Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
İSLAMİ BİLGİLER / Allah ın Elçisinin Kur'an Anlayışı Nasıldı?
« Son İleti Gönderen: halukgta 14 Ocak 2018, 12:14:24 »
Peygamberimizin Kur’an anlayışı nasıldı? Bu soruyu hepimiz kendimize sormalıyız, araştırmalı ve öğrenmeliyiz. Bu konularda farklı fikirler var. Örneğin, Peygamber imizin hadisleri nden, Allah ın elçisinin Kur’an a nasıl baktığını, Kur’an anlayışını çok rahatlıkla öğrenebiliriz diyenlere rastlarız. Bir başka düşünce, ALLAH IN ELÇİSİNİN KUR’AN ANLAYIŞINI, ÇOK AÇIK KUR’AN DAN, AYETLERDE N, ALLAH IN VERDİĞİ ÖRNEKLERDEN ANLAYABİLİRİZ dedikleri ni hepimiz biliyoruz .

Gelin bu cevaplar üzerinde birlikte düşünelim. Eğer Allah ın elçisinin Kur’an a bakışını, Kur’an anlayışını rivayet hadislerd en öğrenmeye çalışırsak, adı üstünde rivayet yani kesin olmayan bilgilerd en yararlana rak anlamaya çalışmış oluruz. Buda bizleri asla doğruya götürmez. Allah ne diyordu, emin olmadığın bilginin ardına düşmeyin hesabını sorarım. Ayrıca günümüzde ilim tahsili yaptığını söyleyen bazı kişilerden yola çıkarak, onların söylemleri ile Peygamber imizi tanımaya, İslam ı anlamaya çalışmamızda büyük hata olur.

İSLAM I VE ALLAH IN ELÇİSİNİ, KİŞİLERİN DİN ANLAYIŞINA DÜŞÜNCE VE FİKİRLERİNE GÖRE DOĞRU ANLAYAMAY IZ, ANLAMAYA ÇALIŞIRSAK HATA YAPARIZ. BU SÖZLER DÜŞÜNCELER GERÇEKLERİ DEĞİL, O KİŞİNİN FİKİRLERİNİ VE YORUMLARI NI YANSITIR.

Allah ın elçisine atfen söylenen öyle sözler/hadisler var ki, adeta Peygamber imize iftira niteliğinde, onun söylemesi mümkün olmayacak sözler var hadisler arasında. Şöyle diyebilir siniz, onları ayıklayıp temizleme liyiz. Bu düşünceye kısmen de olsa hak vermek gerekir. Peki, bu ayrımı tasnifi, nasıl yapmalıyız? Elimizde karşılaştıracağımız, ölçü ne olmalı?

Eğer ölçümüz beşeri FIKIH inancıysa, bundan sonuç almamız asla mümkün olamaz, çünkü bu kuralları koyanlar insanlardır, fıkıh dinin asli unsuru asla olamaz. Ama ölçümüz, karşılaştıracağımız kaynağımız Kur’an olursa, asla hata yapmayız. Kur’an ile karşılaştırırsak, şöyle bir sonuca varmamız mümkündür. Allah ın elçisi, bu sözleri söylemiştir, çünkü bu düşünceler Kur’an ın bahsettiği konulardır, hükümlerdir, Allah ın elçisi de bunları anlatmış, örnek vermiştir diyebilir iz.

Günümüzde bu konuda öyle söylemler geliştiriliyor ki, doğrusu peygamber imize karşı sevgimizi, adeta silah koz olarak kullanıyorlar. Diyorlar ki, “PEYGAMBERİMİZİN KUR’AN ANLAYIŞINDAN, RAHATSIZ OLANLAR MI VAR ?” Düşünebiliyor musunuz, Allah ın elçisinin Kur’an anlayışından hangi Müslüman rahatsız olabilir? Ben Müslüman ım diyen hiç kimse rahatsız olamaz. Rahatsız olacak bir kesim vardır ki ona bende dâhilim, oda Allah ın elçisi söylemediği halde, bunlar Allah ın elçisinin sözleridir diyerek ortaya atılan, ama Kur’an ın asla onayından geçmeyen sözlerin toplum tarafından, din ve iman adına toplum içinde yayılması ve kanun, kural koyucu olarak kabul görmesidir.

Allah ın elçisinin Kur’an anlayışını anlamak isteyen, şunu asla unutmamalıdır. Peygamber imiz yaşadığı dönem içinde, Kur’an dışından hiçbir sözü yazıya geçirtmemiş ve sizlere Kur’an yeter demiştir. Onun içindir ki, günümüze ulaşan tüm hadisler, bir rivayete göre diye başlar ve bir başkasından nakillerl e günümüze ulaşmıştır. İŞTE SİZE, PEYGAMBERİMİZİN KUR’AN ANLAYIŞINA, ÇOK GÜZEL BİR ÖRNEK.

Eğer Allah ın elçisi, bizler Kur’an ı okuduğumuzda, ayetler üzerinde düşündüğümüzde, ayetleri anlayamay acak olsaydık, böylemi davranırdı? Şunu lütfen unutmayalım, Peygamber imiz ÜMMİYDİ. Yani daha önce hiçbir Ehli kitaba tabii değildi. Hatta Allah ayetinde ne diyordu konuyu bizlerin daha iyi anlayabil mesi için. “SEN DAHA ÖNCE, DİN İMAN NEDİR BİLMEZDİN, SENİ DOĞRU YOLA BİZ İLETTİK.”

Buradan da anlıyoruz ki, Peygamber imiz din adına ne öğrendiyse Kur’an dan öğrenmiştir. ALLAH IN ELÇİSİNİN İMAN ANLAYIŞININ TEMELİ YALNIZ KUR’AN DI. Eğer Peygamber imizin yolundan, izinden gitmek istiyorsa k, bizlerind e izleyeceği yol, din adına delilimiz yalnız Kur’an olmalıdır.

Dört halife dönemini hatırlayınız lütfen. Peygamber imize en yakın olanlar bile, Kur’an ın dışına zerre çıkmamış, toplum arasında hadis naklini yasaklanmıştır. Bu yasağı, sağlığında Allah ın elçisi koymuştu.  Çünkü kendi sözünün birkaç gün içinde, dilden dile nakledili rken, kendi söylediklerinin tam tersi hale sözlerinin dönüştüğüne, bizzat kendisi şahit olmuştur. Birde yüzlerce yıl sonra, bu sözlerin bizlere ne derece doğru ulaşabileceğinin yorumunu, sizlere bırakıyorum.

Tüm bu gerçekleri düşündüğümüzde, Allah ın elçisinin Kur’an anlayışı çok açık anlaşılıyor. Bu davranıştan hiçbir Müslüman gocunmama lı, tam aksine titizlikl e hayatına geçirmelidir. Allah ın elçisinin, bu davranışı uyguladığına dair kanıtımız nedir diye sorabilir siniz. Elbette bunun cevabını da, Allah ın bizlere Kur’an da, çok açık ve net bildirdiğini görüyoruz. Bu uyarıları yaptıktan sonrada, Yaradan şunu söylüyor bizlere. “ALLAH I ZİKREDENLER İÇİN, ALLAH IN RESULÜ SİZLER İÇİN GÜZEL BİR ÖRNEKTİR.”

Şimdide bizlerin sorumlu olduğumuz Kur’an a bakalım, acaba Allah ın elçisinin görev ve sorumluluğunda Kur’an ın yeri nedir, elçisinin Kur’an anlayışı hakkında Allah neler anlatıyor bizlere, ona bakalım ki, Allah ın elçisinin Kur’an anlayışı apaçık ortaya çıksın.

