Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
İSLAMİ BİLGİLER / Enbiya Suresi 10, Şura 52, Ankebut 47. Ayetlere Kulak Verelim.
« Son İleti Gönderen: halukgta 19 Kasım 2017, 12:37:03 »
Bu makalemde sizlere hatırlatmak ve üzerinde düşünmenıze vesile olmak istediğim bazı ayetler var. Lütfen bu ayetler üzerinde dikkatle düşünelim. Bizlere öğretilenleri bir kenara koyalım, bakalım Allah bu ayetlerin de bizleri nasıl uyarıyor ve hangi bilgileri veriyor ki, dini kullananl arın, saptıranların elinde hiçbir dayanakla rı olmasın.

Enbiya 10: Andolsun, SİZE ÖYLE BİR KİTAP İNDİRDİK Kİ, SİZİN BÜTÜN ŞEREF VE ŞANINIZ ONDADIR. Hâlâ aklınızı kullanmay acak mısınız? (Diyanet meali)

Bakın Allah çok açık ve net bir bilgi veriyor bizlere ve ne diyor.

“SİZE ÖYLE BİR KİTAP İNDİRDİK Kİ, SİZİN BÜTÜN ŞEREF VE ŞANINIZ ONDADIR.”

Allah bizler için Kur’an ın yeteceğini, hatta hayatımızın özünün, yaşam rehberini n, şan ve şerefimizin yolunun yalnız Kur’an dan geçtiğini, asla bunun dışına çıkmamamız gerektiğini söylüyor. Siz bu uyarıyı aldıktan sonra, KUR’AN BENİM AMELİ İBADETLERİMİ GEREKTİĞİ GİBİ AÇIKLAMAMIŞ, BEN BU BİLGİLERİ KUR’AN DIŞINDAN GELEN SÖZLÜ BİLGİLERDEN HADİSLERDEN ÖĞRENİYORUM, DEMEMİZ NORMAL Mİ? Hani şan ve şerefimiz yalnız Kur’an daydı. Hani yalnız Kur’an ın ipine sarılacaktık. Hani Kur’an dan sorumluyd uk. Hani biz kitapta hiçbir eksik bırakmadık diyordu Allah. Yoksa bu uyarılara kulak mı tıkadık, atalarımızın inançlarını yaşamak adına?

Tüm bunlar normal diyorsanız, Allah ın bu ayetine iman etmiyor, kendinize Kur’an ın yanında kitaplar, rehberler ediniyors unuz demektir. Allah sizin bütün şan ve şerefiniz için her şey Kur’an da var diyecek, bizler adeta inatla, beşeri FIKIH inancının öğretisini Kur’an da göremediğimizde, bakın her şey yokmuş, demek ki Kur’an, iman adına her şeyi yazmıyormuş diyeceğiz öylemi? Bunu söylediğimizde ve inandığımızda, sonucuna da katlanacağımızı unutmayalım.

Değerli din kardeşlerim. Bizlerin asla unutmaması gereken bir konu var, oda Allah ın elçisinin ÜMMİ oluşudur. BU KONU İSLAM TOPLUMUND A ADETA GİZLENİYOR. Kur’an ın ÜMMİ kelimesin e, ÜMMİ toplumuna verdiği anlamı, eğer bizler doğru anlayabil irsek, bugün peygamber imiz adına uydurulan tüm iftiraların, sözlerin gerçek olmadığı ortaya çıkacaktır.

Peygamber imiz ÜMMİYDİ yani ne Yahudi’ydi nede Hıristiyan toplumuna tabiydi. Söyledikleri gibi ümmi okuma yazma bilmeyen anlamında değildir. Allah ın elçisi, Hiçbir ehli kitaba tabi değildi ama doğruların arayışındaydı. Onun içindir ki, ALLAH IN RESULÜNÜN DİNİ KONULARDA HİÇBİR BİLGİSİ YOKTU. Hatırlayınız Allah bu konuya açıklık getirmek için, ne diyordu elçisine hitaben.

“SEN KİTAP NEDİR, İMAN NEDİR BİLMEZDİN. FAKAT BİZ KUR'ÂN'I, KULLARIMI ZDAN DİLEDİĞİMİZİ DOĞRU YOLA İLETTİĞİMİZ BİR NUR YAPTIK.” (Şura 52)

Bakın Allah ın resulü, elçi olmadan önce, hiçbir inanca tabi değilmiş. Ayette de açıkça sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin diyor. Bu bilgiyi Allah bizlere neden bildiriyo r, bunun maksadını mutlaka anlamalıyız. Eğer anlamadan üstünü örtersek, bu konuda Allah ın bizlere anlatmaya çalıştığı çok önemli gerçekleri anlayamayız. Çok daha dikkat çeken ise, ayetin devamında söylediklerini hatırlayalım.

“FAKAT BİZ KUR'ÂN'I, KULLARIMI ZDAN DİLEDİĞİMİZİ DOĞRU YOLA İLETTİĞİMİZ BİR NUR YAPTIK.”

Demek ki peygamber imiz, doğru yolu, din adına her şeyi Kur’an dan öğrenmiş. Kur’an Allah ın doğru yoluna ileten, apaçık bir nurdur diyor ayet. Ama bizler bu gerçekleri görmezden gelip, Allah ın nurunu tamamlaya n, hatta ibadetler imizin detayı Kur’an da olmadığı için, onları açıklayan, izah eden bir konumuna getiriyor uz, Allah ın elçisini. Bu nasıl bir tezatlık, Allah ın elçisinin tek rehberi Kur’an ise, bizler nasıl Kur’an yetmez deriz. Allah verdiği emri neden açıklamasın, bunu da mı düşünemiyoruz? Açıklamadığı bir emirden nasıl hesap sorabilec eğine inanıyoruz, bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Bu nasıl büyük bir saygısızlık, bunun farkında bile değiliz.

Bu konuda bizlere referans olacak ve hurafeler den bizleri uzaklaştıracak, çok dikkat çekici bir ayeti sizlere hatırlatmak istiyorum .

Ankebut 47: Çünkü [ey Muhammed,] sen bu [vahyin gelmesi]nden önce HERHANGİ BİR İLAHÎ KELÂMI OKUMUŞ YA DA ONU KENDİ ELLERİNLE YAZMIŞ DEĞİLDİN; öyle olsaydı, [sana vahyetmiş olduğumuz] hakikati çürütmeye çalışanlar,  insanları [onun hakkında] KUŞKUYA SEVK EDEBİLİRLERDİ. (Muhammed Esed meali)

Bu ayetin bir ayet öncesinde de Allah, Kur’an ı peygamber imize indirdiğinden bahsediyo r ve daha önceki vahiylere inanan ve inkârcılardan örnek veriyor. Bu ayette de aslında bizler için çok önemli bir bilgi veriyor, ÜMMİ konusuna açıklık getirmek adına.

