapmıyorsak yaşamımızda, kendimizi kandırıyoruz demektir. Allah biz kullarını tarif ederken Kur’an da, TARTIŞMAYA MEYİLLİDİR, ACELECİ TABİATTA VE ZAYIF YARATILMIŞTIR, diye açıklama yapar. Tabi hepsinin üzerinde hâkim olan bir gücüde, biz kullarına verdiğini söyler Allah, AKIL, MUHAKEME GÜCÜ. Eğer aklı devre dışı bıraktıysak, ya da birileri bıraktırdıysa, bu zafiyetle rimizin hiç birisinin üstesinden gelemeyiz . ONUN İÇİN ALLAH KUR’AN DA DÜŞÜNMEYE, AKLIMIZI KULLANMAY A ÇOK ÖNEM VERMİŞ VE DİKKATİMİZİ ÇEKMİŞTİR. Hatta aklını kullanmay anı Allah, pislik içinde bırakırım demiştir. Hatırlayınız bazı cemaatler de, akılla İslam yaşanmaz diyenleri duyarsınız. Bu zihniyet bizleri, Allah a mı ulaştırır yoksa…..? Yoksanın cevabını herkes, kendi nefsine vermelidi r.

Dikkatini zi çekmek isterim, bizleri amacından uzak, çok kılacağımız namazlar değil, KUR’AN IN REHBERLİĞİNDE, AKLIMIZI KULLANIP KULLANMAD IĞIMIZ KURTARACA K ve doğru yolu bulmamıza yardım edecektir . Yine bazı kardeşlerim, bu sözlerimden de yanlış anlamlar çıkartabilir. Namazı devre dışı bırakmaya çalışıyor, bu kişi diyebilir ler. Bunu düşünmek, Allah a yapılacak en büyük saygısızlıktır.

Eğer bizler, Allah ın istediği bir kul olmadan, adaletten Kur’an dan uzak, Kur’an a şirk koşan, Allah dan başka şefaatçiler edinerek, onun huzuruna durup, ona şükranlarımızı sunarak ondan yardım diliyor, ona kulluk görevimizi yapıyorsak, inanın boşa çaba harcıyoruz demektir. Bunu yapanların Allah, mahşer günü asla yüzüne bile bakmayacağı uyarısını Kur’an da yapıyor. ALLAH IN HUZURUNA DURMADAN, ONDAN YARDIM İSTEMEDEN, ONA KULLUK GÖREVİMİZİ YAPMADAN ÖNCE, ALLAH IN YÜZÜNE BAKACAK DURUMDA OLMAMIZ GEREKİR. Allah ın emirlerin i yerine getirmeye n, onun ipine sarılmayıp, beşerin rivayetle rine sarılan bir kul isek, istediğimiz kadar huzura duralım, KAPI ASLA AÇILMAYACAK, DUALARIMI Z KARŞILIK BULMAYACA KTIR. NE YAPTIK Kİ NE İSTEYELİM.

İslam toplumlarının, bugünkü halini isterseni z bir düşünün, ne demek istediğimi anlayacak sınız. Onun için önce bizler, Allah ın istediği, yardım sever, adaletli bir insan olmalıyız. Daha sonrada onun huzuruna durup, onu tespih ettiğimizde, ona şükranlarımızı sunduğumuzda, bizlere yardım elini uzatacak, bizleri hem bu dünyada, hem de huzurunda, yüzleri gülen kulları arasına alacaktır.

Bizler İslam ı, Allah ın indirdiği dinden öyle uzaklaştırdık ki, Allah ın bizlerden istedikle ri tamamen devre dışı bırakıldı. Çünkü Kur’an yetersiz ve açıklanmamış ilan edilerek, beşerin rivayetle ri din adına yaşanır oldu. Allah doğru yolu gösterip, bizleri yinede boş bırakmayıp teşvik ederek, söylediklerimi yapan ve yerine getiren kullarım için, hayal bile edemeyeceğiniz cennet hazırladım sizlere, yapmayanl ara da cehennemi hazırladım diyerek uyarmıştır.