Ankebut 18: "Eğer yalanlars anız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı. RESULE DE DÜŞEN, AÇIK BİR TEBLİĞDEN BAŞKA ŞEY DEĞİLDİR."(Yaşar Nuri meali)

Ahkaf 9: De ki: Ben peygamber lerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. (Diyanet vakfı meali)

Ahzab 2: RABBİNDEN SANA VAHYOLUNA NA UY. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Diyanet meali)

Yunus 109: (Ey Muhammed!) SANA VAHYOLUNA NA UY VE ALLAH HÜKMÜNÜ VERİNCEYE KADAR SABRET. O, hüküm verenleri n en hayırlısıdır. (Diyanet meali)

Enbiya 45; De ki: “BEN SİZİ ANCAK VAHİY İLE UYARIYORU M.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler. (Diyanet meali)

Hakka 44.45.46: Eğer (Peygamber) BİZE İSNAT EDEREK BAZI SÖZLER UYDURMUŞ OLSAYDI, MUTLAKA ONU KUDRETİMİZLE YAKALARDI K. SONRA DA ONUN ŞAH DAMARINI MUTLAKA KESERDİK. (Diyanet meali)

Enam 48: Biz, ELÇİLERİMİZİ YALNIZCA MÜJDECİ VE UYARICI OLARAK GÖNDERİRİZ. Bu nedenle, iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar ne korkacak ne de üzüleceklerdir. (Muhammed Esed meali)

Enam 19:….. İşte bu Kur’an bana, ONUNLA SİZİ VE ERİŞTİĞİ HERKESİ UYARAYIM DİYE VAHYOLUND U. (Diyanet meali)

Enam 50: …BEN SADECE, BANA GÖNDERİLEN VAHYE UYUYORUM.”  (Diyanet meali)

Ne dersiniz, Allah ın elçisinin Kur’an anlayışı, sizce çok açık anlaşılmıyor mu? BUNCA AYETLERDE N ANLAŞILIYOR Kİ, ALLAH IN ELÇİSİ YALNIZ KUR’AN A UYARDI. Allah ın uyarıları, ikazları bizlere Peygamber imizin Kur’an anlayışını, çok açık bir şekilde anlatıyor. Peygamber imiz benim görevim, aldığım Kur’an vahyini sizlere tebliğ etmektir, asla bunlara kendim hiç bir ilave yapamam diye açıkça bildiriyo r. Bu gerçeklerden sonra, hala peygamber imizin dinde hüküm koyma, ilave yapma yetkisini n olduğunu söylersek, neyi anlamış oluruz biliyor musunuz?

ALLAH IN ELÇİSİNİN KUR’AN ANLAYIŞINI DEĞİL, BİZLERE DAYATILAN HURAFELER E İNANMAKLA, BİRİLERİNİN İSLAM VE KUR’AN ANLAYIŞINI, ALLAH IN ELÇİSİNİN KUR’AN ANLAYIŞI DİYE ANLAMIŞ OLURUZ. Bu da iftiradır ve büyük günahtır.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
2
Moda Bölüm / iç giyim arıyorum
« Son İleti Gönderen: gulbahar 10 Ocak 2018, 15:10:24 »
merhabala r ben iç giyim örnekleri arıyorum genel olarak iç giyim yani gecelikler, külotlu çoraplar filan, örneklere bakabilec eğim bildiğiniz bi yer var mı?
3
İSLAMİ BİLGİLER / Tevbe Suresi 5. Ayet Bizlere Neler Anlatıyor.
« Son İleti Gönderen: halukgta 09 Ocak 2018, 10:44:57 »
Bugünkü makalemin konusu, Tevbe suresi 5. ayet olacaktır. Bu ayette geçen bazı kelimeler, Kur’an ın bütünlüğünde düşünülmeyerek, çok farklı anlamlara çekilmiş ve Allah ın asla söylemesi mümkün olmayan hükümler çıkartılmıştır. Önce ayeti yazalım, daha sonra üzerinde birlikte düşünelim.

Tevbe 5: Haram aylar çıkınca, sizinle savaşan MÜŞRİKLERİ BULDUĞUNUZ YERDE ÖLDÜRÜNÜZ; onları yakalayınız; onları hapsedini z ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyini z. EĞER TÖVBE EDER, NAMAZI DOSDOĞRU KILAR, ZEKÂTI DA VERİRLERSE, ARTIK ONLARI SERBEST BIRAKINIZ . Allah affedendi r; merhamet edendir. (Bayraktar Bayraklı meali)

Ayetin ilk cümlesinde, MÜŞRİKLERİ BULDUĞUNUZ YERDE ÖLDÜRÜN DİYOR. Eğer bu ayetin öncesindeki ayetlerin e bakmaz, bu emri Kur’an bütünlüğünde düşünmezseniz, şöyle bir emrin var olduğunu düşünebilirsiniz. Allah müşrikleri, yani iman etmeyenle ri, nerede bulursanız öldürün diyor anlamı çıkartabilirsiniz. Elbette bu mümkün değildir, hatta Kur’an bunun tam tersini söyler bizlere. Bu ayetin öncesindeki dört ayete baktığınızda, Allah ın elçisiyle savaşmayacakları yönünde anlaşma yaptıkları halde, bu anlaşmayı bozarak, Müslümanlara savaş açan kişilere karşı, Müslümanlarında savunma görevlerini yapmaları adına savaşmalarından bahsedili r. Savaşma yasağı olan Haram aylardan sonra, tekrar savaşın devam edeceği anlatılır. Hatta anlaşmalarını bozmayıp savaşmayanların, bunun dışında tutulmasından bahsedili r, önceki ayetlerde .

Kur’an ın birçok ayetinde, savaşın zorunlu olmadığında, yapılmaması özellikle anlatılır. Peygamber imizin yaptığı bütün savaşlarda zaten kendileri ni savunma amaçlıdır, asla müşrikleri, inanmayan ları Müslüman yapmak adına hiçbir savaş yapılmamıştır. Çünkü Allah bu konuda çok açık bir emir verip şöyle demiştir, Bakara suresi 256. ayette.” DİNDE ZORLAMA YOKTUR. ARTIK DOĞRU, YANLIŞTAN AYRILMIŞTIR” Bu emri alan Allah ın elçisi, sizce savaş yaparak esir aldığı müşrikleri, zorla Müslüman yapmaya çalışır mı?

Bakara suresi 190. ayette, “Sizinle savaşanlara karşı, Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin.” Diye uyarmıştır. Bakara suresi 193. ayette de, SİZİNLE SAVAŞTAN VAZGEÇERLERSE SİZDE VAZGEÇİN, SAVAŞMAYIN DEMİŞTİR.  Çok net anlaşılıyor ki, Müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün emri, sizlere savaş açmış ve sizleri öldürmeye gelen düşmanlarınıza karşı, sizde acımayın onları öldürün demiştir. Bu emrin özellikle verilmesi nin çok önemli bir nedeni vardır. Allah Kur’an da insanın insanı öldürmesini yasaklamıştır. Hatta kısasa kısas emrini yerine getirme konusunda ölüme izin verdiği halde, bunun bağışlanmasının çok daha sevap kazandıracağı bilgisini vermiştir. Eğer savaşta öldürme izni verilmemiş olsaydı Kur’an da, hiçbir Müslüman savaşamaz, insan öldüremez, hatta tüm Müslümanlar esir olurdu.