Peygamber imizin konumu ile ilgili, daha önce Şura 52. ayette verdiği bilgiyi derinleştirmek, onaylamak adına, bakın ne diyor Yaradan. Sen, sana indirdiğimiz Kur’an dan önce, dini konularda hiçbir kitap okumamış ve bu kitaplarl a ilgili dini konularda hiçbir bilgide yazmamıştın. Seni özellikle ÜMMİ toplumdan seçtik. Bunun nedeni, gerçeklere karşı çıkıp, Kur’an a iman etmek istemeyen ler, bu durumunu kötüye kullanır, bu kitabı kendisi yazmış, daha öncede zaten buna benzer kitaplar yazıyordu demesinle r diye, özellikle seni ÜMMİ toplumun içinden seçtik diyor. Ayetin son cümlesi zaten bunu açıklıyor.

Bunca açık ayetlerde n sonra, Allah ın elçisinin ÜMMİ oluşu gerçeği üzerinde, dikkatle düşünelim ve diyelim ki; Madem Allah ın elçisi ÜMMİYDİ, yani Kur’an ın dışından hiçbir dini bilgisi yoktu, bu durumda peygamber imiz din adına Kur’an ayetlerin den başka hükümler koymuş olması mümkün değildir. Bunun mümkün olamayacağını ayetten anlıyoruz.

Allah o günkü topluma fırsat vermemek adına, elçisini ÜMMİ toplum arasından seçiyor ve sebebini de söylüyor. “KUR’AN I RESULÜM YAZMIŞ DİYEMESİNLER, ELLERİNDE BÖYLE BİR BAHANELERİ OLMASIN.” Bizlerde bu ayetten, kıssadan hisse alıp şunu rahatlıkla söyleyebiliriz;

ALLAH ÖZELLİKLE ÜMMİ BİR ELÇİ GÖNDERMİŞ Kİ, DAHA ÖNCE ATALARINI N İNANCININ ETKİSİNDE KALMADAN, ASLA DİNE İLAVELER YAPMADAN, ÜMMETİNE YALNIZ KUR’AN İLE HÜKMETSİN, YALNIZ KUR’AN I ANLATSIN.

Ben aldığım kıssadan hissemi, sizlerle paylaşmak istedim. En doğrusunu Allah bilir. Bizlere düşen imtihanımızı yalnız Kur’an dan yaşamak olmalıdır.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/


2
İSLAMİ BİLGİLER / Ynt: Dini Konularda Neden Saygıyla Tartışamıyoruz.
« Son İleti Gönderen: Uğur YUCA 11 Kasım 2017, 22:07:09 »
Yazını soluksuz okudum. BÖYLE İNSANLAR TEDİRGİNDİR, KENDİ İNANCININ, DÜŞÜNCESİNİN YANLIŞ OLABİLECEĞİ KORKUSU, O KİŞİNİN İÇİNİ KEMİRİR VE BÖYLE İNSANLAR ASABİ OLURLAR. şu yazını okuldaki bir yığın fuzuli dersinın yerine ögretilse, o kadar cinayet, tecavüz, hırsızlık bu ülkede yapılmaz.
3
İSLAMİ BİLGİLER / Kur'an Ameli İbadetlerimiz Konusunda, Yeterli Bilgi Vermez mi?
« Son İleti Gönderen: halukgta 07 Kasım 2017, 17:50:24 »
Kur’an ayetlerin in ne anlattığını, ameli ibadetler imizi nasıl yerine getireceğimizi, Kur’an dan öğrenemez miyiz? Aslında böyle bir soruyu sormaktan utanıyorum. Çünkü bunun tersini düşünmek, Allah a ve kitabına saygısızlıktır. Düşünebiliyor musunuz, benzer bir soruyu, herhangi bir konuda kitap yazmış bir yazara yöneltsek ve desek ki, senin kitabında bahsettiğin bazı konuların açıklaması, izahı kitabında yok, gereken tüm bilgileri alamadık. Bu konuların anlaşılması için başka kaynaklar a da ihtiyaç var desek, inanın yazar çok üzülür ve şöyle düşünür. “DEMEK Kİ KİTABIMI YAZARKEN BAŞARILI OLAMAMIŞIM, AMACIMA ULAŞAMAMIŞIM”. Ne yazık ki bu soruyu sorup, doğru cevabı hepimiz bulmalıyız, çünkü Kur’an ne yazık ki, tek başına anlaşılması mümkün olmayan, her sorumuza cevap vermeyen bir kitap ilan edildi, bazı kişiler tarafından.

Lütfen hatırlayınız, Allah sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum diyordu, ama bizler çok önemli olan ameli ibadetler imizin açıklamasını ve nasıl yerine getireceğimiz konularının Kur’an da olmadığını söylüyoruz. Buna nasıl inanırız, hiç mi düşünmüyoruz? Bunu kabul edersek, Allah yarattığı kullarına, uyarılarını, ikazlarını anlatamıyor, izah edemiyor demek anlamına gelir ki, buna inanan bir insan, Allah a çok büyük saygısızlık yapmış demektir. NEDEN ALLAH, BİZLERİN YERİNE GETİRMEMİZİ İSTEDİĞİ KONULARIN, GEREKEN KADARINI AÇIKLAMASIN KUR’AN DA VERMESİN, BUNUN MANTIKLA, AKILLA, KUR’A İLE İZAHINI YAPABİLECEK VAR MI ARAMIZDA? Allah yeni doğan bir bebeğin, iki yıl anne sütünü emmesi gerektiğini Kur’an da yazacak, ama Allah a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirmemi z ve ibadetler imiz konusunda gereken açıklamayı yapmayaca k öyle mi?

BİR ÖĞRETMEN SİZCE, ÖĞRENCİSİNE GEREKEN BİLGİYİ, GEREKTİĞİ ÖLÇÜDE VERMEDEN, İMTİHAN EDİP SORU SORAR MI? SORMAZ DİYORSANIZ, LÜTFEN AKLA VE MANTIĞA UYMAYAN BİR İSNATTA ALLAH A BULUNMAYA LIM. İNANIN HESAP GÜNÜ, ŞAŞKINA DÖNENLERİN SAFINDA BULURUZ KENDİMİZİ.

Kur’an a baktığımızda, böyle bir şeyin asla olamayacağını, Kur’an ın anlaşılması için, nice örneklerle izah edildiğini, kolaylaştırıldığını onlarca ayetinde Allah bizlere bildiriyo r. Eğer Kur’an ın okunduğunda anlaşılmasının mümkün olmadığına inanırsak, bu konuda Allah ın Kur’an ı anlaşılacak bir şekilde gönderdim dediği onlarca ayetini inkâr etmiş oluruz. O zamanda Müslüman olduğumuzu söylememizin, hiçbir anlamı kalmaz. Bazı kardeşlerimiz ise şöyle bir savunma yapıyorlar ve diyorlar ki;

“KUR'AN İTİKAT İMAN İÇİN YETERLİDİR, AMELİ YÖNDEN PEYGAMBERİN AÇIKLAMALARI GEREKMEKT EDİR. YOKSA KİMSE HACCINI YERİNE GETİREMEZ, NAMAZINI KILAMAZ, ORUCUNU TUTAMAZ, ZEKÂTINI VEREMEZ.”