Dini yozlaştıranlar, Allah ın dinini batıl ile sulandıranlar, Allah ın her konuda emirlerin e yaptıkları gibi, bunu da değiştirmeye kalkmışlar ve ALLAH DAN BAŞKA İLAH OLMADIĞINI SÖYLEYEN BİR MÜSLÜMAN, PEYGAMBERİMİZİN ŞEFAATİYLE, CEHENNEM YÜZÜ GÖRMEYECEKTİR DEMİŞLER VE TOPLUMU BUNA İNANDIRMIŞLARDIR.  Hâlbuki Allah, zerre kadar yapılanın karşılığının görüleceğini bildirmiştir bizlere. Buna inanan bir insan, nasıl olsa cehennem azabı görmeyeceğim düşüncesiyle, kim bilir neler yapar, yapıyor da zaten. Yakın zamanda örneğini gördük, din kardeşine silah çeken, uçaklarla bombalaya cak kadar hainleşen bir düşünce, inanç SİZCE HANGİ MANTIĞIN, DÜŞÜNCENİN ÖĞRETİNİN ÜRÜNÜDÜR? KUR’AN IN OLMADIĞI ÇOK AÇIK. Buna benzer itikatlar, İslam toplumund a olduğu sürece, din Allah ın dininden sapmış, şeytanın oyuncağı olmuş demektir.

Değerli din kardeşlerim. Allah ın hoşnut olduğu sevgili kullarından olmak istiyorsa k, önce birey olarak bizlere düşen, aklını kullanan, adaletli ve çevresinde insanlara yardım etmekte yarışan ÖRNEK insanlar olmalıyız. Daha sonrada, Allah a karşı kulluk görevimizi yapmak adına, Rahmanın huzuruna durduğumuzda, bakın her şeyin çok daha farklı olduğunu, dualarımızın nasıl karşılık bulduğunu göreceksiniz.

KUR'AN, HER YÖNÜYLE BIR HARİTADIR. KENDİMİZİ O HARİTANIN BİR YERİNDE BULAMAZSA K, HAKİKATİN PARÇASI DA ASLA OLAMAYIZ.

Saygılarımla   

Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/

6
Aşk Şiirleri / Ynt: ADIM İZMİR
« Son İleti Gönderen: hollamollamol 28 Temmuz 2017, 19:42:24 »
başarılı bir şiir olmuş :) biz de yakın zamanda www.izmirgunlukkiralik.com.tr sitesinde n ev kiralayac ağız. umarım güzel bir tatil olur ilk kez izmir'de gideceğim
7
İSLAMİ BİLGİLER / İSLAM DİNİNDE EVLENME, İMAM/HOCA NİKAHI KONUSU.
« Son İleti Gönderen: halukgta 17 Temmuz 2017, 17:59:26 »
Kur’an evlenme, nikâh konusunda belirli kurallar koymuş ve aileyi koruma altına almıştır. Evlenme yaşı olarak da, kadın ya da erkeğin aile içinde görevlerini yapabilec ek olgunluğa ermesini şart koşmuştur. Evlenirke n koyduğu kuralların benzerler ini, çiftler boşanmak istediğinde de koyarak, boşanmanın evlenirke n takip edilen bazı yollardan geçmesini özellikle istemiştir. Çünkü evlilik, eşler arasında nikâh, Allah katında çok ciddiye alınmıştır. Allah bu konuda, bakın bizlerin nasıl dikkatini çekiyor.

Nisa 1: Ey insanlar! SİZİ BİR TEK NEFİSTEN YARATAN VE ONDAN DA EŞİNİ YARATAN; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının…….(Diyanet meali)

Buradan da şunu anlıyoruz, kadında erkekte aynı özelliklerle yaratılmış ki anlaşabilsinler. Evlenmenın, Allah ın bir kanunu olduğunu görüyoruz. Bundan kaçmak, ertelemek bizleri yanlışa sürükleyecektir. Yaratılmışlığımızın kanununa asla karşı koyamayız.  Kur’an her konuda olduğu gibi evlilik, nikâh konusunda da elbette kurallar koyuyor ve bu işin çok ciddiye alınması gerektiği örneklerini veriyor. Evlenme, yuva kurma konusunda ilk devreye girenleri n aile büyükleri, anne- baba olduğunu görüyoruz. Bu kişilerin evlenecek çiftlere hem evlenirke n, hem de aile içinde bir sorun çıktığında, boşanmaya niyetlend iklerinde , ara bulucu olarak yardımcı olmaları uyarısında bulunuyor . Evlilikte anne babanın rızası önemlidir, bunun örneğini Kur’an da görüyoruz.