Şimdide gelelim, Tevbe suresinin devamında ki bölümlere. Savaştığınız müşrikler içinden bir kısmını yakalayıp, hapsedip esir alın diyor. Bundan sonra söylenenler üzerinde lütfen sizlerin dikkatle düşünmenızi rica ediyorum. Diyor ki ayetin devamında, “EĞER TÖVBE EDER, NAMAZI DOSDOĞRU KILAR, ZEKÂTI DA VERİRLERSE, ARTIK ONLARI SERBEST BIRAKINIZ .” Bu ayette geçen SALÂT kelimesin e, bizler eğer direk namaz kılmazlarsa diye tercüme edersek, inanılmaz yanlış bir anlam vermiş oluruz. Yani bu şekliyle salât kelimesin i tercüme eder, açıklama yapmazsak, Allah ın dinde zorlama yoktur hükmüne tamamen ters bir durum ortaya çıkarmış oluruz. O zaman şöyle demiş oluruz, savaşta yakaladığımız esirlere; “MÜSLÜMAN OLMAZSAN SENİ SALIVERME M.”

Böyle bir şeyi söylememiz mümkün değildir. O zaman insanları ikiyüzlülüğe teşvik etmiş oluruz ki, bu anlayış Kur’an ın öğretisine, emirlerin e taban tabana ters düşer. Buradaki tövbe edip, salata katılmaları sözünü, direk namaz olarak almak yerine, salâtın diğer ayetlerde geçen farklı anlamını anlamalıyız. Örnek vermek gerekirse, Müşrikler toplumlar arası bozguncul uğu bir daha yapmayaca klarını ve insanlar arasında yardımlaşmayı, hoşgörüyü ve barışı kabul edip, birbirine destek olacakları sözünü vermeleri şartıyla serbest kalacakla rının söylendiğini, teklif edildiğini anlamalıyız. Devamındaki zekâtı vermeleri sözünden de, yaptıkları bu yanlış, haksız savaşın getirdiği zulüm ve verdikler i zarar karşısında, yaptıklarına karşılık gelecek, onları arındıracak bir fidye vermeleri karşılığında da, salıverilebilecekleri anlatılıyor ayette.

Tabi bu düşünceleri, Kur’an ın hangi ayetlerin den yola çıkarak söylediğime gelirce. Muhammed suresi 4. ayetinde esirler ile ilgili iki kıstas getiriyor Allah ve bakın ne diyor. “SAVAŞ SONA ERDİĞİNDE, YA BİR LÜTUF OLARAK KARŞILIKSIZ SALIVERİN, YA DA FİDYE ALARAK SALIVERİNİZ” Demek ki esirlerin sürekli bekletilm esine Allah kesinlikl e karşı. Ya kendiniz bırakın, ya da fidye karşılığı bırakın diyor. Hatırlayınız Allah elçisine ne diyordu, bu konuyla ilgili hatırlayalım.” YERYÜZÜNDE DÜŞMANI TAMAMIYLA SİNDİRİP HÂKİM DURUMA GELMEDİKÇE, HİÇBİR PEYGAMBER E ESİR ALMAK YAKIŞMAZ. “ Buradan da anlıyoruz ki, savaşta alınan esirlerin sürekli esir olarak tutulması, hatta söylendiği gibi olmayıp, yani onları köle olarak tutulmasına Allah, asla izin vermiyor. Çünkü Kur’an köleliği kaldırmaya çalışıyor. HELE HELE ZORLA MÜSLÜMAN YAPIP, BAKIN MÜSLÜMAN OLURSANIZ SİZİ ESİRLİKTEN AZAT EDERİZ DENMESİ, ASLA MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Tevbe suresi 5. ayetin devamında bahsedile n ayet, aslında bu konuda çok net bir açıklama yapıyor. Ayeti yazdığımızda, konuyu daha açık anlayacak sınız.

Tevbe 6: MÜŞRİKLERDEN BİRİ SENDEN GÜVENCE İSTERSE, ALLAH'IN KELÂMINI ANLAMASI İÇİN ONA FIRSAT VER; SONRA YİNE MÜSLÜMAN OLMAZSA, ONU GÜVEN İÇİNDE BULUNACAĞI BİR YERE ULAŞTIR. İşte bu müsamaha, onların bilmeyen bir kavim olmalarından dolayıdır. (Bayraktar Bayraklı meali)

Bizler ne yazık ki ayetleri, kendi nefisleri mizin yön verdiği, rivayetle rin etkisinde anlamaya çalışıyoruz. Hâlbuki Allah tüm ayetlerin i, bizzat Kur’an ın içinde açıkladığını, her şeyden nice örnekler verdiğini, bunun nedenini de açıklarken, başkasına kulluk yapmayasınız, muhtaç olmayasınız diye böyle yaptık, dediğini açıkça görüyoruz. Tabi gözlerde perde yoksa gönüller mühürlenmemişse, bu gerçekleri görebiliriz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/






4
İSLAMİ BİLGİLER / Ey Müslüman Uyan Kulak Ver Dinle, Yanlış Yoldasın.
« Son İleti Gönderen: halukgta 28 Aralık 2017, 18:45:28 »
EY MÜSLÜMAN! UYAN KULAK VER, DİNLE…..

Allah şöyle dedi; Ey kullarım, gönderdiğim kitap size yetmedi mi?
Cevap verdi kulları, YA ATALARIMI ZIN İNANCI NE OLACAK.
Yaradan seslendi. Benden başka veli edinmeyin yolunuzu bulamazsınız.
Cevap verdi kulları, BENİ DOĞRU YOLA İLETECEK VELİM VAR.

Allah dedi ki; Yemin olsun ki bu kitabı sizler için kolaylaştırdım.
Kulları cevap verdi; KOLAYDA NE KADAR KOLAY. KUR’AN I HERKES ANLAYAMAZ .
Allah kullarına; Ey kullarım, gönderdiğim ayetlerim in üzerinde düşünün, aklınızı kullanın.
Kulları cevap verdi; AKILLA KUR’AN ANLAŞILMAZ.

Allah şöyle dedi; Ey kullarım gönderdiğim kitabı, anlayasınız diye iyice açıkladım.
Kulları cevap verdi. HİÇ DE ÖYLE GÖRÜLMÜYOR, NAMAZIN KAÇ REKÂT OLDUĞU BİLE YOK.
Yaradan ben elçime, senin görevin yalnız tebliğ etmektir, davet etmektir dedim.
Kulları cevap verdi. PEYGAMBERİMİZİ POSTACI DİYE Mİ GÖNDERDİN.

Ey kullarım dedi Rabbimiz, bağışlamak, şefaat yalnız bana aittir.
Kulları cevap verdi. ŞEFAAT YA RESUL ALLAH.
Allah kullarını uyardı, sakın dinde bölünenler gibi olmayın.
Kulları cevap verdi. BÖLÜNMEKTE BEREKET, ZENGİNLİK VARDIR.

Allah kullarına, din adına yol gösterici olarak, size Kur’an yeter dedi.
Kulları cevap verdi. YALNIZ KUR’AN İLE DİN YAŞANMAZ. KUR’AN DA HER BİLGİ YOKTUR.
Yaradan; Ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem dedi.
Kulları cevap verdi. ALLAH IN ELÇİSİNİN DE, DİNDE HÜKÜM KOYMA YETKİSİ VARDIR.

Ey kullarım, sizlere Kur’an da saydıklarımın dışında, sakın haramlar edinmeyin .
Kulları cevap verdi, ALLAH IN ELÇİNİN DE HARAM KOYMA YETKİSİ VARDIR.
Kullarım sakın unutmayın, sizleri yalnız Kur’an dan hesaba çekeceğim.
Kulları cevap verdi. RİVAYET HADİSLERDEN DE SORUMLUYU Z.