Bir an bu söylediklerini doğru kabul edelim. Eğer doğru kabul edersek, Allah ın Kur’an ın ipine sarılın, o sizi en doğruya ulaştıracaktır hükmü askıda kalır. Çünkü Allah ne diyordu, Kur’an da biz her konuda nice örnekleri değişik ifadelerl e verdik ki anlayasınız, sizi Kur’an dan hesaba çekeceğim. Yine Kur’an, dinde ruhban sınıfı olmadığını, sakın veliler edinip ardı sıra gitmeyin, güvenilecek yardım istenecek veliniz yalnız benim ayetlerin e de inanmamış oluruz. Eğer yukarıdaki sözlere, düşünceye inanırsak, bizler Allah a karşı kulluk görevimizi nasıl yerine getireceğimizi Kur’an dan öğrenmemiz mümkün olmaz. NAMAZIMIZ I KURANA GÖRE KILAMIYOR, ZEKÂTIMIZI KUR’AN A GÖRE VEREMİYORSAK, BİZLERİ İMAN ADINA YÖNLENDİRECEK BAŞKA KAYNAKLAR IN OLMASI GEREKİR Kİ, BUDA KUR’AN IN KARŞISINA YA DA YANINA KOYMAMIZ GEREKEN KİTAPLAR VAR DEMEKTİR.

Hatırlayınız, Allah ne diyordu? “Hadi bir benzerini getirin bakalım.” Bir benzerini bırakın, Kur’an da açıklanmayan çok önemli konuların açıklandığı, izah edildiği kitaplard an bahsediyo ruz. Böyle kitaplar eğer varsa, Kur’an ı hiç kimse okumaz. Daha açık, izah edilen kitapları okumak daha akıllıca olmaz mı bu durumda. Bakın bu düşünceye inandığımızda, nasılda toplumu Kur’an dan uzaklaştırıyoruz.

Bu konuda düşünmeye devam edelim. Diyelim ki, peygamber imizin hadisleri olmasaydı, söyledikleri gibi namazımızı kılamazdık, orucumuzu tutamazdık, hacca gidemez gerekenle ri doğru yerine getiremez dik diye düşünelim. Peki, peygamber imizin döneminden kayda alınmış, bu bilgileri izah ettiği, açıkladığı kitaplar nerede? Bırakın peygamber imizden bugüne ulaşan kitapların olmamasını, zaten Allah ın elçisi böyle yanlış bir düşünceyi asla kabul etmediği için, din ve iman adına hiçbir bilgiyi Kur’an hariç kayda aldırmamış yazdırmamıştır. PEYGAMBERİMİZDEN GÜNÜMÜZE ULAŞMIŞ KUR’AN DIŞINDAN HİÇBİR KAYNAK KİTAP YOKTUR. Hatırlayınız lütfen, bugün hadisleri n tamamı, bir rivayete göre diye başlar ve bir kişinin düşünceleri ve sözleriyle nakledili r. İnancımızı sizce böylemi yaşamamızı isterdi Yaradan?

Çok daha ilginci, dört halifenin de böyle bir düşüncesinin olmadığının kanıtı olarak, onların döneminde bile Kur’an dışından bunlarda peygamber imizin sözlerdir diye herhangi bir sözün yazılması, nakledilm esi yasaktı, çünkü Allah ın resulü yasaklamıştı. Bu dönemde de asla kayda alınmış, bahsedile n bilgileri n yazıldığı bir kitap yoktur.

Bu durumda şöyle bir soru geliyor akla. Madem bizler nasıl namaz kılacağımızı, oruç tutacağımızı, zekat vereceğimizi Kur’an dan öğrenemiyoruz, neden bu ibadetler imizi yerine getireceğimiz bilgileri, Allah ın elçisi Kur’an ın yanında kayda aldırıp bizlere iletmemiş? Şöyle düşünebilir misiniz, PEYGAMBERİMİZ BUNU DÜŞÜNEMEMİŞ, DÖRT HALİFENİN DE AKLINA GELMEMİŞ, AMA YAKLAŞIK 200 YIL SONRA BİRİLERİNİN AKLINA GELEREK, PEYGAMBERİMİZİN BU KONULARDA Kİ SÖZLERİNİ/HADİSLERİNİ TOPLAMIŞ VE BİZLERİN İMANLARINI KURTARMIŞ. ÇOK ŞÜKÜR ONLARIN SAYESİNDE NAMAZIMIZ I KILIYOR VE ZEKÂTIMIZI DOĞRU VERİYORUZ. Öylemi din kardeşlerim. Bizler buna mı inanıyoruz?

Lütfen batıl ve yanlış inançlarımızı aklamak adına aklı ve Kur’an ı devre dışı bırakmayalım, mahşer günü ne Allah ın nede Resulünün yüzüne bakamayız. Allah ın elçisi, özellikle Allah tarafından, ne Hıristiyanların nede Yahudiler in arasından değil, ÜMMİ toplumun içinden seçilmiştir. ÜMMİ söyledikleri gibi okuma yazma bilmeyen değil, hiçbir dini inanca tabi olmayandı. Bunu Kur’an birçok ayetinde izah ediyor, tabi anlayana anlamak isteyene.

Onun içindir ki, Allah ın resulünün din adına bildiği tek kitap KUR’AN dı. Ne öğrendiyse yalnız Kur’an dan öğrendi. Allah tüm emirlerin i Kur’ân ile tebliğ etti ve Kur’an da açıkladı, daha doğrusu bunu Kur’an söylüyor. Anlattıkları gibi, namazın kılınmasını ve diğer ibadetler in nasıl yerine getirilec eğini Kur’an dışından sözlü yolla bildirmed i. Böyle bir bilginin olması da Kur’an a göre mümkün değil. Allah bizleri Kur’an dan sorumlu tutacağına hükmettiyse, onun tüm açıklamasını da Kur’an da yapmadığını nasıl düşünürüz. Akla ve mantığa Kur’an a uymayan bir düşünceyi, nasıl kabul ederiz?

Allah emin olmadığın bilginin sakın ardına düşme, sorumlu tutarım, sizler için kıstas ölçü, rehber yalnız Kur’an dır dedikten sonra, rivayetle r yoluyla bizlere ulaşan sözlerle, nasıl olurda imanımıza yön veririz. Karar sizlerin. Allah ın elçisi örnek peygamber imiz, yalnız Kur’an a uymuş ve yalnız Kur’an ile hükmetme emri almıştır. İmtihan sizin imtihanınız, hep birlikte gerçekleri mahşerde göreceğiz. Bir Müslüman a düşen, din kardeşini, yalnız Kur’an ile uyarmak olmalıdır.

PEYGAMBER E DÜŞEN, APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. (Ankebut 18) Diyanet meali.

BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILA R OLARAK GÖNDERİRİZ.  (Kehf 56) Diyanet vakfı meali

SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. (Rad 40) Diyanet meali.

BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYI M. (Ahkaf 9 ) Diyanet meali.


Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/

4
İSLAMİ BİLGİLER / Dini Konularda Neden Saygıyla Tartışamıyoruz.
« Son İleti Gönderen: halukgta 26 Ekim 2017, 12:09:43 »

Toplum olarak din konusu açıldığında, bir birimize saygılı olmayı bir türlü öğrenemedik. Tabi bunun nedenleri var, ama bizler bu gerçeğin farkında değiliz. Tartışmalarımızda, aynı şeyleri söylemiyor da, farklı şekilde inançlarımızı anlatıyorsak, bazen karşılıklı küfürleşmeye, hakarete kadar varıyor tartışmanın sonu. Konu din değilse, bu tartışma yüksek boyutlard a her nedense olmuyor.

