Gönderen Konu: TÜRKLER İLE MÜSLÜMANLAR ARASINDAKİ İLK MÜNASEBETLER  (Okunma sayısı 1801 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı baphomet

  • Forumun Ağası
  • Özel Üye
  • Forum Aşiği
  • *
  • İleti: 882
  • ÜYENİN İTİBARI 138
  • Cinsiyet: Bay
  • O Bir PCKoPaT
Türkler'in İslamiyet'i kabul etmeye başladıkları dönemler hakkında günümüze ulaşan eserlerin sayısı oldukça azdır. Dolayısıyla İslam dünyasında Türkler'in nasıl tanındıklarına ilişkin bilgileri miz sınırlıdır. Zeki Velidi Togan tarafından yayınlanan İbn-i Fadlan Seyahatna mesi bazı ipuçları vermekted ir. İbn-i Fadlan, başkanlığını yaptığı Abbasi elçilik heyetiyle bazı Türk boylarını ziyaret etmiş ve gözlemlerini kaleme almıştır. Diğer bir kaynak olan, Ebu Dülef Seyahatna mesi de bununla benzer görüşler içermektedir.12
780-869 yılları arasında yaşamış Arap edibi ve düşünürü Cahiz'in Hilafet Ordusu Menkıbeleri ve Türkler'in Faziletle ri gibi çalışmaları bulunmakt adır.13 Türkler'in Faziletle ri isimli eser Türkler'in karakteri hakkında yazılmış ilk kitaptır. Söz konusu eserde Türkler, düzeni seven, kabiliyet li, aynı zamanda da mütevazı insanlar olarak tanıtılmıştır. Cahiz, "Türk tek başına bütün bir cemiyet demektir" diyerek Türkler'in üstün nitelikle rine işaret etmiştir.14 Aynı kitapta, Türkler'in at üzerinde geçirdikleri zamanın yerde ve uykuda geçirdikleri zamandan çok daha fazla olduğu; ok atma ve ata hakim olma yetenekle ri belirtilm iştir. Bunların yanı sıra, diğer milletler in meziyetle ri sayılırken Türkler'in askerlikt e en ileri seviyede olduklarına dikkat çekilmiştir.
Söz konusu kitapta Cahiz, Türkler hakkında övgü dolu ifadeler kullanmıştır:
"Savaş sanatı Türk'e bilgi, tecrübe, siyaset ve sair yüksek vasıflar kazandırmıştır. Türk daima sözünde durur ve hile bilmez. Türk Hakanı hileyi sadece savaşta da olsa yapmak zorunda kaldığını üzülerek belirtir ve iki yüzlü olanları daima en kötü insan sayar... Arap ordularını Türkler kadar titreten başka bir Millet yoktur. Türkler daima soylarıyla iftihar ederler, vatanlarına ve dillerine çok bağlıdırlar. Düşmanları esir alınca onlara iyilik ve ikram eder, alicenaplık gösterirler." 15
Türk tarihinin anlatıldığı bir kaynakta, o çağlarda, İslam dünyasının Türkler'e yaklaşımı şöyle anlatılır:
"Araplar Maveraünnehir'e geldikler i zaman Türkler'in yüksek ahlaki meziyetle re, büyük bir idarecili k ve askerlik maharetin e sahip olduklarını görmüşlerdi. Bunların şöhreti ta uzak İslam beldeleri ne kadar yayılıyor, herkes Türkler'den bahsediyo rdu. Müslümanlar arasında, Türkler İslamiyet'e girdikler i takdirde artık hiçbir gücün İslam'a karşı çıkamayacağı inancı doğmuştu. Nitekim birçokları vaktiyle Hazreti Muhammed'in Türkler'le ilgili övgülü ve müjdeli sözler söylediğini rivayet ediyor, hatta bazı Kuran ayetlerin de Türkler'in ima edildiği söyleniyordu."16
Türk toplulukl arı, savaşlar ve göçler sonucunda Moğolistan'dan Tuna boylarına kadar uzanan oldukça geniş bir bölgeye yayılmışlar; pek çok farklı kültür ve inançlara sahip halklar ile tanışma imkanı bulmuşlardır. Bu durum onların çeşitli dinlerin etkisinde kalmalarına neden olmuştur. Bununla birlikte, ilerleyen sayfalard a anlatılacağı gibi, Türkler asıl kimlikler ini Müslümanlık ile bulmuşlar; yüzyıllar boyunca İslamiyet'in koruyucul uğunu ve bayraktar lığını yapmışlardır.