Dert edinsem tüm bunları, hatırlatmasam yapılan yanlışları, gönlüm razı gelmez.
Dinsiz, peygamber düşmanı deseler de, dönmem yolumdan.
BEN ALMIŞIM BAYRAĞI HER MÜSLÜMAN GİBİ, MUHAMMED KULUNDAN.
Kardeşlerimi Uyarmak İçin Kur’an Nurundan.

Dert edinmem hakaretle ri, bilirim sonunda gelecek ödülü.
Sarıldın mı FURKANA, huzur verir insana.
GELİN DOSTLAR BİR OLALIM, BOŞ SÖZLERİ BIRAKIP KUR’AN A SARILALIM .
İşte o zaman Allah ın yardımını, yanımızda bulalım.

Duayla geçti ömrümüz, Kur’an ı hayata geçiremedik.
HEP ALLAH DAN İSTEDİK, AMA HİÇ ONU DİNLEMEDİK.
Ömrümüz geçti, geldik son günlere, hazır mıyız hesabı vermeye.
Müslüman’ız dedik, ama Allah ne söylediyse tersini yaptık.

SANKİ DOĞRU YAPMIŞ GİBİ, YARDIM İSTEĞİNDE BULUNDUK.
ALLAH CEVAP VERDİ, NE YAPTIN Kİ NE İSTERSİN.
SEN İSTEMEDEN VERDİN Mİ Kİ BENDEN BEKLEYESİN.
NE YAPTIYSAN BENDEN, ONUN KARŞILIĞINI GÖRECEKSİN.


Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/

5
İSLAMİ BİLGİLER / Tağut un Peşi Sıra Gidenlerden Olmak İstemiyorsak.
« Son İleti Gönderen: halukgta 20 Aralık 2017, 11:36:04 »

Bizler İslam ı öyle sorgusuzc a yaşıyoruz ki, biraz durup düşünme gereği bile duymuyoru z. Acaba yanlış yolda mıyız diyen, Allah ın bizleri sorumlu tutacağına hükmettiği Kur’an a bakan, inancını sorgulaya n ne yazık ki çok az. Allah Kur’an da bazı kelimeler i bizlerin dikkatini çekmek ve uyarmak için itinayla kullanır. Bu yazımda da, Allah ın bizlerin dikkatini çektiği ve düşünmemizi istediği bir kelime kullanıyor TAĞUT. Bu kelimenın geçtiği bir ayeti hatırlayalım önce.

Bakara 256: Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O HÂLDE, KİM TÂĞÛTU TANIMAYIP ALLAH’A İNANIRSA, KOPMAK BİLMEYEN SAPASAĞLAM BİR KULPA YAPIŞMIŞTIR. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. (Diyanet meali)

Rabbimiz çok açık şunu söylüyor, doğruluk yani HAK olan, sapkınlıktan yanlış sözlerden, batıldan ayrılmıştır. Eğer Kur’an ile yetinmezs ek, Kur’an ın sınırlarını aşarsak, inandığımız bilgileri n hak mı, yoksa sapkınlıklımı, batıl mı olduğunu asla bilemeyiz, lütfen bunu unutmayalım. Dikkat ettiyseni z Allah, bazı kişilerden bahsediyo r ve diyor ki, kim TAGUTU tanımayıp onun sözlerine inanmayıp, Allah a onun indirdiği kitaba inanırsa, sapasağlam bir kulpa yapışmış demektir diyor. Peki, kim bu TAGUT. İnsanların ilah diye kabul ettikleri tanrılar mı, yoksa onlarda yaratılmış bizler gibi beşer mi? Burası çok önemli. Bunu bilelim ki, bizlerde aynı hataları yapmayalım. Önce TAGUT ne anlama geliyor ona bakalım.

“TAGUT KELİME ANLAMI OLARAK, ALLAH IN KOYDUĞU SINIRLARI AŞAN, ALLAH IN BİR KISIM KANUNLARI NA MUHALİF DAVRANAN, ONLARIN YERİNE GEÇECEK HÜKÜMLER İCAT EDENLERE DENİR.”

Buradan şunu anlıyoruz. Tağut bizler gibi yaratılmış insanlar. Bunlar Allah ın indirdiği kitapların dışına toplumları yönlendiriyor, Allah ın koyduğu sınırları aşarak, Allah ın hükümlerinin tam tersini, sanki en doğrusu buymuş gibi topluma anlatan ve Allah asla hüküm vermediği halde, dinde hükümler icat edenlere Allah, TAĞUT diyor. Cahiliye toplumunu n en büyük yanlışını Allah, bizlere örnek veriyor ders alalım, aynı hataya düşmeyelim diye.

Ne dersiniz, siz TAĞUT kelimesin in ne anlama geldiğini anladıktan sonra, aklınıza çok şeyler geldi değil mi? Hatırlayınız Kur’an da Allah bizleri nasıl uyarıyordu, biz kitapta her şeyden nice örnekleri anlayasınız diye verdik, sakın Kur’an ın sınırlarını aşmayın kâfirlerden olursunuz . Yalnız Kur’an ın ipine, kulpuna yapışın. Sakın emin olmadığınız bilgileri n ardına düşmeyin. Veliler edinip ardı sıra gitmeyin, çünkü güvenilecek yardım isteyecek veliniz yalnız benim. Hüküm vermek Allah a mahsustur, Allah hükmüne hiç kimseyi ortak etmez. Biz kitapta hiçbir eksik bırakmadık. Şefaat tümden Allah a aittir. Buna benzer yüzlerde ayeti örnek verebilir iz.

Tüm bunca açık ayetler dururken, bizlere Allah ın bu sınırlarını aşmamızı sağlayan, Allah ın emirlerin in tam tersini, Allah katındandır diye anlatanla r, Allah ın hüküm vermediği konularda hükümler icat ederek, dini zorlaştıran kişiler ne diyorlar bu konularda hatırlayalım.

“KUR’AN ÖZET BİLGİLER İÇERİR, DİN ADINA HER KONU KUR’AN DA YOKTUR, YALNIZ KUR’AN İLE İSLAM YAŞANMAZ”. Buna inan bir insan, Kur’an ın sınırlarını tanımaz bir inancın içinde bulur kendisini . Allah Kur’an ın ipine sarılın, sakın emin olmadığınız bilginin ardına düşmeyin dediği halde, tam tersini söyleyenlere inanırsak, Kur’an tanımaz oluruz. Hüküm vermek Allah a mahsustur dediği halde Allah, dinde peygamber lerin, din ulemaların, şeyhlerin dini konularda söz sahibi olduğuna inanırsak, TAGUTUN esiri olmuş oluruz, lütfen bu gerçeği unutmayalım.

Bizler ne yazık ki İslam ı yaşarken, Kur’an ın ışığında inancımızı yaşamıyoruz. Öyle TAĞUTLAR edindik ki, bu kişilerin bizlere mahşer günü ŞEFAAT edeceğine inanıyoruz. Allah tam tersini söylediği halde, bu yanlışı göz göre göre yapıyoruz. Bunu yapanlara Allah, şeytanın esiri olanlar diyor. Ayette dikkat ettiyseni z tağutun sözlerine değil, Allah ın sözlerine yani Kur’an a uyanlar sağlam bir kulpa sarılmışlardır diyor. Bizler hala Kur’an ı yeterli görmeyip, hangi bilgileri n peşi sıra gidiyoruz lütfen iyi düşünelim.