Bakara 237. ayette, NİKÂH DÜĞÜMÜNÜ ELİNDE BULUNDURA NLARDAN bahsedili r. Bu sözlerden, Allah ayette söylemediği halde, evlilikte nikâh düğümü erkeğin elindedir diyerek, Allah bu yetkiyi erkeğe vermiştir, onun için kadın erkeği boşayamaz, erkek isterse boşanma iznini kadına verebilir, hükmünü çıkarmışlardır. Hâlbuki yeni evlenmeye niyet eden gençlerin, evlenmeye ilk adımını atarken, evlilik iznini veren ailedir, anne-babadır. Onun içinde NİKÂHIN DÜĞÜMÜNÜ SAĞLAYAN, DÜĞÜMLEYENDE AİLEDİR, ANNE-BABADIR. Onun için evlilikte, anne babanın rızası çok önemlidir. Evli iken sorunlarından dolayı ayrılmak üzere olan çiftler, eğer barışmak isterse, ailelerin buna engel olmaması konusunda, Allah ayetinde velileri uyarır. Ayetleri kendi nefisleri mizde, beşeri FIKIH inancının etkisiyle anlamaya çalışırsak, hata yaparız.

Her şeyden önce evlilik gizli değil, toplum huzurunda ve şahitlerle yapılması gerektiği, böylece bu çiftlerin toplum tarafından evlilikle rinin bilinmesi önemlidir. Evlilik, nikâh kişiler arasında, biz evlendik demekle olmayacağı, bunun kurallara bağlanması, kayıtlara alınması gerektiğini, boşanmaya niyetlene n bir çiftin, hangi yollara başvurması gerektiğini anlatan ayetlerde n çok açık anlıyoruz.

Evlilikte erkek boşanmayı, kadına karşı bir tehdit haline getirmesi n diye, Allah ın bu konuda çok önemli kurallar getirdiğini de görüyoruz. Hatta iki kez aynı kadından boşanan bir erkeğin, artık üçüncüsünde tekrar aynı kadınla evlenebil mesinin önüne büyük bir engel koyarak, neredeyse hiçbir erkeğin kabul edemeyeceği bir kural koyuyor ve diyor ki; Aynı kadınla üçüncü kez evlenebil men için, o kadın başka bir erkekle evlenip, boşanırsa ancak evlenebil irsin diyerek, erkeğin boşanma silahını adeta elinden alıyor. Kur’an da başka bir örnekte, kendisind en başka hiçbir şahidi olmadığı halde, eşim zina yapmıştır diye mahkemeye başvurduğunda, mahkeme kadının, eşim yalan söylüyor ben zina yapmadım diye yemin ettiğinde, Allah ın koyduğu kanun gereği, kadının yemini kabul görüyor ve kadına zina suçu yüklenemediği için bu sebeple erkek eşini de boşayamıyor. Çünkü zina Kur’an a göre suçtur ve böyle bir kadınla da evli kalınmaz, boşanma nedenidir .

Demek ki evlenme, nikâhlanma konusunu Kur’an, kanun ve kurallarl a güvence altına almıştır. Kesin bir sınırlama koymamış, gelenekle re bırakmıştır detayını. Evlenirke n takip ettiğimiz o ince hassas yol ve yöntem, boşanmak isteyen çiftler içinde geçerlidir.  Hiç birimiz biz evlendik diyerek ortaya çıkamıyor, bazı yollardan geçerek kayıt altına alınıyorsa, BOŞANIRKEN DE BİR ERKEK EŞİNE ÜÇ KEZ SENİ BOŞADIM, BOŞ OL DEMEKLE DE, BOŞANILMAYACAĞINI BİLMELİYİZ. Bu sözler Kur’ an ın öğretisi değil, uslanmaz nefisleri mizin oluşturduğu, FIKIH inancının öğretisidir. Onun için Allah bu konularda hükümlerini açıkça bildirmiş ve özellikle kadının haklarını koruma altına almıştır. Çiftlerin aileleri, yakınları gençler üzerinde bir hakem ve uzlaştırıcı olarak her zaman görev yapmalıdır. Bu Allah ın emridir.

Bir erkek gerçek bir neden olmadan, nefisleri nin etkisiyle eşini Kur’an a göre boşayamaz. Bunun örneklerini Kur’an da görüyoruz. Arap gelenekle ri gereği, eşine ZIHAR eden yani artık eşimi, anam gibi görüyorum diyen bir erkek, eşini boşayabilirmiş. Allah bununda yolunu kapatıyor ve bu yöntemle boşanmanın yolunu da kapatıyor.