Peki, neden böyle bir tavır içinde oluyoruz, neden tahammülsüzce davranıp, saygının sınırlarını aşıyoruz diye düşündünüz mü? Bu konu yalnız dini konularda değil, her konuda geçerlidir ama konu din olunca çok daha farklı oluyor tepkiler. Eğer bir insan herhangi bir konuda, karşısındaki kişiye düşüncelerini zorla, hakaretle kabul ettirmeye çalışıyorsa, ya cahildir, konu hakkında doğru bilgisi yoktur, ya da inatla yanlışta ısrar ettiğinden, psikoloji si bozulmuştur. Psikoloji de buna YANSITMA deniyor. BU ASLINDA RUHSAL BİR RAHATSIZL IKTIR. Tedavisi gerekir, ama kişi bunun farkında değildir. Bu rahatsızlık hakkında size kısaca bilgi vermek istiyorum, çünkü bu psikoloji k rahatsızlık, ne yazık ki toplumuzu sarmış durumda.

“Özellikle paranoid bozuklukl arda görülen, kişinin kendisini n çevresindekilere yönelik hissettiği öfkeyi “herkes bana karşı, bana düşmanlık besliyorl ar” şeklinde ifade etmesidir . KENDİSİYLE YÜZLEŞEMEYEN KİŞİLERİN, BAŞVURDUĞU BİR KAÇIŞ YÖNTEMİDİR. ZAYIFLIĞINI, HATASINI KABULLENM EK İSTEMEYEN KİŞİLERİN, KAÇMAK İSTEDİKLERİ DUYGULARI NI KARŞISINDAKİLERE AİTMİŞ, ONLARDAN KAYNAKLAN AN BİR PROBLEMMİŞ GİBİ GÖRÜP, İŞİN KOLAYINA KAÇMAK İSTEMELERİDİR. Yansıtma kendisini iki şekilde gösterir:

1- Kendi eksiklikl erimiz ve beceriksi zliğimizden doğan aksaklıkları, başkalarına yüklemek şeklinde
2- İstenmeyen, kabul edilecek türden olmayan arzu ve tutumlarımızı, başkalarına yakıştırma eğiliminden kaynaklanır.

Bu konu psikoloji kitaplarında; BİREYİN KENDİSİNDE BULUNAN KUSURLARI BAŞKALARINDA GÖRME DAVRANIŞINA VERİLEN İSİM OLARAK GEÇER. BİREY, YANSITMA YOLUYLA KENDİNDE VAR OLAN OLUMSUZ ÖZELLİKLERİN, DİĞER İNSANLARDA DA OLDUĞUNU GÖSTERMEYE ÇALIŞIR, BÖYLELİKLE KENDİSİNE, HAKLILAŞTIRIM KAZANMAYA ÇALIŞMAKTADIR.”

Gördüğünüz gibi bir kişi, herhangi bir konuda tartışırken, eğer karşısındaki kişiye saygılı davranmıyor, hakaretle r edip kendi düşüncesini zorla kabul ettirmeye çalışıyorsa, bu kişi kendi düşüncesinden, ya da inancından emin değil demektir. KENDİSİ İLE YÜZLEŞEMEYEN İNSANLARIN TAVRIDIR, BU DAVRANIŞLAR. Böyle insanlar fikirleri nin, sözlerinin yanlış olabilme korkusuyl a yaşarlar ama yinede düşüncelerini savunmakt an geri kalmazlar . Sürekli karşısındaki kişilerin düşüncelerine karşı, şiddetli tepki gösterirler, hakaret ederler ve onları suçlarlar. Böyle kişiler düşünmeyi, araştırmayı da devre dışı bırakırlar.

Gelelim dini konularda ki saygıdan çok uzak, hakaret dolu sözlerle yapılan tartışmalara. Eğer bir insan bu tartışma esnasında, kendisi gibi düşünmeyen fikre karşı, saygısızca davranıyor ve hakaret ediyorsa, böyle insanlard a mutlaka psikoloji k bozukluk var demektir. BÖYLE İNSANLAR TEDİRGİNDİR, KENDİ İNANCININ, DÜŞÜNCESİNİN YANLIŞ OLABİLECEĞİ KORKUSU, O KİŞİNİN İÇİNİ KEMİRİR VE BÖYLE İNSANLAR ASABİ OLURLAR. Böylece karşısındaki kişiye karşı, normalin üstünde tepki verir.

Ne yazık ki toplum olarak özellikle dini konularda, ruhsal bozuklukl ar yaşıyoruz. Çünkü bizleri Allah ile aldatıp, inancımıza öyle batıl şeyler karıştırdılar ki, neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda, kafalar inanılmaz derecede karışık. Tabi tüm bunlar yaşamımızı da etkiliyor, toplum olarak doğruda buluşamıyor, hatta tartışamıyoruz. Bunun asıl nedeni, Allah ın sizleri sorumlu tutuyorum dediği Kur’an da buluşamamamız, büyük etken olmaktadır. REFERANSI MIZ, DELİLİMİZ, KANITIMIZ FARKLI OLUNCA, ELBETTE AYNI ÇATI ALTINDA DA BULUŞMAMIZ MÜMKÜN OLMUYOR. İşin kötüsü bu bölünmüşlük bizleri ruhsal olarak hasta ediyor, mutsuz bir toplum oluyoruz.

Onun içindir ki, dini konularda çok fazla tartışmaya ben girmem. Kur’an dan referans verir, bilgilend iririm. Tartışırken eğer saygısız bir üslup varsa, cevap dahi vermem. Çünkü böyle insanlarl a tartışmanın, konuşmanın hiçbir yararı yoktur, sonuç alınamaz. Birbirimi zi suçlamanın hiçbir anlamı yoktur, çünkü hangimizi n en doğru yolda gittiğini Allah, yalnız ben bilirim diyor. Konuşurken kendimizi temize çıkarıp, en doğru benim düşüncemdir demeden, karşımızdaki kişiyi suçlamadan birbirimi zle konuşmalı ve tartışmalıyız. Notumuzu verecek ve değerlendirmeyi yapacak yalnız Allah tır, lütfen unutmayalım.

Kur’an öğretisi ile düşündüğümüzde, zaten herkes bu dünyada kendi imtihanını yaşıyor ve hiç kimse bir başkasının imtihanına müdahale edemez. İmtihanımız da Kur’an dan olduğuna göre, hiç kimse de bir diğerinden sorumlu tutulmaya cağından, bu saygısızca tartışmamızın hiçbir anlamı da yoktur. BU PSİKOLOJİK BASKI, BİZLERDE TAHRİBATA YOL AÇIYOR. YANLIŞ İNANÇLARIMIZ BİZİ BASKI ALTINA ALIYOR VE ONLARDAN KURTULAMI YORUZ. ÇÜNKÜ YANLIŞIMIZI GÖRMEKTEN KORKUYORU Z.