Lütfen unutmayalım. Allah ın hükümlerinin tam tersine inanan, Allah ın ayetlerin i göz ardı edenler, Allah a kulluk etmeyen, TAGUTA kul olanlardır diyor Allah. Kur’an zina yapan kadın ya da erkeğin cezasını açıkça söylediği halde, eğer hala zinanın cezasının Kur’an da asla bahsedilm eyen, RECM cezasıdır diyenler,  UNUTMASIN LAR TAGUTA KUL OLANLARDI R. Bakın Allah ne diyor.

 Zümer 17–18: Tâğut'a kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere müjde vardır. (Ey Muhammed!) DİNLEYİP DE SÖZÜN EN GÜZELİNE UYAN KULLARIMI MÜJDELE. İşte Allah'ın doğru yola ilettiği kimseler onlardır. Gerçek akıl sahipleri de onlardır.(Diyanet vakfı meal) 

Tağuta kul olmanın manası, onun sözlerine şüphe duymadan inanıp, kabul ederek ardı sıra gitmektir . Veliler, şeyhler, efendiler edinmeden onlara kul köle olmadan, yalnız Allah ın sözlerine inanıp, Allah ın kulu olup, yalnız Allah ın kitabına iman edenler, onun hükümleri ile inancını yaşayanlara Allah, müjde ver onlara diyor. Çünkü böyle kullarım, sözün en güzelini dinler, en doğrunun peşi sıra giderler diyor. Peki, sözün en doğrusunu kim söylerdi? Tabiî ki yanılmayan yalnız Allah. Ne diyor ve uyarıyordu bizleri hatırlayalım.

Söz bakımından Allah'tan daha doğru kim vardır! (Nisa 87)

Allah'tan ve O'nun ayetlerin den sonra hangi söze inanacakl ar? (casiye 6)

Söyleyecek çok şey var, ama toplum olarak Kur’an dan öyle uzaklaştık ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyor uz. Mahşer günü şaşırmışların safında olmak istemiyor sak, gelin en sağlam kulp olan Kur’an a, sıkı sıkıya sarılalım ve Allah ın müjde veren kulları arasında olalım. Aklını kullanabi lene, batıldan uzaklaşabilene ne mutlu.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/



6
İSLAMİ BİLGİLER / FACEBOOK U KINIYORUM.
« Son İleti Gönderen: halukgta 19 Aralık 2017, 16:08:09 »
Facebook u kınıyorum. Fikir ve inançlarımı özgürce yazmamı engelleye rek, gerçek İslam ın tebliğine mani olmuştur. Facebook genel merkezini göreve davet ediyorum.

Facebook, hiç kimseye ve inancına saygısızlık yapmadığım halde, fikir ve inanç özgürlüğüne darbe vurmuştur. Birilerin in güdümünde araştırmadan kararlar vererek, üyelerini cezalandırarak, benim iki kez kur an ve gerçek İslam a davet eden yazılarımı, site yöneticilerinin şikayeti olmadığı halde, diğer sitelerde, bloklarda yazılarımı yayımlamamı geçici süre engellemiştir.

Böylece batıldan uzak, Kur’an a davetin önünü kesmişlerdir. Telefonla itirazlarıma ne yazık ki bir cevap alamadım. Bende ferdi olarak topluma şikâyetimi bildiriyo rum ve kınıyorum.

Allah ı inkâr eden yazılara bile ses çıkarmayan fecebook, Kur’an gerçeklerine davet eden yazılarımı başka sitelerde geçici olsa da yasaklama sı düşündürücüdür. Facebook un bu davranışını kınıyor, bu davranışlarından gerçekleri araştırarak vazgeçmelerini unut ediyorum.

Kur’an ın tebliğini hiç kimse engelleye mez.

Saygılarımla
Haluk Gümüştabak

7
Maide suresi 21. ayet örnek gösterilerek, Yahudiler in yaşadığı toprakların, hatta daha fazlasını Allah Yahudiler e verdiğini iddia edenler vardır.  Gerçekten bahsettik leri ayet, bu toprakların sahipleri nin Yahudiler olduğunu mu söylüyor, yoksa ayette bahsedile n, çok dikkat çekici ibretler mi var. Gelin bu ayetin öncesi ve sonrasında ki ayetlere bakarak, aslında bu ayetlerde neler anlatılıyor, bizler bu ayetlerde n nasıl dersler almalıyız, onu anlamaya çalışalım. Önce ayeti yazalım.

Maide 21: “Ey kavmim! Allah'ın size yazdığı mukaddes toprağa giriniz ve ARKANIZA DÖNMEYİNİZ, YOKSA KAYBEDERE K DÖNMÜŞ OLURSUNUZ .” (Bayraktar Bayraklı meali)

Bu ayetin bizlere, ne anlatmaya çalıştığını anlayabil memiz için, bir önceki ayete önce bakalım, daha sonrada devamındaki ayetlerde n, bu topraklar a neden ve ne amaçla Yahudiler in girmeleri nin istendiğini anlamaya çalışalım. Bu kıssadan çok önemli dersler var bizlere, ama anlayana anlamak isteyene.

Maide 20: Bir zamanlar Musa, kavmine, “Ey kavmim!” demişti, “Allah'ın size bahşettiği nimetleri hatırlayınız; zira O, içinizden peygamber çıkardı ve sizi hükümdarlar kıldı. Dünyada başka hiç kimseye vermediğini size verdi.” (Bayraktar Bayraklı meali)

Demek ki Hz. Musa kavmine sesleniyo r ve diyor ki, Allah beni elçi olarak sizlere gönderdi ve sizlere vaat ettikleri ni yerine getirip, daha önceki toplumlar a yapmadığı kadar, sizlere yardımda bulundu diyor. Maide 21. ayetinde de, Allah sizlere zulüm edenlerde n kurtarmak için, mukaddes yani bereketli, güzel, sevilen, övülen bir bölgeye girmenızi istiyor diyor. Daha sonrada çok dikkat çekici bir şeyler söylüyor Allah. “ARKANIZA DÖNMEYİNİZ, YOKSA KAYBEDERE K DÖNMÜŞ OLURSUNUZ” DEMEK Kİ ALLAH BU BÖLGEYİ YAHUDİLERE TAHSİS ETMİYOR, onları zalimlerd en kurtarmak için yardım ediyor ama uyarıyor ve diyor ki, sakın geri dönmeyin yani kaçıp gitmeyin mücadele edin.  Ayetin devamına bakalım şimdide.

Maide 22: Onlar şu cevabı verdiler: “Ey Musa! ORADA ZORBA BİR HALK VAR; ONLAR ORADAN ÇIKMADIKÇA BİZ ORAYA ASLA GİRMEYECEĞİZ. Eğer oradan çıkarlarsa biz de hemen gireriz.” (Bayraktar Bayraklı meali)

Yahudiler, Allah ın emri olan bir tebliğe karşı, bakın elçilerine nasıl bir cevap veriyorla r. Allah ın gitmeleri ni istediği bölgede, zorba bir halk var, onlar oradan çıkmadıkça asla oraya gitmeyeceğiz diyorlar. Hâlbuki Allah, bu bölgeye Yahudiler i özellikle gönderiyor ve bu toplumu sınıyor, imtihanda n geçiriyor. Ama Yahudiler zora gelemeyec eklerini, savaşmak niyetinde olmadıklarını açıkça söylüyorlar ve Allah ın emrini yerine getirmeme k için ısrar ediyorlar . BÖYLECE MAİDE 21. AYETE ALLAH IN HÜKMÜ GERÇEKLEŞİYOR VE KAYBEDENL ERDEN OLUYORLAR . Şimdide devamındaki ayete bakalım.