Türkler'in güneye ve batıya doğru gerçekleştirdikleri göçlerin başlıca nedeni ekonomikt i. Batıya göç eden Türkler, İran'da Sasani İmparatorluğu engeli ile karşılaşınca daha ileriye gidemedil er. Bunlardan bir kısmı İran'a yakın bölgelerde yerleşirken, bazıları Hindistan'a doğru yöneldiler.
Sasani İmparatorluğu, belirli bir süre Türkler ile Müslümanlar arasında bir set teşkil etmiş; Arap ordularının Yermuk (634), Kadisiye (635) ve Nihavend (641) Savaşlarının ardından İran'ı ele geçirmeleriyle ortadan kaldırılmıştır. Buralarda yerleşik bulunan Türkler, önceleri Araplar'la mücadele etmişlerse de, Talas Savaşı'nda (751) Çinlilere karşı Araplar'ın yanında yer almışlardır. Savaş sonrasında Çin'in Orta Asya'dan çekilmesiyle bölgeye Araplar hakim olmuşlardır. Bu tarihten itibaren de Türkler'in hak din olan Müslümanlığı tanıma imkanı doğmuştur.
Türkler'in Araplar ile yakınlaşması sonucunda, Maveraünnehir bölgesindeki Türkler Müslümanlığı kabul etmeye başladılar. Ancak, ilk Müslüman Türk Milleti bu bölgedekiler değil, İtil boyunda yaşayan Türkler'in oluşturduğu Bulgarlar oldu.
10. yüzyılın başında İtil Bulgarları ile Abbasiler arasında diplomati k ilişkiler kuruldu. İtil Bulgarları İlteberi, yani hükümdarı Almış'ın isteği üzerine, Bağdat'taki Abbasi Halifesi kendisine din adamı ve askeri uzmanlard an oluşan bir heyet gönderdi. Müslüman heyetin İtil'e ulaşmasının ardından İtil Bulgarları 922 yılında topluca Müslüman oldular. Böylece İtil (Volga) Bulgarları ilk Müslüman Türk devleti oldu. O yıllarda Hazar Hanları Museviliği, Uygurlar Maniciliği, Doğu Avrupa'daki Türkler Hıristiyanlığı kabul etmişlerdi.
Tarihçilerin yazdıklarına göre, Cuma hutbeleri nde "Allah'ım, Bulgar İlteberini doğru yola götür" deniyordu . Hükümdar, babası Müslüman olmadığı için onun adının yerine Abdullah adını kullandı.10 Bulgar Türkleri o sırada eski örf ve adetlerin i, bazıları İslam'a uymasa da devam ettiriyor lardı. Diğer taraftan Müslümanlığın şartlarını yerine getirme konusunda da çok kararlı idiler. Nitekim Başkurt Türkleri o sırada Hıristiyan olacakken Bulgarlar bunu engelledi ler.11
Diğer bir gelişme, Maveraünnehir bölgesinde yer alan şehirlerdeki Müslüman Türk nüfusunun artması oldu. Buralarda yaşayan Türkler, maddi imkanlarının çoğunu İslam dinini yaymak amacıyla harcıyorlardı. "Putperest" dedikleri soydaşlarını hak yola çevirmek üzere onların ülkelerine akın eden Türkler'e maddi yardımda bulunuyor, onların yiyecek gibi ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Aynı dönemde göçebe Karluk ve Oğuz boylarının kitleler halinde Müslüman oldukları görülüyordu. Göze çarpan bir nokta da, Müslüman Türkler'in yoğun oldukları şehirlerde, Müslüman Türk alimlerin tarih sahnesind e görünmeye başlamalarıydı.
Türkler'in İslamiyet'i tanımalarında etkili olan sadece Müslüman heyetler değildi. Bu süreçte Müslüman tüccarlar, dervişler ve Abbasi ordularında görevli Müslüman Türk askerler de önemli görevler üstlendiler. 19. yüzyılın ortalarında Abbasi ordularında çok sayıda Türk vardı. Bu tarihte, Türkler Bizans sınırında görev alarak Hıristiyanlara karşı İslam dünyasını korumaya; aynı zamanda da İslamiyet'i yakından öğrenmeye başladılar. Kahraman Türk akıncıları unutulmaz başarılar kazandılar; Battal Gazi Destanı şanlı tarihimiz in önemli yapraklarından biri oldu.
Şöyle özetlenebilir ki, Türkler'in Müslümanlığa geçişleri 10. yüzyıla kadar yavaş, bu tarihten sonra ise büyük bir hızla gerçekleşmiştir
Ben İmza Neyim BilmemParnakBassam Olurmu?

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 
Kısayollar
Gemlik Haberleri
Gemlik Haberleri
Gemlik Resimleri
Gemlik Ulaşım
Gemlik E-Randevu Gemlik Aile Hekim
Gemlik Video
Gemlik Şiirleri
Gemlik Tel Rehberi