KUR’AN BİRDEN FAZLA EVLİLİĞİ YASAKLAMA MIŞ AMA ASLA TAVSİYE ETMEMİŞTİR. HATTA ADALETLİ BİR EVLİLİK İSTEYEN, TEK EŞLİ OLSUN DİYE DE, TAVSİYESİNİ BİZLERE BİLDİRMİŞTİR. ALLAH IN TAVSİYESİNE UYAN, TEK EŞLİ OLUR. Nefisinin etkisinde adaletsiz bir evliliği seçenlerde, birden fazla eş alır.  Tabi böyle bir evlilikte huzuru da bulamaz.

Gelelim günümüzde bahsedile n, İMAM/HOCA NİKÂHI kıyarak evlenme konusuna. KUR’AN DA BÖYLE BİR TABİR, EVLENME ŞEKLİ YOKTUR. Daha doğrusu imam, hoca diye bir meslek yoktur İslam dininde. Allah Kur’an da, kadının ve erkeğin haklarının korunduğu bir sistem koymuştur. BU KORUMANIN KABUL EDİLMEDİĞİ HİÇBİR EVLENME, NİKÂH ALLAH HUZURUNDA ASLA KABUL EDİLEMEZ.

Günümüzde devletin kıydığı nikâhı kıymayıp, hoca/imam nikâhı kıydık, bu bizim için yeterlidi r diyenler, lütfen unutmasınlar, BUNLAR ALLAH IN KOYDUĞU EVLENME KONUSUNDA Kİ KURALLARI, KANUNLARI KARŞILAMAMAKTADIR.  Kayıt altına alınmayan, özellikle kadının haklarını kanunlarl a korumayan bir nikâh, Allah katında geçerli değildir.  İki eşinizin olduğunuzu düşünün ülkemizde, birisi resmikabu l gören ve her hakkının korunduğu bir nikâh, diğer eşin hiçbir hakkı yoksa kanun karşısında, hatta onu istediğin zaman seni boşadım dediğinde, hiçbir hak iddia edemiyors a, bunun Allah katında kabul gören bir nikâh olduğunu, nasıl söyleriz ve kabul ederiz?

Ne yazık ki bizler Allah ın ayetlerin i, işte böyle nefsimizd e şekillendirdik ve kendimize uydurduk. Medeni kanunlarımız, evlilik konusunda Allah ın tavsiyesi üzerine oluşturulmuştur. Birden fazla evlilik kanunlarımızda kabul edilmediği ve evlenen tüm eşlerin kanun karşısında eşit haklara sahip olmadığı sürece, geleneğin ve fıkıh inancının öğretisi olan imam/hoca nikâh ı diye adlandırılan nikâh, Allah katında geçerli olamaz. Çünkü bu nikâh, Allah ın evlilikte koyduğu kural ve kanunları, kadının haklarını koruma altına almıyor. LÜTFEN KENDİMİZİ KANDIRMAY ALIM, NEFSİMİZİN ESİRİ OLMAYALIM, inanın bunun hesabını veremeyiz

Kanunlarımız nikâh kıyabilecek makamları açıkça belirlemiştir. Belediyel er, gemi kaptanları ve konsolosl ar. Bunların dışında hiç kimse nikâh kıyamaz evlendire mez. KANUNLARI MIZA, MÜFTÜLÜKLERDE NİKÂH KIYABİLİR DİYE BİR MADDE EKLENMEDİĞİ SÜRECE, BU MAKAMLAR EVLENME AKDİ OLAN NİKÂHI ASLA KIYAMAZ. Yapanlard a gösterişten öteye gidemez, kendisini kandırır.  Lütfen bu gerçeği görelim ve Allah ile aldatıcıların tuzağına düşmeyelim, hesabını veremeyiz .

Fıkıh inancı bazı mezhepler de, nikâh konusunu öyle sapkın bir hale sokmuştur ki, adeta ZİNAYI MEŞRULAŞTIRMIŞTR. Muta yani bedeli verilip, kısa süreli cinsel arzularımızı tatmin için, nikâh kıymak şekline dönüştürülüp, adeta beğendiğimiz, hoşumuza giden kadınlarla saatle, ya da birkaç günlüğüne nikâh kıyılmaya kadar ileriye götürülmüştür. Bu anlayış, Kur’an ın tavsiye ettiği nikâhlanma şekline tamamen ters düşer. Allah Evliliği, yalnız cinsel arzular için bizlere önermemiştir. Ne yazık ki bizler yalnız bu konuda değil, birçok konuda Allah ın ayetlerin i nefsimize uydurmuş, bununda kaynağı olarak, FIKIH İNANCIMIZ BUNA İZİN VERİYOR DİYEBİLİYORUZ. ALLAH BU KONUDA NE DİYOR DİYEN YOK. Allah bizleri affetsin, demekten başka elimden başka bir şey gelmiyor. NE YAZIK Kİ BİZLER, SORUMLU OLDUĞUMUZ KUR’AN I TERK ETTİK.