Maide 23: Korkanların içinden, ALLAH'IN KENDİLERİNE LÜTUFTA BULUNDUĞU İKİ KİŞİ ŞÖYLE DEDİ: “Onların üzerine kapıdan giriniz; oraya bir girdiniz mi artık siz zaferi kazanmışsınızdır. EĞER MÜMİNLER İSENİZ SADECE ALLAH'A GÜVENİNİZ.” (Bayraktar Bayraklı meali)

Bu ayeti okuduğumuzda, Allah ın Yahudi toplumunu bu bölgeye neden gönderdiğini çok daha iyi anlıyoruz. Allah Yahudiler i imtihan ediyor ve diyor ki, TOPRAKLAR INIZ İÇİN SAVAŞIN. İçlerinden iki kişiye lütufta bulunan, yani onlar aracılığıyla diğerlerini teşvik ederek, gerçekleri görmelerini sağlayarak, çok önemli bir şey anlatmaya çalışıyor Allah. BEN SİZİN YANINIZDA YIM, ZAFER SİZİN OLACAKTIR diyor, teşvik ediyor. Acaba Yahudi toplumu elçisinin ve Allah ın isteğine karşılık bu çabalardan sonra ne diyorlar, şimdide ona bakalım ve bu toplumun günümüzdeki yanlış tuttum ve davranışlarının, asilikler inin, kendileri nden başka kimseyi düşünmez tavırlarının, nerelerde n günümüze geldiğini daha iyi anlayalım.

Maide 24: “Ey Musa! Onlar orada bulunduğu müddetçe, biz oraya asla girmeyeceğiz; ŞU HALDE SEN VE RABBİN GİDİNİZ SAVAŞINIZ; biz burada oturacağız” dediler. (Bayraktar Bayraklı meali)

Yahudi toplumu, Allah ın uyarı ve yardımlarına rağmen, bakın nasıl küstahça cevap veriyorla r. BİZ BU TOPLULUK ORADA OLDUĞU SÜRECE SAVAŞMAYACAĞIZ. İSTİYORSANIZ, SEN VE RABBİN GİT SAVAŞ, DİYE CEVAP VERİYORLAR.  İşte Yahudiler böyle bir toplum. Sizce böyle bir topluma Allah, mukaddes yani bolluk ve bereketli bir yeri vaat ederde, bu bölge sizin olsun der mi? Asla demez, dememişte zaten.

Kur’an da birçok örnek vardır, Allah gönderdiği elçisini korumak ve kollamak ona inananlar a yardım etmek adına, birçok destek, moral verecek ayetler indirmiştir. Müslümanlar asla böyle bir saygısızlık yapmamış ve Peygamber imizin yanında olmuşlardır. Hiçbir Müslüman, Allah ın emrini yerine getirmeme k için direnmemiş, ellerinde n geleni yapmışlardır. İşte onlarla aramızdaki fark.

Tüm bu ayetlerde n şunu anlıyoruz. Allah bizlerden kendi geleceğimizi, kendi ellerimiz le oluşturmamızı istiyor, hazırlayıp kendisi asla vermiyor. Buna benzer örnekleri, Peygamber imizin savaşlarında da görüyoruz. İşte bu bizlerin imtihanıdır, bunu lütfen unutmayalım. Hz. Musa ve toplumu arasında geçen bu konuşmalardan sonra, Hz Musa Yaradan a karşı mahcup, zor durumda kalmış, görevini yerine getiremem enın üzüntüsünde, bakın Allah a nasıl yalvarıyor ve ne istiyor.

Maide 25–26: Musa, “Rabbim! BEN KENDİMDEN VE KARDEŞİMDEN BAŞKASINA HÂKİM OLAMIYORU M; BİZİMLE BU YOLDAN ÇIKMIŞ TOPLUMUN ARASINI AYIR” DİYE YALVARDI. Allah, “Öyle ise orası, onlara kırk yıl yasaklanmıştır. YERYÜZÜNDE ŞAŞKIN ŞAŞKIN DOLAŞACAKLAR. Artık sen fâsık/yoldan çıkmış toplum için üzülme” dedi. (Bayraktar Bayraklı meali)

Bu ayet, bu örnek bizlere ibret olmalıdır. Allah bu toplumdan bahsederk en, onlar fasık yani yoldan sapmış toplumlar dır diyor. Böyle topluma Allah, herhangi vaatte bulurda ödüllendirir mi? Allah ın lanetlediği, cezalandırdığı bu toplum, atalarının zalimlikl erinden ne yazık ki farklı şeyler yapmıyorlar bugün. Toprakları için savaştan kaçanlar, Allah ın yardım edeceğim sözlerine güvenmeyip, Allah ın elçisini mahcup edenler, bugün silahlanmış arkalarına adaletten uzak Amerika yı da alarak, güçsüz ve masum insanları adaletsiz ce, haksızca, zulümle topraklarından sürmeye, el koymaya çalışıyorlar.

Unutmayınız lütfen, Allah onları isyanlarından dolayı cezalandırmış ve vatansız olarak bu dünyada şaşkın şaşkın yani, sersem sersem olarak dünyaya yayılmış yaşamaya mahkûm etmiştir. Ayette kırk yıl cezalandırıldığı yazıyor. Evet, Allah bir suça karşı dengi ceza verir, ebedi vermez. AMA TAKİP EDER, SOYUNDAN GELENLER, AYNI HATALARI YAPIYORLA RSA, CEZA BU YANLIŞLARDAN VAZGEÇENE KADAR UZATILIR DEVAM EDER. Yahudiler in genel çoğunluğu, ne yazık ki atalarının hatalarını devam ettiriyor lar. Hatta Allah ın kitabından uzaklaşarak, öyle bir inanç yarattılar ki kendileri ne, kendi toplumlarından başka milletler i, kendileri için yaratıldığına ve diğer toplumların kendileri ne hizmet etmeleri gerektiğine inanıyorlar. Yani kendileri ni üstün bir ırk kabul ediyorlar . Karşısındaki insanlara da asla acıma duyguları yok. Böyle bir inanç Allah ın emri olabilir mi? Yahudiler onun içindir ki, hiçbir zaman huzurlu ve mutlu bir yaşam süremeyeceklerdir. ALLAH IN LANETİ VE CEZASI DA ÜZERLERİNDEN, BU ZULMÜ YAPTIKLAR I SÜRECE KALKMAYAC AKTIR. Ne yaparsan, onu bulursun.

Biz Müslümanlar, gerçeklerin arayışında olmadığımız sürece, bu zalimlere gereken dersi vermemiz mümkün olmayacak tır. İçimize girmiş Yahudi fitnesini, inançlarını gelin içimizden Kur’an ile söküp atalım. İnanın bunu yapamadığımız sürece, Allah ın yardımını yanımızda bulamayız. Allah ın arı, duru dinine batıl ve hurafe karıştırmayalım. Allah ın dinde sakın bölünmeyin emrini, gelin hayata geçirelim ve tek yumruk olalım. İşte o zaman bizler adaletsiz lere, zalimlere gereken dersi el birliğiyle verebilir iz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
8
Videolu hikayeler / Ynt: Atatürk 135 Yaşında - Görüntülü Ve Sesli Şiir
« Son İleti Gönderen: Serdar102 09 Aralık 2017, 23:44:49 »

ATATÜRK 135 YAŞINDA

9
Videolu hikayeler / Atatürk 135 Yaşında - Görüntülü Ve Sesli Şiir
« Son İleti Gönderen: Serdar102 09 Aralık 2017, 11:06:22 »

Atatürk 135 Yaşında

Yazan Ve Okuyan: Serdar Yıldırım


https://www.facebook.com/ayla.guleryildirim/videos/974156289391842/?id=100000848112519




ATATÜRK 135 YAŞINDA

135 Yaşında bir güçlü, dev Türk.
O'nun adı Mustafa Kemal Atatürk.

1881 yılında doğdu.
Tam 24 yaşında yüzbaşı oldu.