Bizlere düşen tek bir şey var, oda inancımızdan önce emin olmalıyız. Hatamızdan ne kadar önce dönersek bizler için kardır. Çünkü Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır. Önemli olan yanlışta ısrar etmemekti r. Allah bizleri Kur’an dan sorumlu tutacağına hükmettiyse, onun sınırlarını aşan hiçbir bilginin takipçisi olmamaya, özen göstermeliyiz. Allah SİZLERE İNDİRDİĞİM KUR’AN YETMİYOR MU diye uyarıyorsa, bu uyarının gereğini yerine getirmeli ve bizler Kur’an ın yeteceğine önce gönülden iman etmeliyiz . İnanın yoksa kendimizi öyle bir psikoloji nin içinde buluruz ki, hatalarımızı, yanlışlarımızı asla fark edemediğimiz gibi, doğru yolda olan kardeşlerimizin uyarılarından da, asla dersler alamayız. Allah yanlışta ısrar edenlerin, gözlerine perde çekerim, kulaklarını ve gönlünü mühürlerim derken, sanırım bu gerçeği bizlere hatırlatıyor.

Dilerim Müslüman toplumlar olarak, inancından emin olan, yalnız Kur’an ın ipine sarılan, batıldan, hurafeden uzak, aklını kullanabi len, böylece karşısındaki kardeşine saygıyla hitap eden, yalnız Kur’an ı tavsiye eden toplumlar oluruz. Unutmayalım lütfen Allah ın elçisi, örnek peygamber imiz, yalnız Kur’an a uymuş ve yalnız Kur’an ile hükmetme görevi almıştır.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/


6
İSLAMİ BİLGİLER / Hz. Adem Ve Eşinin, Cennetten Kovulması Konusu....
« Son İleti Gönderen: halukgta 20 Ekim 2017, 15:33:47 »
Bu makalemde, sizleri üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim konu, HZ. ÂDEM VE EŞİNİN CENNETTEN KOVULMASI KONUSU ÜZERİNE OLACAKTIR . İlginçtir, bizlere Hz. Âdem ve eşinin cennetten kovulmasına sebep olan, Âdem in eşi olduğu anlatılır. Onun içinde FIKIH inancının öğretisinde, kadın aşağılanır ve adeta şeytanla eş tutulur. Bu bilgiler gerçekten doğrumudur? Asla doğru değildir, bu inanç Kur’an a iftiradır.
 
Önce şunu söylemek isterim. KUR’AN DA ÂDEM İSMİ ÇOKÇA GEÇER, AMA EŞİ OLARAK HAVVA İSMİ ASLA GEÇMEZ, Âdemin eşi olarak bahsedili r Kur’an da. Hz. Âdemin eşi, isim olarak, Havva anamız olduğu konusunda, bizlere anlatılan rivayetle rin tamamı, günümüzde tahrif edilmiş ve bizlerin sorumlu olmadığı, Yahudiler in ellerinde bulunan ve adına Tevrat dedikleri kitapta geçer. Allah ın indirdiği Tevrat a elbette inanıyoruz, ama tahrif edilmiş, Kur’an da bahsedilm eyen, doğruluğundan emin olmadığımız, batıl ve yanlış bilgilerl e karıştırılmış olana, asla inanmamız mümkün değil. Çünkü Allah bizleri, Kur’an dan sorumlu tutacağına, açıkça hükmetmiştir.
 
Hz. Âdemin ve eşinin, Kur’an da anlatılan, şeytan ın sözlerine inanıp, yasaklı ağacın meyvesind en yemesi ve cennetten kovulması konusu üzerinde birlikte düşünelim. Allah geleceği bildiği halde, Hz. Âdemin ve eşinin bu yasağa, nefsinin esiri olarak uymayacağını ve günaha gireceğini bilmiyor olabilir mi? Elbette mümkün değil, biliyordu . Demek ki Allah özellikle buna engel olmayıp, olayların yaşanmasına izin verdiği anlaşılıyor. Çünkü Allah çok affedicid ir, bağışlayıcıdır, istese affedebil irdi. Affetmeyi p cennetten kovduysa ceza verdiyse, bu kısadan bizler nasıl bir kıssadan hisse çıkarmalıyız, asıl ona bakmalıyız. BU OLAY, İNSANLIĞIN BU DÜNYADA YARATILIŞINA, BANA GÖRE DİKKAT ÇEKİCİ VE DÜŞÜNDÜRÜCÜ BİR ÖRNEKTİR.
 
Rabbimiz yarattığı insanların, çok önemli özelliğini anlatıyor ve bizleri uyardığını, dikkatimi zi çektiğini, bu kıssadan öğreniyoruz. Çünkü Allah ne diyordu? SİZLERİ BU DÜNYADA, KİMLERİN DAHA GÜZEL İŞLER YAPIP YAPAMAYAC AĞINI GÖRMEK, YANİ İMTİHAN İÇİN YARATTIM DİYORDU. TABİ İBLİSİNDE İMTİHANIMIZDA, NE DERECE ÖNEMLİ OLDUĞUNU, BU ÖRNEK KISSADAN DAHA İYİ ANLIYORUZ . İşte yaratılışımızın asıl amacı bu. ÂDEM VE EŞİNİN, BİR NEDENLE İNSANLIĞIN BAŞLANGICI OLMASI,( olayların gerçek amacını yalnız Allah bilir) Bu şekilde bizlere, dikkat çekici bir örnekle anlatılıyor.
 
Yanlış bir inancımıza, önce açıklık getirmek istiyorum . İblis/şeytan, Hz. Âdem in eşini kandırdığı için, cennetten kovulmadılar. Her ikisi de iblisin yalanına, vesvesesi ne kandılar ve bulundukl arı cennet bahçesinden çıkartıldılar. BU YANLIŞ BİLGİLER, YAHUDİ İNANÇLARINDAN BİZLERE GEÇMİŞTİR, bunu da hatırlatmak isterim. Bakın bu konuda Kur’an ne diyor.
 
Araf 19: “Ey Âdem! SEN VE EŞİN cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. FAKAT ŞU AĞACA YAKLAŞMAYIN. Yoksa zalimlerd en olursunuz .” (Diyanet meali)
 
Araf 20: Derken şeytan, kendileri nden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendileri ne vesvese verdi ve dedi ki: “RABBİNİZ SİZE BU AĞACI ANCAK, MELEK OLMAYASIN IZ, YA DA (CENNETTE) EBEDÎ KALACAKLA RDAN OLMAYASIN IZ DİYE YASAKLADI .” (Diyanet meali)
 
Araf 21: “Şüphesiz ben size öğüt verenlerd enim” diye de onlara yemin etti. (Diyanet meali)
 
Araf 22: BU SURETLE ONLARI KANDIRARA K YASAĞA SÜRÜKLEDİ. AĞAÇTAN TATTIKLAR INDA KENDİLERİNE AVRET YERLERİ GÖRÜNDÜ. DERHAL ÜZERLERİNİ CENNET YAPRAKLAR IYLA ÖRTMEYE BAŞLADILAR. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklama dım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi. (Diyanet meali)
 
Araf 23: Dediler ki: “RABBİMİZ! BİZ KENDİMİZE ZULÜM ETTİK. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerde n oluruz.” (Diyanet meali)
 