Kur’an ın apaçık hükümlerini görmezden gelip, ellerimiz le yarattığımız beşeri FIKIH inancıyla yaşamaya devam ettiğimiz sürece, inanın huzuru ve mutluluğu bulamayac ağız, huzura vardığımızda da, şaşkınlığımızdan köşe bucak kaçmaya çalışanların safında olacağız. Bunu yaşamak istemiyor sak, GELİN EL BİRLİĞİYLE DİNDE BÖLÜNMEDEN, YALNIZ KUR’AN IN ÇEVRESİNDE TOPLANALI M. ONUN VERDİĞİ HÜKÜMLERİN ASLA DIŞINA ÇIKMAYALIM, ALLAH IN ÖNERDİĞİ GİBİ, YALNIZ KUR’AN IN İPİNE SARILALIM . ÇÜNKÜ ALLAH NE DİYORDU, HATIRLAYA LIM.

Zuhruf 44: Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ONDAN HESABA ÇEKİLECEKSİNİZ.(Diyanet meali)

Saygılarımla
Haluk Gümüştabak


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
8
Videolu hikayeler / The Grass Eating Tiger - Sesli Hikaye
« Son İleti Gönderen: Serdar102 07 Temmuz 2017, 18:28:47 »
The Grass Eating Tiger - Sesli Hikaye

Ot Yiyen Kaplan

Yazan: Serdar Yıldırım


9
Gemlik Forum Web Tasarım / Ynt: Kurumsal Web Tasarım
« Son İleti Gönderen: nedaley123 01 Temmuz 2017, 10:58:31 »
şöyle bakabilir siniz Web tasarım fimonysof t
10
İSLAMİ BİLGİLER / KUR'AN IN PENCERESİNDEN BAKMAYAN, KUR'AN I ASLA DOĞRU ANLAYAMAZ.
« Son İleti Gönderen: halukgta 23 Haziran 2017, 14:26:05 »
Dini konular anlatılırken, hepimizin dikkatini çeken ve de toplum olarak adeta bizlere korku salan bir konu vardır. Her ne hikmetse, aynı konularda olmasına rağmen, dini anlatan konuşmacıların genel çoğunluğu farklı şeyler anlatır ve bununda Allah ın emri olduğu söylenir. Tabi bu durumda toplum olarak bizler, kimin doğru söylediğine inanmakta zorluk çekeriz.

Bu durumda sizce ne yapmamız gerekir? Bunun bir çıkar yolu olması gerekmez mi? Çünkü Allah sizleri, Kur’an dan sorumlu tutuyorum diye hükmünü vermiş. SİZCE TELEVİZYONLARA ÇIKIP DA, AYNI KONUDA FARKLI ŞEYLER SÖYLEYENLERDE, BİR SORUN YOK MU? Elbette olmalı, doğru tektir ve onunda din adına kaynağı yalnız Kur’an dır. Çünkü kanun koyucu yalnız Allah dır. Bunu söyleyen, Kur’an ın bizzat kendisidi r. Doğruyu arayıp bulmak, bizlerin görevidir, imtihanıdır.

Şöyle düşünün. Beşerin yazdığı bir bilim kitabını okuyan, hangi ülkede olursa olsun, hangi dile çevrilirse çevrilsin, aynı şeyi anlıyor ve bilim adamı oluyorlar . Hiç biriside farklı şeyler söylemiyor. Aralarındaki farkı, aynı bilgiler üzerinde, daha derin düşüp araştırarak, yeni buluşlar yapmalarıdır.

İYİDE KUR’AN I OKUDUKLAR INI SÖYLEYEN, ONCA İNSAN NEDEN AYNI KONUDA FARKLI KONUŞABİLİYOR. Hem de onca tahsil görmüş İLAHİYAT PROFÖSÜRLERİ BUNU YAPIYPOR. Dini, yani Kur’an ı anladığını ve bu işin profesörü yani uzmanı, hocası olduğunu söyleyen ve bu konuda bir unvanı alan bunu yapıyor. Diğerlerini hadi dikkate almayalım diyelim.