31 Mart Ayaklanma sı'nda vardı.
Hareket Ordusu Kurmay Başkanı oldu.

Osmanlı İmparatorluğu çökmüştü.
Fethedile n ülkeler elden gitmişti.

Sonunda Anadolu'ya düşman dolmuştu.
İnsanlar çaresiz, ümit yok olmuştu.

Karanlıkta ışık belirdi, uzakta.
Vapurla geldi, ayak bastı Samsun'da.

Cumhuriye tin sınırlarını çizdi.
Düşmanları şöyle bir hizaya dizdi.

Savaş, dedi, düşmanlar, savaş isteriz.
Dedi Mustafa Kemal , savaştan kaçmam.

Ordu yoktu, ordu kurdu, silah buldu.
Cephede ön safta kendine yer buldu.

Kana kan, dişe diş düşmanla savaştı.
Aman vermedi düşmana onu yendi.

Düşman üzgündü, Kemal geçilmez, dedi.
Umutsuz postu Çanakkale'ye serdi.

Sonra Yunan İzmir'e çıkartma yaptı.
İlerledi, ortalığı yakıp yıktı.

Mustafa Kemal orduyu geri çekti.
Sakarya Irmağı bağlantıyı kesti.

Bir buçuk yıl askere savaş öğretti.
Her asker bir Mustafa Kemal olmuştu.

Mustafa Kemallerl e dolu bir ordu.
Düşmana kaç paralıksın diye sordu.

Tuttu, aldı, vurdu, yerden yere vurdu.
Zaman saatini Cumhuriye t kurdu.

Ey güzel Cumhuriye t, sen ne güzelsin.
Özgürlük denizinde mutlu yüzersin.

10
İSLAMİ BİLGİLER / Kudüs Ve Mescid-i Aksa Konusundaki Gerçekler.
« Son İleti Gönderen: halukgta 08 Aralık 2017, 19:32:26 »

İslam a öyle yanlış inançlar girmiş ki, bizler bunu araştırma ve Kur’an ile sorgulama gereği hiç duymuyoru z. Hurafe ve batıl inançların neredeyse hepsi, Yahudi kaynaklıdır. Bu makalemin konusu KUDÜS, biz Müslümanlar için kutsal mıdır, ya da KUDÜS ün bizlerin inancında, çok önemli bir yerimi vardır? Kudüs ile bizlerin bağı nedir? Gelin bu konu üzerinde birlikte düşünelim, tabi hakemimiz, delilimiz yalnız Kur’an olsun.

BİZLER İÇİN KUDÜS ÜN ÖNEMLİ OLUŞUNUN NEDENİ, BU BÖLGEDE YAŞAYAN FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİN TOPRAKLAR ININ, YAHUDİLER TARAFINDA N İŞKÂL EDİLİP GADDARCA, ZALİMCE YOK EDİLMEYE ÇALIŞILAN, MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZİN OLDUĞU GERÇEĞİDİR. Bildiğiniz gibi KUDÜS Yahudiler, Müslümanlar ve Hıristiyanlar için çok önemli bir yer olduğu söylenir ve bu konuda birçok rivayetle r anlatılır. Gerçekten biz Müslümanlar için, Mescidi Haram gibi çok önemli midir KUDÜS?

Kudüs ün, biz Müslümanların ilk kıblesi olduğu söylenir ve bunun içinde önemli olduğu anlatılır. Gerçekten böyle bir bilgi Kur’an da var mıdır? Şöyle anlatılır, Müslümanlar namazlarını ilk önceleri Mescidi Aksaya dönerek kılarlardı, daha sonra Bakara 144. ayet indirildi ve namazlar Mescidi Harama dönerek kılınmaya başlandı diye, rivayet hadislerl e ayet anlatılır. Ayet gerçekten namazlarınızı, bundan sonra Mescidi Harama dönerek kılın mı diyor? Gelin önce ayete bakalım, anlamaya çalışalım.

Bakara 144: Biz, yüzünü göğe doğru çevirdiğini görüyoruz. İşte şimdi, SENİ MEMNUN OLACAĞIN BİR KIBLEYE DÖNDÜRÜYORUZ. ARTIK YÜZÜNÜ MESCİD-İ HARÂM'A DOĞRU ÇEVİR. Siz de hepiniz, nerede olursanız olunuz, yüzlerinizi o tarafa doğru çeviriniz. Şüphesiz KİTAP EHLİ, PEYGAMBERİN, RABLERİNDEN GELEN GERÇEK OLDUĞUNU ÇOK İYİ BİLİR. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir. (Bayraktar Bayraklı meali)

DİKKAT ETTİYSENİZ AYETTE, TEK KELİME BİLE SALÂT/YANİ NAMAZ KELİMESİ GEÇMİYOR. KUR’AN IN HİÇBİR AYETİNDE, DAHA ÖNCE MESCİDİ AKSA YA DÖNEREK NAMAZ KILINIYOR DU, ONU DEĞİŞTİRDİM, NESH ETTİM, ARTIK MESCİD-İ HARAMA DÖNEREK NAMAZ KILIN DİYE BİR EMİR GÖREMEZSİNİZ. Peki, bu ayette ne anlatılıyor, artık yüzünüzü Mescidi harama dönün derken ne kast ediliyor? Gelin şimdide onu anlamaya çalışalım.

Peygamber imiz bildiğiniz gibi ÜMMİYDİ, yani hiçbir Ehli kitaba tabi değildi, ama gerçeklerin arayışı içindeydi. Yoldan çıkmış Kitap ehline bakarak, Allah ın böyle bir dini olamaz diye, sürekli yüzünü gökyüzüne çevirip, Allah a dua ettiğini anlıyoruz ayetten. Allah, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz derken, burada kıble kelimesi EN DOĞRU YOL ANLAMINDA, yani seni memnun olacağın bir inanca yönlendiriyoruz diyor. ARTIK YÜZÜNÜ MESCİDİ HARAM A DOĞRU ÇEVİR DERKEN, LÜTFEN DİKKAT BURADA NAMAZ KILARKEN DEMİYOR, İMAN VE İNANÇ ADINA YÜZÜNÜ İBRAHİM İ DİNİN MERKEZİ VE SEMBOLÜ OLAN MESCİDİ HARAM A YANİ İSLAM A DÖN DİYOR. Devamında da Allah bizleri kast ederek, sizlerde hangi inancın takipçisi olursa olun, hepiniz İbrahim in arı, duru dinine İSLAM A yüzlerinizi çevirin diyor.

BAKIN NAMAZDAN/SALÂTTAN BAHSEDİLİYOR MU? BAZI MEALLERDE, SANKİ HÂŞÂ ALLAH SÖYLEMEYİ UNUTMUŞÇASINA, PARANTEZ İÇİNDE NAMAZ KILARKEN DÖNÜN, DİYE İLAVE EDİYORLAR. Ayetin sonunda kitap ehlinin, elçilerine gönderdiği gerçekleri çok iyi bilirler diyor. Yani kitap ehli İbrahim in inancını çok iyi bilir diyor. Bakın Burada namazlarınızda, daha önce Mescidi Aksaya dönüyordunuz, artık bu ayetle Mescidi Harama dönerek namazlarınızı kılın emri var mı? Kesinlikl e yok, Kur’an ın hiçbir ayetinde de göremezsiniz, ama Kur’an ın hiç bahsetmed iği rivayetle re inanmakta bir sakınca görmüyoruz. Hurafe ve batıl inançlar, işte böyle ayetlere ilave edilmeye çalışılıyor.