Araf 24–25: Allah, dedi ki: “BİRBİRİNİZİN DÜŞMANI OLARAK İNİN(oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanm a vardır.” Allah, dedi ki: “ORADA YAŞAYACAKSINIZ, ORADA ÖLECEKSİNİZ VE ORADAN (MAHŞERE) ÇIKARILACAKSINIZ.”(Diyanet meali)
 
Ne dersiniz, siz bu ayetlerde n, yalnız Hz. Âdemin eşinin mi sorumlu olduğunu anladınız, yoksa her ikisinin de bu yanlışı yaptığını ve Allah ın uyarısına uymadığını mı anladınız? Çok açıktır ki, Allah ın uyarısına uymayan, hem Hz. Âdem, hem de eşi. Ama bugün İslam topluluğunun neredeyse büyük çoğunluğu, Hz. Âdemin eşinin, Hz. Âdem i kandırdığına inanır. YANİ İNANÇLARIMIZ NE YAZIK Kİ, YAHUDİLEŞTİRİLMİŞ, AMA BUNUN FARKINDA BİLE DEĞİLİZ. İLGİNÇTİR, YAHUDİ İNANÇLARI, PEYGAMBERİMİZİN ADI KULLANILA RAK, ONUN HADİSLERİ/SÖZLERİ DİYE DİNE SOKULMAYA ÇALIŞILMIŞTIR.
 
Sizce Hz. Âdem ve eşi nereden indirildi? Cennet neredeydi? Çünkü ayette, birbirini ze düşman olarak inin ya da çıkın oradan diyor. Bu konuda birçok şey anlatılıyor, nereden indirildiği konusunda . Ben söylenenlerle sizin kafanızı karıştırmak istemiyor um. Allah ın Kur’an da, açıkladıkları bilgiler doğrultusunda konuyu anlamak ve konuşmak, bizleri daha doğruya ulaştıracağına inanıyorum.
 
Hz. Âdem ve eşinin nereden indirildiğinden çok, nasıl ve nerede yaratıldığı ve daha sonra hesabın görülmesi için, nerede tekrar canlandırılacağımız önemli. Âdem ve eşinin, cennet bahçesi, yani eşi benzeri olmayan bir mekândan çıkartıldıkları anlaşılıyor. Hatırlayınız Cebrail in Peygamber imize vahiy getirdiğini anlattığı Necm 13. ayette, “YEMİN OLSUN Kİ ONU BİR BAŞKA İNİŞTE DE GÖRMÜŞTÜ.” Diye geçer. Cebrail nereden iniyor olabilir, herhalde gökyüzünden olmasa gerek. Allah cenneti tarif ederken, bizlerin bu dünyada çok hoşumuza giden, hatta hayalleri mizi süsleyen sözlerle anlatır ve derki;” ALLAH ONLARI, ALTLARIND AN IRMAKLAR AKAN CENNETLER LE MÜKÂFATLANDIRMIŞTIR.” Bizler yaşadığımız dünyada, böyle benzeri bir yere gelince, çok mutlu oluruz ve adeta ayrılmak istemeyiz . Cennet gibi yer deriz, hiç cenneti görmediğimiz halde.
 
Bakara 34. ayette Allah meleklere, Âdem e secde edin dediğinde, iblis hariç melekler secde etmişti hatırlayınız. Tam bu esnada sizlerin düşünmesini istediğim bir konu var. Hz. Âdem cennettey ken, topraktan, balçıktan yaratılmamış mıydı? Yaratılmıştı. Çünkü iblis ben ateşten yaratıldım, Âdem ise çamurdan yaratıldı, ben ondan üstünüm demişti ve secde etmemişti. Bu durumda Etten, kemikten oluşan Hz. Âdemin, cennette olduğu zamanda bizler gibiydi. Bu durumda farklı bir âlemde, mekânda olması mümkün mü sizce? Çok özel bir yerden/cennetten çıkartıldıkları belli, bu belirtilm iş.
 
Araf 24 ve 25. ayette Allah, İNDİRDİĞİ YERDE YAŞAYACAKLARINI, BURADA ÖLECEKLERİNİ VE ÇOK İLGİNÇTİR, BURADA DİRİLTİLEREK, MAHŞER GÜNÜ HESABA ÇEKİLECEĞİMİZİ SÖYLÜYOR AYETTE. Tabi bu dünyada, hesap görüldükten sonrada, Allah ın özellikle hazırladığı cennet ve cehenneme, farklı bir âleme göndereceğine dair bir bilgi yok. BU DURUMDA HER ŞEY BU DÜNYADA GERÇEKLEŞECEK DİYEBİLİR MİYİZ? Doğrusunu Allah bilir. 
 
Dikkat çekici olan bilgi ise, Hz. Âdem ve eşinin yasaklı meyveden yedikleri nde, cinsel bölgelerinin göründüğü bilgisidi r. Demek ki normalde görünmez bir durumdala r ki, bunu söylüyor. TIPKI BUGÜN, MELEKLERİN VE CİNLERİN ARAMIZDAKİ DURUMU GİBİ. Bizler günümüzde Allah ve melekleri nden bahsederk en, onların gökyüzünde olduğunu düşünürüz. Peki, bu bilgiyi bize Kur’an mı verdi? Elbette hayır. Hatırlayınız, her birimizin yanında, iki meleğin her zaman bizimle beraber olduğunu ve yaptıklarımızı kaydettiğini söyler Kur’an. Bu durumda onların başka bir âlemde olduklarını düşünmemiz, ne kadar doğru olur? HATTA CİNLER ÂLEMİNİN DE, BU DÜNYADA YAŞADIĞINI VE ARAMIZDA BİR ENGEL OLDUĞUNU, BİZİM ONLARI GÖREMEDİĞİMİZİ SÖYLEYEN, YİNE KUR’AN DEĞİL Mİ?
 
Bildiğiniz gibi Hz. Âdemin ve eşinin topraktan, balçıktan bu dünyada yaratıldığı çok açık bir şekilde anlatılır Kur’an da. İblisinde bu dünyada olduğunu Kur’an dan biliyoruz . Bizlere her an vesvese vererek aldatarak, tuzaklar kuracağı bilgisi de var Kur’an da. Araf suresi 25. ayette ne diyordu tekrar hatırlayalım.
 
“Allah, dedi ki: “ORADA YAŞAYACAKSINIZ, ORADA ÖLECEKSİNİZ VE ORADAN (MAHŞERE) ÇIKARILACAKSINIZ.”(Diyanet meali)
 
NE DERSİNİZ, SİZCE HER ŞEY BU DÜNYADA GERÇEKLEŞECEK, HESAP BU DÜNYADA GÖRÜLECEK, DEMİYOR MU ALLAH?  Cenneti ve cehennemi de, bu dünyanın dışında aramamız sizce doğrumu? Ben Allah ın ayetlerin den anladıklarımı yazdım, doğrusunu Rabbim bilir. Yanlışlarımdan dolayı, Rabbimin affına sığınırım.
 