Bu farklılığı araştırdığınızda, çok açık sorunun nereden kaynaklan dığı ortaya çıkıyor. Bir kısım kişiler yalnız Kur’an ı referans, rehber alıyor. Bir kısmı hem Kur’an, hem rivayet fıkıh zincirini referans ve kanıt alıyor. Bir kısmı ise çok daha ileri giderek, Kur’an ı herkes anlayamaz ve zaten Kur’an detay vermemiş ve özet bilgiler içermektedir diyor. Onun içinde FIKIH bilgileri ve rivayet hadisler olmasaydı Kur’an ı anlayamaz dık, Kur’an kapalı kalırdı. Kur’an ı anlamak istiyorsa k veli, âlim kişilerin kitaplarını okumalıyız, diyenler olarak sınıflandırabiliriz.

BÖYLE OLUNCA DA, DİNDE TEK SES VE TEK YUMRUK OLMAK MÜMKÜN OLMUYOR. Bu sözleri söylediğimde bir atasözü geldi aklıma. “TEK SAATI OLAN, SAATIN KAÇ OLDUĞUNU BİLİR. İKİ SAATİ OLANSA, ASLA EMİN OLAMAZ.” Buradan da anlaşılıyor ki, din adına tek çatı altında, tek yumruk olamamamızın tek nedeni, İSLAM A AYNI PENCEREDE N BAKMADIĞIMIZDAN, KAYNAĞIMIZIN TEK KAYNAK OLMADIĞINDAN KAYNAKLAN IYOR. Onun için Allah yalnız Kur’an ın ipine sarılın diyor bizlere.

Düşünebiliyor musunuz okullarda okutulan, ilim sahibi kişilerin yazdığı kitaplar, hiç şüphe duyulmada n okunuyor ve kabul görüyor ve herkes aynı konuda buluşabiliyor anlaşıyor, ama konu din yani Allah ın kanunları olunca, Rabbimizi n bizlere rehber olsun diye indirdiği Kur’an yeterli görülmüyor, neredeyse devre dışı bırakılıyor. Tabi bu boşluğu da çok ilginçtir, beşerin koyduğu kurallar olan, FIKIH inancı dolduruyo r. YANİ ALLAH İLE ARASINDA, ELÇİSİNİN BİLE OLAMAYACAĞINI SÖYLEYEN KUR’AN A İNAT, ALLAH İLE ARAMIZA YARATILMIŞ BEŞERİ VE KİTAPLARINI SOKUYORUZ .

Bir kardeşimiz, ben peygamber imiz nasıl namaz kıldıysa öyle kılmak istiyorum, bunda ne sakınca var şeklinde serzenişte bulunmuş. Bugün peygamber imizin kıldığı namazı kılıyoruz diyenleri n, peygamber imizin böyle kıldığına dair kanıtı, delili nedir? Kim garanti verebilir, peygamber imiz böyle kılmıştır diye. Rivayetle r dinde kanıt olabilir mi? Günümüzde kılınan namazı, beşeri FIKIH inancı şekillendirmiştir. Hatta mezhepler de de farklılıklar arz eder. Hepsinin savunması, peygamber imiz böyle kılıyordu der. Sizce Allah ve elçisi, bizlerin namazı bu yolla kılmamızı, öğrenmemizi istemiş olabilir mi? Mümkün değil. Peygamber imiz namazını ve diğer ibadetler ini, Allah ın Kur’an da açıkladığı şekliyle yerine getirdiği çok açıktır. Lütfen beşeri fıkıh inancının şekillendirdiği namazın, peygamber imize ait olduğunu söylemeyelim. Elbette günümüzdeki şekilde de kılabiliriz, ama bazı konularda daha dikkatli olmak şartıyla.

Dini anlattığını söyleyen, hatta bu işi de herkes anlatmasın, bu bizim işimiz diyen, kendisini ruhban sınıfının görevlisi sayan, bazı İlahiyat profesörleri, Kur’an ın değil rivayetle rin, sanı bilgileri n profesörü olmaktan ileri gidemiyor lar. Bazılarının şöyle övündüklerini duyarız. BENİM FIKIH VE HADİSLER KONUSUNDA, MASTIRIM VAR. Uzmanlık alanım hadisler konusudur, kitaplarım var. BU KONUDA TEZ HAZIRLAMIŞTIM DİYENLERİ DUYARIZ.  Okumuş unvan sahibi bazı kişilerin, din adına ne yazık ki eğitim ve uzmanlıkları, RİVAYET VE EMİN OLAMAYACAĞIMIZ BİLGİLER. Çünkü günümüzde din adına uzmanlık artık rivayet ve fıkıh üzerine olunca, daha revaçta ve kabul görüyor. KUR’AN IN UZMANLIĞINI ARAYAN YOK.