Allah namaz kılarken, bizlerin Kur’an da herhangi yöne dönerek, namaz kılmamızı asla istememiştir. Allah daha önce verdiği emri değiştirmiş olsaydı, bunu bizlere açıklar ve izah ederdi. Rivayetle rde, peygamber imizin, ehli kitabın namaz kılarken döndüğü bölgeye dönmek istemediği ve Allah ın elçisinin isteği doğrultusunda bunu değiştirdiği anlatılır. Buna nasıl inanırız, anlamak mümkün değil. Kur’an Bakara suresi 115. ayette bakın ne söyler bizlere. “DOĞU DA BATI DA ALLAH'INDIR, NEREYE DÖNERSENİZ ALLAH'IN YÖNÜ ORASIDIR. “

Gelelim Mescidi Aksa konusuna. İsra suresi 1. ayet örnek gösterilerek, bu ayetin devamında Peygamber imiz KÜDÜS ten MİRACA çıkmıştır diye inanılır. Her ne hikmetse bahsettik leri ayet Kur’an da geçiyor da, neden devamı yani MİRAÇ Kur’an da geçmiyor diye, hiç kimse sorma gereği duymuyor. Allah Kur’an ın sınırlarını aşmayın, kâfirlerden olursunuz demesine rağmen, nedense Allah ın uyarısını hiç dikkate almıyoruz ve Kur’an ın özüne tamamen ters düşen MİRAÇ konusunu, sorgulama dan kabul edip iman ediyoruz. İsra suresi 1. ayeti yazalım, üzerinde birlikte düşünelim.

İsra 1: Kendisine ayetlerim izden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece MESCİD-İ HARAM’DAN ÇEVRESİNİ BEREKETLE NDİRDİĞİMİZ MESCİD-İ AKSA’YA GÖTÜREN Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. (Diyanet meali)

Bu ayet örnek gösterilip, Allah ın elçisinin buradan sonra, MİRACA çıktığı rivayet edilir. Tabi Kur’an da asla geçmez, tek bir örneği dahi verilmez. Ama bizlerin rivayetle re karşı coşkun sevgimizd en olsa gerek, buna inanmışız. Tabi söylenenleri sorgulama dan. İLGİNÇTİR, BUGÜN KUDÜSTE Kİ, MESCİD-İ AKSA ADIYLA GEÇEN MESCİDİN, KUR’AN DA GEÇEN MESCİT OLDUĞUNA İNANILIR. BUNUN OLMASININ MÜMKÜN OLMADIĞINI, KÜÇÜK BİR ARAŞTIRMAYLA ANLAYABİLİRSİNİZ. BU MESCİT PEYGAMBERİMİZİN VEFATINDA N, YILLAR SONRA YAPILMIŞ, ÖZELLİKLE KUR’AN DA GEÇEN İSİM MAKSATLI OLARAK VERİLMİŞTİR.

AYETTE GEÇEN MESCİD-İ AKSA, BİR YERİN, MESCİDİN İSMİ DEĞİLDİR. BU KELİMENİN ANLAMI EN UZAK MESCİT ANLAMINDA DIR, KESİNLİKLE HERHANGİ BİR YERDEN BAHSEDİLMEMEKTEDİR. Bahsetmiş olsaydı, bizler herhalde bu yeri de Kutsallaştırır, kim bilir neler yapardık, gerçi bahsetmed iği halde yapıyoruz da. Ayette Allah elçisini, Mescidi Haram dan, yani İslam ın, İbrahimi dinin merkezi kabul edilen yerden, bereketli topraklar dan geçerek, EN UZAK MESCİDE KADAR GÖTÜRMÜŞTÜR. Bunun nereleri kapsadığını, detayını Allah Kur’an da, asla bildirmem iştir.  Elbette bunun sebebi de vardır, Allah bilir bizler bilemeyiz . Belki bizler bu yerlerin neresi olduğuna dair, tahminde bulunabil iriz ama bunun bizlere bir getirisi, faydası yoktur. Olsaydı Allah bu konuda da detaylı bilgi verirdi. Önemli olan Allah elçisini, bahsettiği bölgeleri gezdirip, onun bazı gerçeklerle yüzleşmesini, dersler almasını sağlamıştır. Bu gezdirmenın, götürmenın nasıl olduğunu da tam bilemiyor uz.

BURADAN DA ANLIYORUZ Kİ, KUDÜS BİZLERİN İNANCIMIZ ADINA KUTSAL BİR MEKÂNIMIZ DEĞİLDİR. AMA KUDÜS BUGÜN, MÜSLÜMANLARIN EZA VE CEFA GÖRDÜĞÜ, ADETA MÜSLÜMANLARIN YOK EDİLMEYE ÇALIŞILDIĞI, YAHUDİLERİN İŞKALİNDE BİR YERDİR. Yahudiler bu bölgeyi, yalnız biz Müslümanlar için değil, Hıristiyanlar içinde önemli bir bölge yapmayı başarmışlardır. Hıristiyanlar için adeta burası Hac bölgesidir. Hz. İsa nın,  bu şehirde çarmıha gerildiğine inanırlar. Çok daha ilginci Yahudiler, Hıristiyanlar arasında, özellikle Amerika da, Evanjelis t mezhebini n kurulmasını sağlayarak, bu mezhep inananlarının da, devletin yönetim kadrosuna gelmesini sağlayıp, bakın nelere inandırmışlar.

“ YAHUDİLER, ALLAH IN VAAT ETTİĞİ KUTSAL TOPRAKLAR A YERLEŞTİRİLMEDİĞİ SÜRECE, İSA MESİH DÜNYAYA GELMEYECE KTİR.”

Yahudiler yalnız bizim inançlarımıza değil, Hıristiyan inançlarına da işte böyle girmişler ve onları böyle yönetiyorlar. Amerika nın, Yahudiler e devlet kurmalarının ve onları savunmala rının tek nedeni, bu düşünceye inanmalarından kaynaklanıyor. Allah ile aldatmak, demek ki her inancın başına bela.

Yahudiler, diğer Ehlikitabın içine soktukları yanlış bilgilerl e, kendi topraklarının kutsallığını sağlamış VE ADETA İŞKÂL ETTİĞİ TOPRAKLAR I, BAŞKALARININ KORUMASIN I, DEĞER VERMESİNİ SAĞLAMIŞLARDIR. Bizlerde KUDÜS Ü din adına öyle kutsallaştırdık ki, bazı Hac turları önce Kudüs ü ziyaret ediyor, daha sonra Mekke ye geçiyorlar. Allah bizlere akıl fikir versin. ORAYA GİTTİĞİMİZDE, YAHUDİLERE KAZANDIRD IĞIMIZ PARAYI BİR DÜŞÜNÜN. BU KAZANDIRD IĞIMIZ PARALAR, MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZE KARŞI MERMİ, SİLAH OLARAK GERİ DÖNÜYOR.

Değerli din kardeşlerim, bizlerin inancına girmiş batıl ve hurafe inançlarımızı, lütfen Kur’an süzgecinden geçirelim. Allah sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim diyorsa, Kur’an ın sınırlarını aşan, onun bahsetmed iği, hiçbir bilginin lütfen ardı sıra gitmeyeli m ve inanmayalım. İnanın çok pişman oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/


Sayfa: [1] 2 3 ... 10
Kısayollar
Gemlik Haberleri
Gemlik Haberleri
Gemlik Resimleri
Gemlik Ulaşım
Gemlik E-Randevu Gemlik Aile Hekim
Gemlik Video
Gemlik Şiirleri
Gemlik Tel Rehberi