Saygılarımla
 
Haluk GÜMÜŞTABAK
 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
7
Gemlik videoları / Gemlik Havadan Gemlik Sahil Turu (4K)
« Son İleti Gönderen: Uğur YUCA 02 Ekim 2017, 01:39:36 »
8
Gezi,Konser,Tiyatro ve Piknik / Burkay konseri 11 eylül 2017
« Son İleti Gönderen: Uğur YUCA 02 Ekim 2017, 01:38:10 »
9
ATATÜRK & OSMANLI / ATATÜRK Ü DİNSİZLİKLE SUÇLAYANLARA, ATANIN CEVABI VAR.
« Son İleti Gönderen: halukgta 29 Eylül 2017, 17:27:49 »
Günümüzde Atatürk düşmanlığı, öyle ayyuka çıktı ki, Atatürk ün bir konuşması basına verilerek, Atatürk dinsiz ve din düşmanı ilan edildi. Önce şunu açıkça söylemek isterim. Kimin dinsiz ve din düşmanı olduğunu, yalnız Allah bilir. Bizler karşımızdaki kişiye, benim dini inancım yok demediği sürece, asla din adına yargılayıp, bu dinsiz kararını veremeyiz . Çünkü bunu Allah yasaklamış ve kimin takvaca üstün olduğunu, yalnız ben bilirim demiştir.

Atanın konuşmasından bir bölüm sizlere nakletmek istiyorum, ama her ne hikmetse bu konuşmaların tamamı topluma verilmiyo r. Onun içinde konuşmadan alıntı yapacağım sözlerin, ilk bakışta ne anlama geldiği konusu farklı şekillerde yorumlana bilir, yanlış anlamlar yüklenebilir. Ne yazık ki art niyetli kişiler, dinde kendi nefisleri nde kanıt yaratmak içinde, aynı yönteme başvurup, ayetlerde geçen kelimeler i cımbızlayıp, farklı anlamlar verebiliy orlar. Konuşmadan alıntı yapalım.

“Bizim devlet idaresind eki ana programımız, CHP programıdır. Bunun kapsadığı prensiple r, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır.

Fakat bu prensiple ri, gökten indiği sanılan KİTAPLARIN DOĞMALARI ile asla bir tutmamalıdır. Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyor uz.”

Atatürk, asla söylemesi mümkün olmayan sözlerle, mahkûm edilmeye çalışılıyor. Biliyorla r ki, bu iftiralar a, kendisi mezarından kalkıp cevap veremez. Unuttukla rı ona inanan ve güvenen neslin, asla yok edilemeye ceğidir. Şöyle düşünelim bir an. Atatürk kabrinden kalktı ve bu sözlerinden dolayı kendisine iftira atanlarla mahkemede yüzleşiyor ve hâkim Ataya şöyle bir soru soruyor; “SEN ALLAH IN GÖNDERDİĞİ KUR’AN A KARŞIMI, BU SÖZLERİ SÖYLEDİN” demiş olsa, sizce bu sözleri söyleyen Atatürk, nasıl cevap verir? Bakın nasıl cevap veriyor.”Bu sözler ve düşünceler, şahsıma hakaretti r, iftiradır. Benim sözlerimden, nasıl olurda Allah tarafından gönderilen Kur’an ı kast ettiğimi anlarsınız. Konuşmamda, Allah ve onun gönderdiği Kur’an dan bahsediyo r muyum? Dikkat ederseniz, konuşmamda tek bir kitaptan değil, birçok kitaplard an bahsediyo rum” 
 
Çok doğru, Kur’an ve Allah kelimesi asla geçmiyor konuşmada. Birçok kitaplard an bahsedili yor. Karşı savunma avukatı, bu sözler karşısında kalkıp, şunları söylediğini var sayalım. “Allah ın gönderdiği Kur’an ismini söylemiyorsunuz, ama gökten indirdiği sanılan kitaplard an kasıt Kur’an dır. İlhamını, gökten ve gaipten gelenden değil, hayattan almış bulunuyor uz sözleri ile de Kur’an ı kast ediyorsun uz.” Dediğini düşünelim. Acaba bu sözleri dinleyen Atatürk, sizce bu sözler karşısında, nasıl bir cevaplar verirdi?

“Benim kimden ve hangi kitaplard an bahsettiğimi ve ne maksatla bu sözleri söylediğimi, siz kendi düşüncelerinizde yorumlaya rak, kendi değer yargılarınızla bu değerlendirmeyi yapıyorsunuz. Bunlar benim sözlerim değildir. Bu konuda açık kanıtınız nedir, benim Kur’an ı inkâr maksadıyla söylediğimden nasıl emin olabilirs iniz? AMA BENİM, BU MAKSATLA SÖYLEMEDİĞİMİN KANITI KUR’AN DIR. ÇÜNKÜ BEN KUR’AN DAN BAHSETMİŞ OLSAYDIM, GÖKTEN İNDİRİLMİŞ OLDUĞUNU SÖYLEMEZDİM. BEN BİLİYORUM Kİ, KUR’AN IN GÖKTEN İNDİRİLDİĞİNE DAİR BİR BİLGİ KUR’AN DA YOKTUR. Allah her yerdedir ve mekândan münezzehtir. Cebrail tarafından tebliğ edilmiş bir rehberdir Kur’an. Gaip yani, nereden geldiği, ne durumda olduğu belli olmayan kelimesin i de Kur’an için kullanmam mümkün değildir. ÇÜNKÜ KUR’AN IN ALLAH KATINDAN GELDİĞİ ÇOK AÇIKTIR.”

“Gaip kelimesi, yani bilemediğimiz, emin olamayacağımız bizlere tebliğ edilmeyen, hakkında bilgimiz olmayan, emin olamadığımız bilgiler için söylenir. BENİM İLHAM ALMADIĞIM, ALMAK İSTEMEDİĞİM DEN KASTIM, KUR’AN DEĞİLDİR. BENİM KAST ETTİĞİM, BATILIN VE HURAFENİN, ATALAR DİNİNİN DAYATARAK, BUNLARDA ALLAH KATINDAND IR DEDİKLERİ İNANÇLARDIR, DOĞMALARDIR.  Allah ın kitabını bir kenara bırakıp, Allah ne emrediyor sa tam tersini din diye topluma sundukları bilgiler, bizler için rehber değildir, emin olamayacağımız bu bilgilerd en ilham alamayız.”

“Hatırlayınız peygamber imiz, mahşer günü ne söyleyeceği örneği veriliyor du Kur’an da? “BENİM ÜMMETİM KUR’AN I TERK ETTİ.” İşte bizim isyanımız, bu terk edilişedir. Bizler Kur’an ın yerine koymaya çalıştıkları hayatın, doğanın gerçekleri, kanunları ile bağdaşmayan, bunlarda Allah katından indirilmiştir dedikleri beşeri fikir ve sözlerden, onların kitaplarından asla ilham almayız, almayacağız da. ÇÜNKÜ BU KURAL VE HÜKÜMLER, ALLAH IN EMRETTİĞİ YAŞAMINA, YARADILIŞ KURALLARI NA, ALLAH IN KOYDUĞU TABİAT KANUNLARI NA, HAYATIN ÖZÜNE AYKIRIDIR . ONUN İÇİN BİZLERİN İLHAM ALACAĞI YAŞAMDIR, ALLAH IN BİZLERE SUNDUĞU EŞSİZ HAYATTIR, TABİAT KANUNLARI DIR. Bugüne kadar toplumların geri kalması, insanların acı ve ızdırap çekmesi, Allah ın FITRATIMI ZA KOYDUĞU kanunlarını bir kenara koyup, kendi dinlerini yaratıp, Allah ın koymadığı kuralları, bunlarda Allah katından dır denmesi nedeniyle dir. İşte bizler bu gidişe dur diyoruz ve ALLAH IN YARATTIĞI YAŞAMDAN, TABİAT KANUNLARI NDAN, HAYATIN GERÇEKLERİNDEN İLHAM ALIYORUZ. BUDA KUR’AN IN TA KENDİSİDİR.”