BU KONUDA ALLAH NE DİYOR DİYEN VE ARAŞTIRAN, NE YAZIK Kİ ÇOK AZINLIK. Kur’an a danışılmış olsa, tek bir çatı altında buluşmamak zaten mümkün değil. Peygamber imizin mahşer günü söyleyeceği gibi, ne yazık ki Kur’an artık devre dışı kaldı. Şunu söylemeden geçemeyeceğim. GEMİSİNİ KURTARAN KAPTAN MİSALİ, HEPİMİZ GERÇEKLERİN ARAYIŞINDA, BİZZAT ÇABA GÖSTERMELİYİZ. YOKSA GEMİNİN BATTIĞINI, NAHŞER GÜNÜ ANLARIZ.

Allah ın bizlerden ne istediğini doğru anlamak istiyorsa k, sorumlu olduğumuza hükmettiği ve yemin ederek kolaylaştırdığı Kur’an ın penceresi nden bakmalıyız ki, Allah ın bizlerden istedikle rini görebilelim, fark edebileli m. EĞER DİN ADINA KENDİMİZE, FARKLI PENCERELE RDE AÇTIYSAK, DİNİMİZİ İNANCIMIZI ANLAMAK ADINA, FARKLI KAYNAKLAR I KANIT OLARAK KABUL ETTİYSEK, BU YÖNTEM BİZLERİN KAFASINI KARIŞTIRACAK VE ASLA İMANIMIZDAN DA EMİN OLMAMIZ, MÜMKÜN OLMAYACAK TIR.

Bizlerin en büyük hatası, Allah ın kelamı FURKAN ile direk bir bağlantı kuramadığımızdan kaynaklanıyor. Furkan eğriyi doğrudan ayırandır. KİMİN HADDİNE, EĞRİYİ DOĞRUDAN AYIRABİLECEK BAŞKA KİTAPLAR YAZMAK ve bu kitaplard a Allah katındandır demek. Ne yazık ki bizler bu gerçekleri fark edemediğimiz sürece, televizyo nlarda adeta Allah ın dini ile alay edenleri, hep görmeye devam edeceğiz. İşin kötüsü, yalan ve iftiraları da doğru zannedeceğiz.

Toplumun içinden adeta din satan, din tüccarlarının çıkmasına, bizler neden oluyoruz. Çünkü bu simsarların tuzağına, yaptığımız hatalarımızla bizler düşüyoruz da ondan. Onların sözlerine hiç düşünmeden ve araştırmadan kandık ve bizleri Kur’an ın uyarısında olduğu gibi,  ALLAH İLE ALDATTILA R. Sanırım bu yol ve yöntem bizlerin kolayımıza, işimize de geldi. GELİN BU ZALİMLERİN, ALLAH İLE ALDATICIL ARIN, BİZLERE VURDUĞU PRANGAYI KIRALIM. BAKIN O ZAMAN, ANLATTIKL ARI MASALLARI DİNLEYECEK, KİŞİLER BULABİLECEKLER Mİ?

Allah emin olmadığınız bilgileri n, sakın ardına düşmeyin hesabını sorarım, diye bizleri uyarır. Allah dan başka şefaatçiler, yardımcılar, veliler edinmeyes iniz diye, sizlere Kur’an ı kolaylaştırdık, açıkladık ve izah ettik der. Din tacirleri, buna benzer yüzlerce ayetleri toplum fark etmesin diye, bizlerin Kur’an ı anladığımız dilden okumamızı engelleme k için, Kur’an da her bilgi zaten yoktur, Kur’an başka dillere tam olarak çevrilemez, siz Kur’an ı anlayamaz sınız, her kelimenın onlarca anlamı vardır iftirasını uydurdula r. AMA HER NE HİKMETSE, HÂŞÂ ALLAH IN TÜM KULLARINA ANLATAMAD IĞINI, ONLAR ANLAMIŞ VE UTANMADAN ANLATTIKL ARINI SÖYLEYEBİLİYORLAR. Bizlerde aklı devreden çıkardığımız için, kabul ediyoruz ve bu zalimlere inanıyoruz.