“Bugün bizlere din diye sunduklar, ne Kur’an dır, nede Allah katındandır. Hepsi hurafe ve sanı bilgilerd ir. YANİ DOĞMADIR. DOĞRULUĞU DENEYDEN GEÇMEMİŞ, SINANMAMIŞ, HAYATA GEÇİRİLDİĞİNDE HUZUR VE MUTLULUK VERDİĞİ HİÇBİR ÖRNEK YOKTUR. Onun içinde bu tür doğmalarla toplumu yönetmek yerine, doğrudan doğruya Allah ın yarattığı eşsiz hayat gerçeklerinden örnek alıyoruz, ilham alıyoruz. Kur’an hayatın bu gerçeklerini yaşamamızı bizlere emreder.”

Bu savunmayı yapan Atatürk e karşı, sizce tarafsız bir hâkim, nasıl bir cevap verir ve kararını açıklar?  Yorumunu sizlere bırakıyorum. Bu konuşmada açıkça söylenmemiş, açıklanmamış bir konuda yorum yaparak, bu ülkeyi düşman işgalinden kurtarıp, halkın en zor anında toplumu tek yumruk yapan lider Atatürk e karşı, dinsiz imansız damgası vurmak, saygısızlığın vefasızlığın açık bir örneğidir.

Atatürk bu konuşmasıyla, neyi kast ettiğini yalnız Allah bilir. Ben din adına diğer konuşmalarından yola çıkarak, Atatürk ün dinsiz, inançsız ve Kur’an düşmanı olacağını asla düşünmüyorum. Ama tekrar söylüyorum gerçeği, doğruyu yalnız Allah bilir. Eğer dine karşı, inançsız bir insansa, bunun hesabını Allah a verecekti r. KİŞİLERİN İNANÇLARINI BİZLER ASLA SORGULAYA MAYIZ, KENDİ DEĞER YARGILARI MIZLA KARARLAR VERİP, KİŞİLERİ DİN ADINA SUÇLAYAMAYIZ. Bizlerin yapacağı, gözlemleyeceği, topluma karşı faydalı bir insan olup olmadığıdır. Ne yazık ki bu yanlışı günümüzde de çok yapıyoruz, bazı kişileri dindar, bazı kişileri dinsiz ilan ediyoruz. Tabi hep yanılıyor ve acısını da çok çekiyoruz. Yakın geçmişte bunun örneğini gördük ve toplum olarak büyük acılar çektik.

Allah hayatın gerçeklerini anlamamız için, Kur’an da bizlere yarattığı tabiatı örnek verip, göklerde ve yerde neler var, bakın kurduğum eşsiz düzeni anlamaya çalışın, aklınızı kullanın ve ders alın der bizlere. Toplumu yöneteceklere de, adaletle yönetmesini emreder. İşte size hayattan, yaşamın gerçeklerinden örnekler. Ama beşerin, mezhepler in getirdiği FIKIH inancı, hayatın gerçeklerinden çok uzaktır. Düşünebiliyor musunuz, bir kişi zina yaptığında, taşlanarak öldürme emrini Kur’an vermemiştir. Doğmaların yaşandığı, beşerin yarattığı dinin kurallarıdır.  Atatürk kurduğu devletin kanunlarında, asla böyle inançlara yer olmadığını açıkça bildirmiştir.

Bu konuşma 1 Kasım 1937 de, Meclisin açış konuşmasında söylenmiştir. Dikkatle üzerinde düşünmenızi istediğim konu ise, bu sözlerinden sonra meclisin tamamında alkışlar yükselmiş, asla hiç kimse bu sözlere itiraz etmemiştir. Yani, Atanın bu sözlerinden, salonda bulunan hiçbir milletvek ili, Kur’an a hakaret ediliyor, din düşmanlığı yapılıyor anlamını çıkarmamışlardır.  Bu sözlerden dolayı Atatürk e dinsiz diyenler, o gün meclistek i tüm milletvek illerine de aynı hakareti, iftirayı yaptıklarını bilmelidi rler.

Atatürk din eğitimi almış, Kur’an ı anlayarak okuyan bir insandı. Onun içinde gerçek İslam ın, batıldan ayrılması için uğraş vermiştir. Atatürk ün dine bakışını, bakın ilk diyanet işleri başkanı Sayın Rıfat Börekçi, hatıralarında nasıl anlatıyor. Bu bilgi Diyanet İşleri Başkanlığı kayıtlarındandır.

“Atanın huzuruna girdiğimde, beni ayakta karşılardı. Utanır ezilir, büzülür, ‘Paşam beni mahcup ediyorsun uz’ dediğim zaman, ‘ DİN ADAMLARIN A SAYGI GÖSTERMEK, MÜSLÜMANLIĞIN İCAPLARINDANDIR.’ BUYURURLA RDI. Atatürk şahsi çıkarları için, kutsal dinimizi siyasete alet eden, cahil din adamlarını sevmezdi.”
 
Not: Atatürk ve din eğitimi- Ahmet Gürtaş- Diyanet İşleri başkanları yayınları. S- 12

Hayatımızda bizler hep kolayı seçiyor ve karşımızdaki kişileri araştırmadan soruşturmadan, istediğimiz yargıya varıyoruz. Buda açık bir iftiradır. Hatırlatırım Allah bunu yasaklamış, buna benzer dedikodul arı yapmayı, ölü kardeşinin etini yemeye benzetmiştir.

Gelin kolayı değil, zoru seçelim. Bir kişi hakkında yorumlar yapmadan, bir isnatta bulunmada n önce, onu dikkatle araştıralım, açık kanıtlar arayalım. Bir kişiyi sevmeye biliriz, ama o kişiye karşı kinimiz ve nefretimi z, Allah ın adaletli olun uyarılarının önüne, lütfen geçmesin.

“Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikl e ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. BİR TOPLUMA OLAN KİNİNİZ, SAKIN HA SİZİ ADALETSİZLİĞE İTMESİN.” (Maide   8   )

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/

10
Videolu hikayeler / Robot Kartal - Yazan Ve Okuyan: Serdar Yıldırım
« Son İleti Gönderen: Serdar102 26 Eylül 2017, 22:23:41 »

ROBOT KARTAL

Yazan Ve Okuyan: Serdar Yıldırım


Sayfa: [1] 2 3 ... 10
Kısayollar
Gemlik Haberleri
Gemlik Haberleri
Gemlik Resimleri
Gemlik Ulaşım
Gemlik E-Randevu Gemlik Aile Hekim
Gemlik Video
Gemlik Şiirleri
Gemlik Tel Rehberi