Allah bizlerin yalnız Kur’an a sarılmamızı ve yalnız Kur’an ın hükümlerinden sorumlu olduğumuza hükmetmiştir. Allah ile aldatıcılar, bizleri Kur’an dan uzaklaştırıp, elleriyle yazdıkları ve bunlarda Allah katındandır dedikleri kitaplara toplumu, yüzlerce yıldır yöneltmişlerdir. Toplum arasında ektikleri zehir, nifak, rivayet ve batıl, toplumların içinde yeşerdiği ve kök saldığı için, genlerimi ze işlemiş yanlış bilgileri n etkisiyle, bu zalimleri n şu sözlerinden etkilenip, hatta korkar olmuşuz.

“RİVAYET HADİSLER VE FIKIH OLMASA NE NAMAZIMIZ I KILABİLİRİZ, NE ORUCUMUZU TUTABİLİRİZ, NE ZEKÂT VEREBİLİRİZ, NEDE HACCA GİDEBİLİRİZ. TÜM BUNLARI PEYGAMBERİMİZİN RİVAYET HADİSLERİNDEN VE FIKIH İNANCINDAN ÖĞRENİYORUZ. BU BİLGİLER OLMASAYDI KUR’AN I ANLAYAMAZ DIK VE KUR’AN KAPALI KALIRDI.”

Bu sözlere inanan bir Müslüman, önce Kur’an ı devre dışı bırakır ve Allah ın doğru yolundan sapar. YANİ BUNDAN SONRA, BU SÖZLERE İNANAN BİR İNSANIN YOLDAŞI ŞEYTAN OLUR. Bunu Allah Kur’an da söylüyor hatırlatırım. Size sormak isterim. Allah bizlerden namaz kılmamızı, oruç tutmamızı, zekât vermemizi isteyecek, ondan sonrada bu konuları açıklamayacak, izah etmeyecek öylemi? Daha sonrada bizleri Kur’an dan sorumlu tutacak. Bu nasıl bir mantık, nasıl bir adalet anlayışı. Bunu nasıl düşünür ve inanırız. Allah yerine getirmemi zi emrettiği ibadetler i, kolay ve açık bir şekilde bizlerden istemiştir Kur’an da. Lütfen bunu unutmayalım ve bu bilgileri Kur’an dan öğrenelim, araştıralım. İşte o zaman, var olduğunu nasıl göreceğiz.

Bizlerin hatası, yüzlerce yıldır beşerin yarattığı FIKIH İNANCININ, dine soktuğu ve tüm ibadetler e ilaveleri, bizler Kur’an da bulamadığımızda, bu yalanlara inanıyoruz ve bakın demek ki Kur’an da her şey olmuyormuş, namazın rekât sayısı bile Kur’an da yok, namazda neler okuyacağımız bile yazmıyor diyebiliy oruz. Hâlbuki Allah ın böyle bir sınırlaması Kur’an da yoktur. ALLAH IN KUR’AN DA SINIRLAMA DIĞINI SINIRLAMA K VE ŞEKİLLENDİRMEK KİMİN HADDİNE. En az kılabileceğimiz kısaltılmış namaz, rekât örneği Kur’an da verilmiş, normal şartlarda rekât sayısı sabitlenm emiş bizlere bırakılmıştır. Namaz esnasında da Allah a nasıl hitap edeceğimiz, onu nasıl zikredeceğimiz, ondan nasıl yardım isteyeceğimizde bizlere kalmıştır. Zaten Kur’an da bunların örnekleri de vardır. Ama bu gerçeği fark edemiyoru z. ÇÜNKÜ BİZLER KUR’AN IN ETKİSİNDE DEĞİL, BEŞERİN FIKIH İNANCININ ETKİSİNDE KALMIŞIZ.

Dilerim bu gerçekleri fark edebilen, azınlık Allah ın kulları arasında oluruz. Kur’an ın penceresi nden bakamayan, araya beşeri pencerele r açanların ve edindikle ri velilerin gölgesinde İslam ı yaşayanların, mahşer günü pişman olacaklarını unutmayalım. Din ve iman adına, bakacağımız, izleyeceğimiz, örnek alacağımız tek pencere, ALLAH IN BİZLERE AÇTIĞI KUR’AN PENCERESİDİR, lütfen unutmayalım.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
Sayfa: [1] 2 3 ... 10
Kısayollar
Gemlik Haberleri
Gemlik Haberleri
Gemlik Resimleri
Gemlik Ulaşım
Gemlik E-Randevu Gemlik Aile Hekim
Gemlik Video
Gemlik Şiirleri
Gemlik Tel Rehberi